Uzaklarda kalmış aydın şafaklar
Kim bilir hangi ufukta kaldılar
Maviyi saklayan kara bulutlar
Kim bilir hangi garibin ahtın dalar?
Görünmez yıldızlar nankör gecede
Nerde kaldı o eski harman yeri
Elde değil o deme dönsek geri
İş oldun mu kimse kaçmazdı beri
Bağ, bahçe dikenli harabe olmuş
Parkın girişinde sahamız vardı
İçimde bir özlem, gözlerim yolda
Bilmem kaçıncı ayrılık oldu bu
Bugünler kaldı hep yarına doğru
Hangi hicran hangi son buluş bu
Gözler sürgün oldu yol gözlemekten
Dağlar, taşlar şu sümbüllü yaylalar
Sana benzer seni andırır bana
Her yan ay çiçekle dolu ovalar
Güneş vurup yüzün döndürür bana
Yücedir şu derdim dağlardan yüce
Koskoca dört yılı, nasıl devirdik
Dem su gibi aktı, yetişemedik
Zamanı Tanrı yaşar, bilemedik
Hoşcakalın dostlar, hep esen kalın
Derslere çalışırdık canla başla
Seyyah olsam yollar çıkmaz
Yıldız kaysa dilek tutmaz
Dedim ay doğsun geceme
İzleyecek vaktim olmaz
Günler geçti bir telaşla
çok kırgınım ve yorgunum...
sebebi insanlar...
son bulsun artık...
kalbimdeki acılar...
anladığım tek şey...
sizde hiç mi hiç yokmuş;
Kalbim tıpkı bir okyanus gibi
Her ay doğuşunda, gel git içinde
Bu gel gitler içimde aşılmaz falezler yaratıyor
Bazen bu uçurumlardan düşüp paramparça oluyorum
Bazen de bir kartal gibi salınıyorum
Taze gülüm dalından kopardılar.
Feryat dedikleri bülbüle kaldı.
Eski korkaklar yiğit kesildiler.
Aslan dedikleri Ali’ye kaldı.
Zalim felek bırak, yârimi saram.
Evvelinde bende gezerdim dağlarda.
Heyheyli günlerimden eser kalmamış.
Bende bilirdim senin gibi salınıp uçmayı.
O eski kanatlarımdan eser kalmamış.
Deli gönlüm daldan dala konardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!