Aklıma her gelişine bir tabut bıraktım
Benden sağ dönemeyeceksin
Şu bıçak, dilin
Dilinde dilimlenmektesin
Tabutun ağaçtan
Yaprak yaprak dökülmektesin
Etrafını tel örgülerle çevirdim
Rüzgarın süpürgesi işlevsizleşsin
Seni bilmediğim yerlere götürmesin
Seni bana terk eden ruhun üzülmesin
Aşkla adını kazıdığım ağaç
Artık mezar taşın
Bir çift cebinde dolu gözyaşım
Acı tuzludur
Hayat ağacına
Bir zamanlar güneşli yağmurdum
Sesinin tonuydum
Cennetlik sevmeye
Yeşilin her tonuydum
Güzü kışı atlatır
Ben sende hep var olurdum
Dilinde bıçak olup
Her şeyi ölüme soldurdun
Ne yapsan ne etsen
İki dudağının arasından
Sağ çıkamıyorsun
Sabahın gün doğumunda
Akşamın gün batımında
Güneş kan ağlar
Ay bu yarayı nasıl sarar
Yıldızlar göğün yas yatağında ağlar
Samanyolunda cenaze merasimin var
Bu gece göğe bak
Gözlerin, tabutuna omuz atsınlar
Göğsümde bir ağırlık var
Bugün bende bir hal var
Kalbim sacda pişmiş yufka
Acıma; acıma duyguma
Ufalanıp dökülecek kadar hassasım
İstanbul'da yağmur var
Yağmurlar yüreğimi suluyorlar
Durmuş ve durmamış saatler
Beni ak yatağıma ikiye katlasınlar
Durmuş ve durmamış saatler
Bu defteri kapatsınlar...
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 01:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!