Bu günlerde..
Yine çok dardayım..
Belliki..
Yine o gizemli gücün kıskacındayım.
Ne atlardan,
Nede maçlardan,
Nede loto`dan hayır..
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




Belliki şairimin canı acımış , belliki birinden acısını çıkarmak istiyor.belkide sevdigine kızsada ona zarar vermek istemiyor.sonuçda cefa gören bir garibanda olsa .. Ne kadar güzeldi değerli hocam. duygusal bir yürek sesi. şiiriniz okumaya degerdi..yüreğinize sağlık kutluyorum emeğinizi..tebrikler...yüreğe ve kaleme...
bu şiir ise benim yazdıklarım ne benim yazdıklarım şiir ise bu ne ? :D
harikaydı söylenecek bişey yok sadece tekrar tekrar okuma zevki var ... tam puanla listemde hocam selam ve saygılarımla ++++++
Şiir şiiri doğurmuş büyük bir burukluk ve yüreklerde esen fırtınalara ortak oluyorum. Oturduğum yerden ta o tabiatın muhteşem koynunda bir yerlere konuyorum...
Ta çocukluğunda dedemle gittiğim yaban keçisi avlara Sündüz dağına konuyorum, o günlere misafir oluyorum... Misafir olduğum o avlarda bir cana kıymanın burukluğunu ta yüreğimde duyuyorum ve asla bir canlıya namlu doğrultmayacağıma ant içiyorum...
Bir hayvana kıyamazken günümüzde insanın insana zulmünü, katledilişini gördükçe de insanlığımdan utanıyorum.
Kanadı kırık bir kuşun kanadını sarıp onu yeniden hayata döndürmek varken, o eylemin huzurunu yürekte hissetmek varken, neden o kuşun kafasını koparırlar inanın anlam veremiyorum...
Nafakasını bu yolla temin edenlere lafım yok tabi, benim lafım spor olsun diye cana kıyanlara elbet...
Yaşamın dengesine çomak sokup dengeyi bozanlara elbet...( Bu gün o dağlarda tekelerin kalmamasına neslinin tükenmesine kırgınlığım )
Çok anlamlı güzel bir şiirdi Kutluyorum Mücahit Bey Kardeşim. Nice şiirlerde buluşma dileklerimle... Saygımla...++
Hani bir sızı kaplar içimizi usulca ve hiç dokunmadan yaralarımıza ve kalbimize sessizce ağlar ya gece... öyle bir şiir işte...
yeniden okumak keyifliydi.. Gönül dolusu tebrikler..
Saygı ve sevgilerimle..
Kuran-ı Kerimde. Rahman ve Maide surelerinde Allah-ü Teala avcılığı mübah kıldığını bildirmiştir. Ama ihtiyacımız kadar ve belli hayvanları avlamak kaydıyla. Soylarını tüketmeyecek şekilde.
Aslında şairin inceliğinden tuttuğu balıklardan özür dilemesi. Naif yürekliliğinden.
Avdan hiç anlamam.Fakat elime fırça yakışır.Hani şu elimize fırçayı, bir bidon siyah boyayı alıp, geçip tuvalin karşısına içimizin karasını resmetmeyi sevdim.İçimizdekiler dışarı vurunca ferahlar mıyız biraz?...
O halde ülkemizde bu sırrı keşfederse millet, galonlarla siyah boya tüketiriz bu gidişle. Hadi yine yaşadı boyacılar...
Kutladım bu güzel şiirinizi içtenlikle Mahmut bey... Keyifle okudum. Yüreğinize sağlık...
Şiiri okuyorum.. İyice..
Sonra alta geçiyorum, bir şiiri daha..'Atmaca Ve Ben..'
Yazılanları toparlayıp ardıma yaslanıyor, avcılık yaptığım 'gençlik yıllarına' dönüyorum..
O heyecan neyin nesiydi?
Sabah kurulmuş saat gibi kalkan, alaca karanlıkta beni dağlara çeken neydi?
Kekliğin ötüşüyle irkilen köpeğim değildi sadece.. İkimizde niye duramazdık yerimizde?
Gün ışır ışımaz başlardı koşuşturma. Kayalar altımızda ezilirdi sanki. Dereler, tepeler vız gelirdi... Ne soğuk, ne sıcak, ne yorgunluk..
