Adsız
Ve gecenin gölgesi yerini sabaha bırakmaya hazır...
Ve gece yalnızlığımı silip süpürüyor.
Şehir suskunsa, dilsizliğinden değil yanlış anlamayın!
Susması gerektiğindendir.
Hiç kimse suskun kalamaz.
Herkesin bir çığlığı vardır yüreğinde.
Kimse duymaz belki ama, yürek can çekişir çığlığın selinde.
Usul usul ağlamaya yüz tutar yüreğim
Ağlıyorsam, ağlatıyorsam ve şehir yüreğimde çarpıyorsa
Kabahat benim değil! Kabahat bu şehrindir.
Ve gün kapımı aralar. Tatlı bir tebessüm...
Şehrin masum edasına kapılıp, yelpazesinde çırpınmaya hazırımdır. Ardından...
Bir ıslık sesine takılıp şehir şehir geziyor yüreğim.
Her şehirde biraz hüzün seziyorum; fakat
Kuş sesleri kandırıyor beni, yine bir deli gibi geziniyorum yarı serseri
Gün ışınları, bir gelinin beyaz gelinliğinin üzerine dökülmüş sarı saçları misali... Öyle güzel, öyle işveli ki...
İşte diyorum bu benim aradığım şehir
Biraz hüzün var havasında; ama şehir gözlerimde alevlenip yanıyor.
Sonra bir sel gibi yüreğime akıyorsa bu benim aradığım şehirdir.
Suskun değilim! Suskunluğumun arta kalanlarını yaşıyorum belki
Ama bilirsin her gök gürültüsü yağmurlara gebedir.
Sus yüreğim! Kirlenmiş umutlarını çıkar at yüreğinden!
Her şeye yeniden! Bu şehirle yeniden...ve en güzelinden başla diyorum.
Gülümsüyor...
Ve ve sonra arkasını dönüp gidiyor.
Biliyor umudu umudun doğurduğunu.
Ve şehir artık yüreğimde çarpmıyor
Yüreğim şehirde çarpıyor
(adı yok şiirimin hiç birinin olmadı zaten)
Ve olayın en güzel yanlarından bir tanesi de her biten şiirin ardından bir ! ! !
01.12.2004
Çarşamba
23:32
Kayıt Tarihi : 31.12.2004 10:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!