Adnan Deniz Şiirleri - Şair Adnan Deniz

Adnan Deniz

Yine "Kasım" hüzünlerden bir gün
Umudun boynu bükük ve öksüz
Gözlerimiz sen sevdalısı...
İnanmışlık akıyor gözyaşlarımızdan
Ağlamıyoruz!

Devamını Oku
Adnan Deniz

İç çekip uzaktan bakışlarla
Karşı sahnelerde roller aradım.
Yükseldim bir tutam alkışlarla
Hayatı solmayan bir gül sanırdım.

Mehtabı romantik ettim içimde,

Devamını Oku
Adnan Deniz

O kumral saçlarına,
Kıyamazdım temas'a
Alıp gitmiş,hep yıllar
Hor kullanmış el-alem.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Sözünün arkasında sadık köle ol
Doğrun nasıl ise sende öyle ol
Bu dünyada sakın kula olma kul
Sözümden hisseni kaparsan eğer.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Merhaba diye,
Başladığım mektubumu
Selamlar diye bitirip
İsmini yazdım yaldızlı harflerle.
Neşeden uçuyordu mektubum,
Özlem götürüyordu oysa!

Devamını Oku
Adnan Deniz

Ödemesi en zor olanı kişi haklarıdır. Dinimiz bu konuda kul hakkıyla karşıma gelmeyiniz ayeti ile bu konuya verdiği önemi belirtir. Hiç düşündünüz mü hiç farkına varmadan kul haklarının gasp edildiğini! Mesela bir öğretmen dersine geç girdiğinde kaç öğrencinin hakkını yemektedir. Ya da derse girdiği halde öğrenciye vermesi gereken ders konularını öğretmemesi durumunda hak yemiş olduğunun bilmem farkında mıyız?
Öğrenciler arasında yapılan taraftarlık ve bunun olumsuz ya da olumlu olarak notlara yansıması birer haksızlık değimlidir? Acaba davranışlarımızda objektif olmamız mümkün değil midir? Ya da kişiler yaptıkları bu haksızlıkların farkına mı varamıyorlar acaba?
Sabahleyin nöbetine zamanında gelmeyen ya da nöbetini tam tutmadığı için çeşitli olayların meydana gelmesine neden olan nöbetçi öğretmenler meydana gelen olaylarda zarar gören hangi öğrencilerin hakkını gasp etmiştir acaba?
Görevine zamanında gelmeyerek kişi haklarını yiyen ya da görevini tam anlamıyla yapmayıp öğrenci ve velileri uğraştırarak haklarını yiyen idareciler herhalde kendilerini rahat hissediyorlardır! Öğrencileri en ufak bir hatalarında en büyük suçlarla suçlayıp, yargılayarak asan, onları toplumdan bir anda soyutlayan öğretmenler ve idareciler herhalde kendilerini vicdanen çok rahat hissediyorlardır!
İnsanları birbirine düşürmek için olmadık yalanları söyleyerek daha sonra doğruluk ve haklılık nutukları atanlar herhalde büyük onur ödülüyle ödüllendirilmektedir. Bilemiyorum; bu haksızlıkların hesabını verebilmek için herhalde bütün öğrencilerden teker teker haklarını helal ettirmek gerekir diye düşünüyorum.
Ya öğrencilerin yediği haklar! Hesabını veremeyecekleri haklardır bunlar. Devletin bütün imkânlarını sunduğu öğrencilerin derslerine çalışmayarak devleti ve ailelerini zarara uğratmalarından dolayı acaba kimlerin haklarını yemişlerdir. Bu vebalin altından kalmak mümkün değildir. Ayrıca sabahleyin erkenden kalkarak üzerlerine aldıkları eğitim görevlerini yerine getirmeyen öğrenciler kendilerine ve ailelerine verdikleri zararlarla acaba kimlerin haklarını yemektedirler. Öğrenciler arasına nifak sokarak ve yalan söyleyerek öğrencileri birbirine düşüren öğrencilerin yediği hakların hesabını vermek mümkün değildir. Ailelerin kıt kanaat kendilerini okutmak için çalışarak eğitim için harcadıkları paraları okuldan kaçarak veya okumayarak yok eden öğrenciler acaba kimlerin haklarını yemektedirler. Öğretmenlerini

Devamını Oku
Adnan Deniz

İçten yıkıyorlar güzel vatanı,
Türk'isen,Türk gibi düşmanı tanı.
Değişti düşmanın şimdi planı
'Sevr' neymiş planın kuyruklusu var.


