Umut dediğin ‘belirsiz göze’ ikilik, çevre alana senin kendini ışıtmandır
Umudetmek anlamlı olmayacaktır yoksa, sen asla ilerlemekten vazgeçme.
Yaprakdökmeyen ormanlarda bulunur, umut irmik helvası sarı yapraklar
Esas olarak, nedense bazen insan kedere kapılabilir ancak hep bilmelidir:
Herdemyeşil olarak da tanınarak sınanan bu orman, tümünü yapraklarının
Aynı anda dökmeyen, ah elektronlar, konum saptadığında hız ölçemezsin,
Cennet ol'uyor şen sabahların yükseldiği bahçelerde Orman tomruğunun; --1
gene de bak sevgilim, geçiştiriyoruz, varetmek için cenneti ormana.
Öyle güzelsin ki, Ustinov'un eşiğinde olduğu o Cennet Geçidi'sin, donun;
buz geçecek, kar gelecek, hava hafifleyince biz gideceğiz adamıza.
Bir sıkımlık gibi altetmek soğuğu, bu sefer hiç geçiştirmeyeceğiz;
temelli bir insaf kan gelir, kumru mırıltıların koynu -başlanır, bir sefer
Mırıl mırıl fısıldayışlarıdır hassas ten, zamandan ulaşan yazıtın metruk kinayesine.
derinen tizlik-meltemler halinde püfrülen gül tarlası nidaları, bir olup, fısır fısır, martı martı
ve alır önüne sunulan cici balıkları menhir-ceylan, doğa güzeldir, akkuzu meler de,
fırsat verildiğinde hiç kekeme değildir -fecre açılmış gözleriyle puhu, kargı. (1)
Fısıltı gazeteleri dolaşmaktadır çiçek dillerinde tarlanın, cevabendir kah sevdicekte kah burada,
gri bulutlardan daha sade gök pamuklarına ki tüm farkettikleri-sustukları'ndan gri'nin üsttedir yergi;
Nefes borusundan bronşlara
Ve akciğerlerden, değin ta bekleyişlerin
Kara anakarası,Karaciğerine.
En gereksiz, broşlar, kolyeler vesaire...
Belki, sadece, bir bilim konferansında,
Büyükbaş insancılların..
Çal Vega çal, hayat yıldızlarda. İstikbal göklerde!
O.K. 'Hafif Müzik' çalsın az.
Hoş, zaman tanımak bizde adetten değildir ammaa; Bir fırsat tanıyalım ona baricik az biraz.
-
Öğreniyorsun herhalde,
nerde ne yapacağını.
Bir sürü gül, kırmızı gül, beyaz gül,
ki, -''hiç değilse ağlamayan'- çöp' alır, nasıl, demetleri, katreleri;
şu ufukta, burdan, karşıdaki gerilmiş tül?
Gene de iyicesinden veryansınları kini
ulaştıramaz bile, umuda özür dilemelerin;
özür dilemek özür dilemek olsaydı -çünkü- hakkıyla:
Tutabilir miyim avucunda seni yıldızların günebakan?
Çok daha nicesindir sen de ebediyet, 'hep bir an öncesi'.
Pervane, 'yanacaksa da yansın ışıkta', der gider, saksağan
dam üstünde, damdaki kemancı tahıl çuvalının en dip içi.
Bilir ama ölmemeli, bekler ve sonra çıkar, ve sevinçle;
kor oldu gök pare pare ve süt gibi ak sûr sen ki bek
Bu bir arzu, tazı cinsiyet;
tomurcukları yumrulayan.
O, deformasyona uğramasın,
ussal ve de şeklen.
Karda çınlayan bir tutam
...
Azınlık değil, detaya önem atfeden,
markalaşmanın içi boş popülaritesi yerine bir ekolün hamaratlığını benimseyen
hareket yerine, yine durmaya hükmeden ama mutlaka gene didişip harekete geçen
varolduğu değerleri savunan
Taliesin aşağıdaki şekilleri kendisine ilham erenin rehberliğinde çizmiştir: “Yoktan yarattı dünyaların Yaratıcısı dört elementi; ahenkle birleştirmiş tüm yaratılanlar için temel bir neden ve kök malzeme olsun diye…”[Monmouth’lu Geoffrey, Vita Merlini]
Deneyimleyebileceğimiz en güzel şey gizemli olandır. Tüm gerçek sanatın ve bilimin kaynağıdır. Duygunun kendisine yabancı olan kimse, artık hayret ve huşu içinde durmayan kimse ölmüş sayılabilir; gözleri kapalıdır. Yaşamın gizemini anlama arzusu, korkuyla eşlenmiş bile olsa, dinin doğuşuna neden olmuştur. İçine giremeyeceğimiz ve kendini, yetersiz duyularımızın sadece en ilkel şekillerde algılayabileceği en yüce bilgelik ve güzellik olarak ortaya koyan bir şeyin gerçekten var olduğunu bilmek… işte bu bilgi, bu his gerçek dindarlığın merkezindedir. Albert Einstein, PERİLİ DAĞ Bölüm dört” (Merlin Kral Arthur’un Büyücüsünün Gizli 21 Dersi, Douglas Monroe)




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...