Sırça saray sizin olsun,
Çulun bende hatırı var.
Hiçbir canı incitmeyen
Kulun bende hatırı var.
Solup gitse gazel demem,
Yurdumun köyünde, şehirlerinde
Nice destan yazdı güzel Türkçemiz.
Âşığın, ozanın şiirlerinde
Kıta kıta gezdi güzel Türkçemiz.
Ahmet Yesevi’nin hikmet’lerinden,
Gözlerine hüzün dolmuş
Hangi derde düştün gönül?
Gül sûretin, benzin solmuş
Hangi derde düştün gönül?
Mecnun gibi çölde misin,
Gönüllerin tabibi, gül kokulu rehberim
İnsanlığa inen nur Sevgili Peygamber'im
Gönül yurdu yârelense,
Can incitmez insan olan.
Bin yerinden pârelense
Can incitmez insan olan.
Cümle kulun kerameti,
Kar iniyor göklerden bembeyaz efsun gibi
Kimine tüyden hafif kimine kurşun gibi
Yazda, zemheride, kuytu köşede
Kaynadı tüterek kara çaydanlık
Bana sadık bir dost yeter cihanda
Sana demlik gerek kara çaydanlık
Bu gönül yangını sızlatır dağı
Tatlı tebessümle hoş kelâm ile
Canlara güldün mü bugün kardeşim.
İnci gibi kalbin kırılsa bile
Bir gönül aldın mı bugün kardeşim?
Sevgiyi serersen gönül köşene
Kulak verin rüzgârın buğulanmış sesine,
Vedâ etti tabiat hazân elbisesine.
Güneş dağın ardını gayrı erken aşıyor,
Karanlıklar uzarken gece ağırlaşıyor.
Bir garip kul düşse dara
Hızır olup varmak gerek.
Hüzün yüklü gönüllere
Yûnus gibi girmek gerek.
Her zerrenin var hikmeti




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!