Devamını Oku
Adnan Deniz

Malın beter olsun dünya,alıp giden olmazdı ya,
Oynamakta olanları bırak gitsin utan dünya.
Yüzleri hep gülenleri,sana doğru gelenleri
Ağlamaktan ölenleri avut gitsin biten dünya


Devamını Oku
Adnan Deniz

Yürüdüğüm yerler yeni değil,
Arkamdan sesler geliyor
Bu kimdir diyemiyorum!
Tanıdık simalar geliyor peşimden
Yabancı değilsin diyorlar.

Devamını Oku
Adnan Deniz

Sıcak bir yaz gününden, serinletici bir yaz akşamına geçerken bir süre sonra Kozan’ın üzerine düşen o ışıltılı geceyi görürsünüz. O kadar geniş alana yayılmış ışık huzmelerini görünce içinizde bir şeyler kıpırdar, kozan ve Kozanlı adına bir heyecan kaplar yüreğinizi, geleceğe daha umutla bakarsınız.
Kozan kalesi ve manastırından yansıyan yaşam belirtileri, Kozanlının sosyal bir ortamda gecenin serinliğini içine çektiğinin belirtisidir. Yaverin konağının yanan ışıkları Kozanlının sosyalleşmeye olan açlığının gece boyu yansıyan yüzünü gösterir. Feke yoluna doğru gözünüzü kaydırdığınızda çift şeritli bir yoldan gelip giden araçların konvoy görüntüsü geceye ayrı bir renk katar. Düşünürsünüz! Karınca misali nereye gider, gelir bu insanlar?
Göç yolu üzerine kuş bakışı bir göz gezdirdiğinizde, insanların hareket halindeki durumlarını görür, yüzlerindeki rahatlama halini sezer gibi olursunuz. Atatürk parkına doğru yol aldığınızda, geçmişin derin izlerine bakarak, kozandaki bu farklı değişimi hemen sezebilirsiniz.
Saimbeyli caddesine gözünüz takılır bir an, elektrik tellerini ararsınız ama nafile. Hayal bile edemediğimiz elektrik tellerinin yeraltından geçirilmesi gururuna ortak olursunuz.
Aslında, kozandaki bu değişimler, insan beynindeki ve davranışlarındaki büyük değişmenin farkına varıldığının göstergesidir. Şimdi, Kozanlı büyük düşünüyor. İl olmak istiyor. Geçmişini sorgulayarak, elinden alınan sancaklığın iadesini ister gibi her türlü mekânda ses getirmeye çalışıyor. İl olmak, bütün şartlara sahip olan Kozanlının en doğal hakkı olduğunu düşünürken, tertemiz bir kozanda yaşamanın o tatlı hazzına ulaşıyorsunuz. Kozanın bu yaz gecesinin sessizliğinde, kozan yaylalarından gelen o huşu verici serinliğinin yüzünüze vuran şavkıyla düşünce denizinden uyanıyorsunuz.
Kozanda ardı ardına meydana gelen depremler birden içinizi acıtıyor. Var olan değişimin birden yok olacağı gerçeği, boynunuzu büküyor. Ama Kozanlının sağlam inançlar temeline oturmuş düşünce yapısı, mukadderat olgusunun kabulünü kolaylaştırıyor. Ama tedbiri elden bırakmadan yaşamak, ancak alın yazısı olabilir. Sallanan kozan yerleşim mekânı dahi, yaşama isteğini durdurmaya yetmez.

Devamını Oku