ADALET ŞİİRLERİ

ADALET ŞİİRLERİ

Paul Eluard

İnsanlarda tek sıcak kanun,
üzümden şarap yapmaları,
kömürden ateş yapmaları,
öpücüklerden insan yapmalarıdır.

İnsanlarda tek zorlu kanun,
savaşlara, yoksulluğa karşı
..

Devamını Oku
Küçük İskender

Bir erkek kardeşim olsa ölür bu bir mısır
sanatıdır diyerek elindeki ömür mecmualarını
şerbete batırırsa çekirdekli yaz mevsiminde
şüpheli;
Aşklar yaşayarak kalbi karıncalanan o kızıl
derili çocuğun toz dudağıyla zalim bir
meşgale edinircesine ellerini kavminin
..

Devamını Oku
Mahzuni Şerif

Ağaçlan uzun kısa
O da biter kese kese
Geniş değildir herkese
Adaletsiz yalan dünya

Fil de canlı karınca da
Kimi yerde kimi dalda
..

Devamını Oku
Ruhsati

Adalet sahibi aziz hünkarım
Ağlayı ağlayı göz de kalmadı
Adalet kafire hürmet fitneye
Müslüman olanda yüz de kalmadı

Aşık olan kalem almış yazıyor
Mümin olan öz canından beziyor
..

Devamını Oku
Bertolt Brecht

Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.
bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
Azaldı mı ekmek,başlar açlık,
bozuldumu tadı,başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.
..

Devamını Oku
Seyrani

Boynu eğri olmamıştık kafire bi'l ittifak
Müslümanın kalmadı iş erlerinde baş ayak

Olmağa vareste gerdan-bestelerden yok ümid
Söndü ümmidi adalet kalmadı ızhar-ı Hak

Pençe-i zalimlerin attı o şahinler bugün
..

Devamını Oku
Abdurrahim Karakoç

Eşkiyaya yakışan evliyaya yakışmaz
Kuyunun durgunluğu akan çaya yakışmaz
Adalet nimetlerin en başta gelenidir
Ehli şova yakışan etibba'ya yakışmaz.
..

Devamını Oku
Ahmet Güntan

Gel, dedi, birlikte taşıyalım, dedi.
Taşıyabildiğim kadarını, dedim.
Taşıyabildiğin kadarını dedim, dedi.

Gidiyorsun, gitme, burada ol dedim, dedi.
Uzağa gitme dedim dedi, diyor.
Gitmiyorum, kalıyorum, dedim.
..

Devamını Oku
Alper Gencer

Bu yazıyı yazmadan evvel, epeyce düşündüm. Adalet, aklımızın ve kalbimizin alamayacağı bir incelik! Beynimizin içini bir kurt gibi kemiren düşüncelerin ve kalbimizi delik deşik eden duyguların hassas terazisi! Koca bir günü gözden geçirdiğimizde, sadece kendi yaşadıklarımızın değil, hani o Dicle kenarında su içen çocukları dahi mütemadiyen hesaba katmanın sonsuz genişliği! Hepimiz, adaletin durmaksızın bertaraf edildiği bir dünyanın vatandaşlarıyız. Sağ elimizin sol elimiz üzerinde, sol elimizin de sağ elimiz üzerinde hakkı var. Hz. Ömer’e selam olsun, hangi muma üfleyeceğimizi iyice şaşırmış durumdayız!

Ergenekon davası, askerin postalına açılan bir delik olarak muştulandı ilk bize. Senelerdir diktanın mağdur ve mazlum ettiği kitle, kendi çoğunluğunu yaratır yaratmaz karşı saldırıya geçmişti. Başta sevinç çığlıklarıyla karşıladığımız bu durum, bize militarizmin korkunç hayaletini berhava etme vaadinde bulunuyordu. Mutluyduk, çünkü yerinden edilen adaletin bize tekrar servis edileceği ümidindeydik. Mutluyduk, çünkü darbelerle iğdiş edilmiş, asimile edilmiş, hafızası resetlenmiş bir topluma artık gerçekten “halk” demeyi arzu ediyorduk. Mutluyduk, çünkü yasaklanmış olan şarkıyı susamış dudaklarımız mırıldanır gibi olmuştu. Ama gelin görün ki bu mutluluğumuz çok uzun sürmeden yerini başka bir kedere bıraktı.

