15.01.1933 - 28.08.2016
Ağlamak arkadaş bâzen yapışır sanki yakama
Lâkin bir ağlamak var ki öyle ağlayabilseydim
Bilerek haksızlığını yapışıp yine yakama
Canıma kıydığın halde ah ağlamayabilseydim
Pendik; 04 Eylül 2006
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Şiirinizi beğendim. Temiz anlatımınız var. Gönlünüze sağlık.
Şiirinizi beğendim. Temiz ve arı anlatımınız var. Gönlünüze sağlık.
Çok anlamlı bir kıt'a. beğeni ile okudum selam olsun.
Dörtlüğünüzdeki mana derinliğini anlatacak kelimeler yeterli olmayınca beynimde, Hak için ağlamayan göze gözyaşı yakışmaz demekten öte geçemedim. Yürekten kutlar, her şiirinizde her dörtlüğün başlı başına bir şiir hükmünde olduğunu acizane söylemek isterim. Okuduğum her şiirinizin her dörtlüğünde ayrı bir ana fikir, tamamında ise yine ayrı bir ana fikir gizli. Bir çok ana fikri tek bir ana fikirle toplayabilmek usta bir kalem işi. Amatörce kutlarken affınıza sığınıyorum.
Ağlamak arkadaş bâzen yapışır sanki yakama
Lâkin bir ağlamak var ki öyle ağlayabilseydim
Bilerek haksızlığını yapışıp yine yakama
Canıma kıydığın halde ah ağlamayabilseydim
Mustafa Bey
Duyarlılığınız için
manidar çalışmanız
için tebrikler
'Ağlamak arkadaş bâzen yapışır sanki yakama
Lâkin bir ağlamak var ki öyle ağlayabilseydim
Bilerek haksızlığını yapışıp yine yakama
Canıma kıydığın halde ah ağlamayabilseydim '
Saygıdeğer hocam duyarlı yüreğinize ve usta kaleminize sağlık.Saygılar sunar ellerinizden öperim.
turgayata
'Ağlamak şefkatten, şefkat ise imandandır ' der İmam Rabbani hazretleri....
ben gözyaşlarımdan akanlar 'inci tanesi' olduğu zaman ağlamaya doyamıyorum...
çünkü o taneler kime akacaklarını gayet iyi bilirler
gayesiz ve bilinçsiz akan yaşlardan Rabbime sığınırım
Bunların üzreine ne dense anlamsız kalacak saygıdeğer Ağabeyim
hürmetlerimi sunarım naçizane
selam ve dua ile...
Allahım beni göz pınarları kurumuş merhametsizlerden eyleme Veysel karani
Sevgili üstadım, Bu muhteşem dörtlüğe yorum yazabilecek kadar yeterli olgunluğa henüz kalemim erşemedi.
SEVGİ ve HÜRMETLERİMİ yüce şahsiyetinize arz ederek Şiire Tam Puan verip Huzurunuzdan saygı ile ayrılıyorum.
Ağlamak denilince aklıma, oğlunu şehit veren ve hiç bir damala göz yaşı dökmeden elini göğsüne bastırıp sabır libasına bürünen, kıpır kıpır dudaklarıyla dualarının gücüne sarılan ana (komşumdur) gelir aklıma. Bir de Türkmen tv de marş söylerken ağlayan küçük kız. Aman Allahım göz yaşlarının yanakları bu kadar hınçla dövdüğüne hiç şahit olmamıştım. Belki izlemişsinizdir.
Derinliği olan şiirinizi severek bilgi yazınızı ilği ile okudum.
Saygılar sunarım. Selamla
Ümran Tokmak
Bu şiir ile ilgili 11 tane yorum bulunmakta