Ahmet Kemal Şiirleri - Şair Ahmet Kemal

Ahmet Kemal

FATMA HALAM YAHUT İKİNCİ ANNEM

Annemle Babam evlendiğinde henüz evlenmemiş bakire bir genç kızmış. Büyük Halam ailenin en büyük çocuğu. Sonra Babam, sonra O geliyor. Fatma, Fatikos diye takılıyorlar O’na. Ev işlerini O’na yaptırıyor Annesi. Annem iyi yemek yapamamasının bahanesi olarak ne kendi evinde ne de kaynanasının evinde kendisine yemek yaptırılmadığından dem vurur, kendisinin tarlaya ve inek peşine sürüldüğünü söylerdi.
Bir gün O’na ablasının evlendiği köyden bir görücü gelir. Annemin tabiriyle Damat’ın lakabı Sarı Uşak’tır. Bu olay bir anı şeklinde anlatılır ki hiç unutamam. Büyük Halamın kocası Ahmet Enişte ile beraber köye gelen sarışın köse delikanlı Mahmut’u gören Annem durumu Halama haber verir. Camdan işaret ederek: ’Bak senin Sarı Uşak geldi’ der. Halam Annem’ in bu sözüne tepki olarak onun düğün hediyesi olarak verdiği sahte inci kolyeyi koparak fırlatır ve ağlayarak kaçar.
Hepsi hepsi köy hayatından bildiğimiz budur. Daha sonra görücü usulüyle - doğrusunu söylemek gerekirse görmeden - evlendiği bu adamla 10 yıl hiç konuşmadı. Zorunlu ifadeler dışında tek kelime sohbet ve muhabbet etmediler, edemediler. Kocası marangozdu, o köyde kayınpederinin evinde hizmet ediyordu. Kayınpederinin geçimi çiftçilikleydi. O da doğal olarak onlara yardım ediyordu. Tarlada, bahçede, ahırda. Annesinin evinde mutfaktaydı oysa. Tarlada bahçede ve ahırda olan büyük abisinin karısı olan yengesiydi bu sefer.
Yıllar geçti ilçede bir inşaat yaptılar, binanın altını marangoz dükkânı olarak tanzim ettiler. Bir müddet köyden gelip gitti kocası Mahmut Usta. Sonra dükkânın arkasındaki küçük daireyi donattılar ve oraya taşındılar. Yıllar geçti, çocukları olmadı. Ne doktora gitmeyi akıl ettiler, ne kimde kusur diye merak ettiler. Tabii bazı dedikodular olmadı değil. Durumu kabullendiler. Kusurun kimde olduğunu merak etmediler. Etseler de bir şey fark etmezdi. O zamanlar Ülkede bu konuda tedavi bu kadar ilerlememişti. Hem o günlerde halkta Allah’a yönelik derin bir tevekkül vardı. Her şey Allah’tan bilinir, onun yarattığı kadere sonsuz bağlılıkla bağlanılır, sessizce boyun eğilirdi.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Ailem ve Ben

Büyük Abim yahut Nam-ı Diğer Efe


Babasına ismiyle hitap eden evin en büyük oğlu bu yüzden babası tarafından hiç sevilmemiştir. Hiç öğrenim görmemiş, ilkokulu dışardan bitirmiştir. Meslek edinsin diye kunduracılara çırak verilmiş, bu yüzden dini eğitiminde de ihmaller olmuştur.

Devamını Oku
Ahmet Kemal

İSTANBULİSTAN 2

Kim bilir kimden korkmuşluğumuz
Kim bilir nereden kaçırıldık böyle ansız
Bir fırtına sardı bizi gece yarısı
Kim bilir nerden gelivermiştir

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Kadınlar
2

Namlular devrildi ve ateş
Namlular doğruldu ve insanlar öldü
Devrildi dünyanın direği

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MAHYA
Dağ kuşlarımıdır onlar
Gelir göğsümüze konar
Mahyalar

Puslu gecede yıldızlar

Devamını Oku
Ahmet Kemal

2
Susturun can yakan tambur sesini
Mademki ölüm
Tüm güzellikleri yutmaya hazır bir ejderha
Gibi durmakta
Mademki geçip gitmekte zaman

Devamını Oku
Ahmet Kemal

NASİP

1

Sular yok hükmündedir Rabbim
İndi aşina kuşlar bahçemize

Devamını Oku
Ahmet Kemal

MANZUME

Ben büyük aşklar için doğmuşum yapamam
neyleyim
Büyük davalar büyük sancılarla gelir duramam
neyleyim

Devamını Oku
Ahmet Kemal

Sen (methiye -1-)


Alnındaki ilk gün ışıklarıyla tanırsın sen
Şiirlerin en güzeli oluverir sende sözcükler
Bakışların su kasidesi

Devamını Oku
Ahmet Kemal

OPTİMİZASYON

Yıllar önce Erzurum’da bir parti salonunda konuşan Korkut Özal optimizasyonu anlatmış İslam’da bunun bir karşılığı olup olmadığını sormuştu. Ben ‘İşlerin hayırlısı orta olanıdır’ Hadisi Şerif’ini bildiğim halde konuya denk düşüp düşmeyeceğini bilmediğim ve olumlu karşılanacağına emin olmadığım için efendimizin sözüne bir hafife alma davranışı oluşur korkusuyla söyleyememiştim.
Yıllarca bu konuyu düşündüm o andaki kanaatimin değişmediğini, edindiğim yeni bilgilerin durumu değiştirmediğini gördüm.
Optimizasyon işlerin en uygun zamanda en gün ve verimli olarak yapılması anlamına geliyordu Sayın Özal’ın anlattıklarına bakarsak. İşte işlerin hayırlısı orta: vasat olanı ifadesi de tam bu anlama geliyor.
Yani bir iş yapıyorsunuz vakti öyle ayarlamalı, maliyeti, iş gücünü öyle ayarlamalısın ki en karlı en verimli, rantabl noktaya ulaşabilmelisin. İşte bu nokta evsat: en orta noktadır ki efendimizin tavsiye ettiği de budur. Hem dünya hem ahiret işlerinde geçerli olan yöntem budur. Diyelim namaz kılıyorsunuz bu namazı çok uzatırsanız usanır bir daha ibadet etmeye içinizde heves bulamazsınız. Yahut ta çok kısaltırsanız, hızlı ve çabuk kılarsanız, namaz için gereken huşu ve huzuru bulamaz ve namaz kılmaktaki amaca ulaşamazsınız. O halde ne yapmalı; ne bıkacak ve başkalarını bıktıracak -cemaat halindeyse- bir süre ve şekilde ne de maksada ulaşamayan sadece bir bedensel harekete dönüşen bir şekilde olmamalı.

Devamını Oku