Mutluluk sırayla yaşanmaz, birlikte yaşanır! Kemalistler, sahip oldukları özgürlüğü kendilerinden olmayanlarla paylaşmak istemedi. Ancak kendilerine benzeyenlere o özgürlükten ikram ettiler. Darbe Günlükleri ve akabinde zuhur eden Ergenekon Davası’nın bizde uyandırdığı mutluluk, bizim de bu özgürlüğe ortak olacağımızla ilişkiliydi. Evet, rejimin dayattığı yasaklarla hala özgür yaşayanlar, o yasaklara maruz kalanları düşünemeyecek kadar bencildiler. Ama bu bencilliğe karşı intikamcı bir tavır takınmanın Müslümanlıkla bir ilişkisi olamazdı. Müslüman’ın, berhava edilen adaleti tekrar tesis etmekten başka ne amacı olabilirdi ki! ? Durum elbette böyle olmadı. Dikta, yıkılan rejimle birlikte el değiştirdi. Yeni gelenler, Turgut Uyar’ın bir mısrasında dediği gibi: “insanların adaletini, yani öcü aramaya başvurdu”.

Şimdi Ergenekon sanıklarının tutuksuz yargılanmalarının üzerinden 2 ila 4 sene geçmiş durumda. Ben yargılananlar arasında gerçekten suçlu olanların bulunduğuna inanıyorum. Tıpkı, suçu ispat edilmediği yahut bir suçu olmadığı halde sırf darbe çığırtkanlığı yaptı diye hala o hapishanelerde tutulanların varlığına inandığım gibi… Mevcut hükümetin tavır ve tutumlarından kaynaklı, kendini kaybedip şuursuz bir biçimde tankların yürümesini arzu edenlerin sayısı o kadar çok ki, inanın hapishane yetiştiremezsiniz! Hala darbe olmasını isteyenler, elbette eski bencil ve konforlu hayatlarına dönmek istiyorlar, bunu tasvip etmek abesle iştigal! Lakin ortada bir suç, bir delil, bir suça teşvik varsa neden bu sürünceme bir türlü encama erdirilemiyor? ! Bu kadar insanın geçen bunca zamana rağmen tutuksuz yargılanmasını vicdanımızın hangi tarafıyla kabullenebiliriz, Allah aşkına! Suçlu cezasını çeksin, suçsuz özgür bırakılsın, bu süreç absürt bir gövde gösterisine dönüşmeye başladı artık!
..

Devamını Oku
Abdurrahim Karakoç

Mevzuatlar kısıyor hakikatin sesini
Kulaklar sağırlaştı, lisanlar kör ve topal
Zorbalar talan etti adalet ilkesini
Dert yükü ağırlaştı, vicdanlar kör ve topal...

11.02.2009
..

Devamını Oku
Ozan Arif

Maalesef adalet kana boyandı,
Tarih yakanızdan sarılır bir gün.
Haksız kalem kıran o kanlı eller,
Mutlaka kökünden kırılır bir gün

Not: Mustafa Pehlivanoğlu'nun infaz sabahı yazılmıştır.
..

Devamını Oku
Abdurrahim Karakoç

Ahmaklar ülkesinde her şey koyu karanlık
Ha zafer ha hezimet ikisi de bir anlık
Ve adalet Filistin askısına alınır
Azamet şaha kalkar, ipi kırar tiranlık.

12.01.2009
..

Devamını Oku
Metin Eloğlu

Bu zıkkımın yanında
Arnavut ciğeri ister, bir.
Çiroz salatası ister, iki.
Cacık ister, üç.

Adalet, müsavat, hürriyet demeye
Sadece yürek ister.
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

Tarih bilinci de olmayınca kişiler, içinde bulunduğu mülkçü yapı ilişkilerine göre düzenlediği adaletin, mülkü düzenler oluşunu da görünce, her zaman ve her zeminde bunu, böyle olup giden bir süreç sanacaktır. Egemenci sınıf çıkar adaletine göre, bu yanılgıların içinde olan kişiler “adaleti mülkün temeli” yapacaktır. İlk paragrafta dendiği gibi: 'güncel deki bir birinin yerini alan, yer değişmeli her bir durumlardan, baş olan yani ilk olan, temel olan yapılanma görülemediğinden ötürü, görülür olanın, sınıf ideolojisinin egemen olan birisini genelleştirecektirler.

Bu gibi ki bir tür analizci olmayan bilmelerimiz, olayların özünde var bulunan ana nedenlerle, çevreli nedenleri karıştırmak olur. Mülk adaleti belirlerken, adalette mülkün devinmesini akışın kaçınılmaz kılan bir karşılıklı eytişimine (diyalektiğe) girecektirler. Mülk, adalet olmadan da, temel sağlayışlarımızdan ötürü oluşur; oluşacaktır da. Ama bir müddet sonra, adaletini, sağlamadan da mülk gelişemez. Adalet de mülk olmadan ortaya çıkamaz.

Adalet bir keslik de olsa ortaya çıktı mı, sistemi (mülkü) dönüştürür, sistemi devindirmeden, geliştirmeden edemez. Buradaki ana deviniş eksen adaletin sağlanırlık noktası: emeklerin çok çok yaklaşık bir denklikle değiştirilebilir (takas edilir) olduğu olgusudur. Değilse insan emeğinin her gün yeniden ve yeniden üretilir olması üzerine oynanan sinsi oyunlar değildirler.

Adalet, insansal, öznel-nesnel karışımlıdır. Adalet, paylaşımı keyfi dağıtabilir olmakla özneldir. Ama sistemin sürüp gitmesi için de, adaletin; bir en az olması gereken şartla, bir en çok sınır arasındaki, kendi optimal ortalama değerlerde seyretmesi de kaçınılmazdır. Adaletin sahipleneceği nesnel oluşmacı ve nesnel öznel gelişmeli olan, olmaz ise olmaz olan, değişken durumu budur.
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

Çünkü adalet, mülk ilişkisinin girişmesi sonucunda, yansımış olan bir anlamadır. Demokrasi ise; adaletten sonradır. Otoritenin, yönetici olarak buyruklaşması içinde, mülksel ilişkilerin, girişmesi ile ortaya çıkan anlamadır. Yine demokrasi insanın çok sonraları egemenlikleşen sınıflı yapıların, otoriteden talepleşmesine dönüşen, çok sonraki bir hukukudur. Adalet eskiden beri 250 yıl öncesine değin, teokrasi eli ile gerçekleniyordu. Nesnel otoritenin anlaşılması ile 250 yıldan bu yana, artan ve yaygınlaşan bir anlayışla, adalet demokrasi eli ile gerçekleşebilmektedir. Mülkün temeline oturmuş bir adalet öznel teokratik ve yamuk bir adalettir.

Bir kez adalet mülk üzerine, demokrasi de adalet üzerine oturdu mu, ilk ve son, baş ve son sarmallaşır olur. Neden sonuç ilişkisiyle sarmallaşan, karşılıklı bir bağıntı ortaya koyarlar. Birbirinin nedeni ve biri birinin sonucu gibi olurlar. Adaletçi anlayış, demokrasiyi bir kes ortaya çıkarınca, artık demokratik ilişkileşmeleriniz de, adalet anlayışınızı değiştirir. Yani demokrasi, adaletin değiştiricisi olmuştur.

Adalet, demokrasi uygulaması ile hem belirir olmuştur, hem de; demokrasi talebi ile adalet değişikliğe uğrar olmuştur. Buna bakıp da, demokrasi adaletin temelidir demek, çok büyük yanılgıdır. Her ikisinin temel değiştiricisi de, insanın üretim ilişkisidir Adalet ve demokrasinizin altında, üretim ilişkisi, üretim araçları üzerinde mülkiyetçi ilişkiniz ve emek ilişkisi vardır. Adalet ve demokrasi bu temel değişkenlere göre zorunlu davranır.

Adalet de, ilişkiler de, demokrasi de sürekli değişir. Tabi bu değişme, sabahtan akşama bir ilişki olmadığı gibi sürgit değişmezlik, içinde olmak da, değildir. Değişme ile değişmeme arasında yaşanan yavaş sürtüşerek frenleşen, bir kararlılık (istikrar, adalet ve demokrasi yaşanması) dönemi olacaktır. Önceden konan bir adalet üzerine, sürecek olan ilişkilerin var olması, vehmidir. Yani ilkten adaletin mülke temel olması bir kuruntudur.
..

Devamını Oku
Mustafa Erol

Adalet (Değerler Eğitimi şiirleri)


Nasıl lazım olmasın, adalet her kula.
Adalet için, gerek de olmaz okula.
Her insan adalet arar, yana yakıla.
Sözün özü; “Mülkün temelidir adalet”.
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

“Demokrasi adaletin temelidir” sözü içindeki bir paradoksta (yanılgı ve çelişki de) demokrasi anlayışınızı, her düzey ve düzlemde geçerli olan, bulunmaz bir Hint kumaşı sayma, yanılsama ve maymuncuk işlev anlayışıdır. Oysa yaşamın içinde siz her zaman yeni bir meyve türünü tanırsınız. Yeni bir meyve türünü bilir olursunuzdur. İşte adalet anlayışı da; böylesi bir süreçlerle daima oluşan, yeni yol kullanım araçlarıyla, adalet gerçeklenmesi içinde sağlanılan bir çekimleniş alandır. Ve içindekiler zaman ve zemine göre değişken, bugünkü demokrasi olmayan; birçok yeni uygulamaların araçsal olduruluşları alanıdır.

Hâlbuki yukarıdaki tespitlerim gibi: “demokrasi, adalet anlayışının bir belirme ve uygulanma biçimidir”. “Demokrasi, adaletin gerçeklenir oluşundaki sağlanışlardan her hangi bir araçlaşmadır.” Böylesi bir anlayışla demokrasileri, üretilen her bir çarenin belirimi olduğunu bilmeliyiz. Ve demokrasiyi adalet gibi kök işlevli bir sistem üzerinde devindirebiliriz. Sistemlerin demokrat olma gibi zorunlulukları yoktur. Sistemin insan yanı toplumun bu yansımasını görür buna uygun kalmak kaydı ile kendi sağlayışlarında adalet içinde demokratik belirimler ortaya koyabilirdir.

Demokrasi adalet devinme sistemi içindeki reel bazlı, kendi zaman zemin devinmeleri alanı içinde hareket ettiğini bilmeliyiz. Demokrasiyi adaletin içinde, adaletle karşılıklı etkileşmeli gelişen zamanla nesnel koşullarının değişmesiyle kendisi de değişen araçsal bir uygulama anlayışı olarak görmeliyiz.

Böylece, aracın kendisi sürekli amaç olmamış olur. Amaç süreklidir. Araçsa; kullanım alanı sınırlıdır, adalet içinde çokçadır, kısa erimlidir, bir amaç gerçeklenmesidir. Amaç (adalet) her aşamadaki bir ufuk belirmesi olunca, araç (demokrasi) her amacınızın (adaletinizin) gerçeklenmesi için yeterli olamazlar. Hatta tümden işlevsizleşirler. Değişirler. Siz ekşi meyve yiyecekken, sırf meyvedendir diyerek, muza yönelmeniz, nasıl ekşi yeme karşılanmanızı sağlayan çözüm olmazsa; yine sırf oy kullanmak da demokrasidir diyerek halkın sırtına basarak haksız politikalar yapılması da demokrasiyi sağlamaz. Mademki demokrasidir, demokraside halk istiyor diye her türden girişme ve abur cuburluklar adalet değildir.
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

Beyni çökmüş zekâdan da bir takım yetenek gerilemesi ve körleşmesi olur. Yani zekâyı değil ama bugünkü yaşar olduğumuz öznelliklerin pek çoğunu bulamayacaktık. Beynin çöküşüyle zekânın kazandığı büyük ivme kaybolacaktı. Bu ivmeleyiciden biri olan beynin çabuk girişmesini sağlayan sinaps bağlarla ağ şebekesini sağlar olması ortaya çıkmayacaktı. Sistemin pek çok işlev gen üniter zekâ ağlarıyla haberleşenlik oluşması belki hiç mümkün olmayacaktı. Tarih içindeki zekânın ağır aksak gelişmesi, beyinin sürece girmesi ile ve zekânın beyinle ilişkileşmesiyle, oldukça sürat kat etmiş ve yepyeni bir düzlem kazanmıştır.

Yani sizin çıplak ayağınız, siz farkında olun ya da olmayın, bir ayakkabı türevi korunmayı size bir ihtiyaç olarak ortaya kor. Gide gide bu duyum sizde karşılıklı etkileşimin bir zorunluluğu olarak belirmesiyle içteki biyolojik konumlanma eğilimleşmesini ve ruhsal duygusal kaygı ve tedirginlikleri ortaya çıkarır. Bu bir zorunlu girişmenin sonucu yansılaşmalardır.

Biyoloji bu ihtiyacın etkisini nasırlaşma ile deri kalınlaşmaları, pul, tırnak gibi tepkisel cevaplarını, eşdeyişle, seçme ayıklama ilkesinin sınama yanılma metotlarını ortaya koyacaktır. Bu tür ağır aksak zekâ belirmeleri, tarihin beli döneminde insanda beynin, gide gide ortaya çıkan işlevleşmesiyle ak madde, boz madde konumlaşma eğimleşmesinin girişmesi ile bu günkü ayakkabı düzenli zekâsını ortaya koymuştur.

Yani ayakkabı olduğu için ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olduğu için ayakkabı vardır. İhtiyacınız zorunlu bir iç dış girişmesiyle, etkileşen; etki tepki belirmesidir. Böylece ayağınız ve ayakkabınız etkileşen, sınırlı girişmelerini ortaya koyarlar. Ayakkabıyı oluşturma eğilimi, ilişkin biyolojik düzlem süreçleriyle ve toplumsal düzlemin girişmesi ile giyinişin ortaya çıkması (zekâ) bambaşka bir süreç durumun girişmesiyle olmuştur. Bu da toplumla olmuştur. Toplumla zekâ da, ayakkabı da, ayyuka olmuş bir üretimdir.
..

Devamını Oku
Sinan Karakaş

Adalet kişilerin fıtri haklarını çiğniyorsa eğer bilinsin ki o adalet adalet değildir,
Konum ve servet adalet terazisinin kefesine giriyorsa o adalet adavete meyillidir,
Allah adildir ve adaleti sever, imkanlar ve imkansızlıklar da adalette önemli bir değerdir,
Ey insan ey idareci safını belirle sen adaletten yana mı adavetten yana mı olacaksın.
..

Devamını Oku
Fikret Turhan

Adalet...
Mülkün temeliydi...
Mülkler satılınca...
Adalet...açıkta kaldı...
Adalet...
Terazide tartılırdı...
Tartan eller kararınca...
..

Devamını Oku