Bütün bunlar köpeğimin bulacağı bir keklik ve benim de onu 'tüfeğimin namlusu üstünden görmem' içindi.. Vurursam gurur, vuramazsam devam aramaya..
İyi de nedendi ava merakım.. Bir topan et için mi? Asla!
Galiba bu bir 'macera' tutkusuydu. Heyecandı, umuttu, arayıştı, doğayla kucaklaşmaydı..
Tuzak kurmak.. Mesela ağustos ayında kekliğin suya ineceğini bilerek dağda bir pınar başında beklemek... Hiç bir zaman tasvip etmediğim, edenlerle kavgaya tutuştuğum bir yöntemdi..
Benim avlanmam ile atmacanın avlanması arasında benzerlik vardı.
Buna rağmen bir süre sonra geçti o heyecan. Aklımda bir kekliğin gözlerinde gördüğüm korku kaldı..
Öyle bir tesadüf ki. Çalının bir yanında köpeğim fermada bekliyor, öbür yanında uçmaya hazır ama gözlerinde o korkuyu yakaladığım keklik duruyordu.. Beni görmüyordu sanki.. Uçsa ben vuracağım, uçmasa köpeğin pençelerine yakalanacaktı.
Yavaşça tüfeğimi sırtıma aldım. Bir daha, bir daha baktım kekliğe.. :
'Seni vurmayacağım, kaç hadi!'
İşte benden de 'av, avcı' hikayesi..
Şiir, 'çiviyi çivi söker' diyor..
Canı acıyan, bir başka canı acıtır, belki öfkesini dindirir.. Belki rahatlar.. 'Ben de acıtabiliyor muşum' der..
Böyle bir rahatlama olsa olsa o acıyı veren kim ya da neyse onun canını yakarak, belki mümkün.. Bir başkasını, alakasız olanı, suçsuz ve günahsız olanı değil!
Sonuçta 'intikam almaya' yönelen her öfke insanı insanlıktan çıkarır..
Artık o kişi 'ilkel' bir varlıktır.. Sadece intikam hisleriyle yaşayan, vurup kırmaya, öldürmeye odaklı bir barbardır!
Şiirinizi ve Bülent Kardeşimin şiirini ilgiyle, iç geçirerek okudum Mahmut Bey, Kardeşim..
Seçkin bir temayı iyi işlemişsiniz. Kutlarım duyarlı şahsınızı..
Avcılardan, hayvanlarla yapılan spor oyunlarından hoşlanan değerli dostlarımdan özür dileyerek bunların spor olamayacağını söylüyorum. Öğretmen olduğum için yıllarca köylerde görev yaptım. Gözlemlerimden resmen bir kıyım yaşandığını biliyorum. İnlerindeki yeni doğmuş yavrulara, yuvadaki yumurtalara kadar eller uzandığını üzülerek söyleyebilirim. Benim beslediğim kuşları öldürmeyin, arıların balını alıp onlara şeker yedirmeyin dedikçe bana gülerek cevap verirlerdi. En doğrusu yine, hafif bir doğa yürüyüşü, fotoğraf çekimi, resim yama daralmamızı rahatlatabilir bence. yüreğine, gönlüne sağlık.
Hepimiz zaman zaman daralırız. Kafamızı dağıtacak o can sıkıcı durumdan kurtulmak için çeşitli yollara başvururuz. Resim çizmek, müzik dinlemek, ava gitmek ve yahut bir sigara içmek alıp götürür o karamsarlığı yada biz öyle olduğunu
sanırız. Mücahit Hocam şiir gayet güzel açıklamış karamsarlığı kutlarım saygılar.
Sayın Mahmut Bey;
Canın daraldıkça, bas fırçaya. Resim, müzik, şiir, sanatın her dalı insanı dinlendiren, içindeki heyecanı, sıkıntıyı, acıyı, sevinci, mutluluğu dışarı çıkaran eylemdir.
Doğanın kanunu yaşamak adına yaşatmamak üzerine kurulu olduğu için yaşatmayı istemeden de beceremiyoruz.
Ve en vahşi canlı insan olmaya devam ediyor. Sadece hayvanları değil, ağaçları, yeşili, doğayı mahveden her türlü zulmü şahsi çıkarı adına yapmaktan vazgeçmiyor. Toprağa beton dökmek hangi ihtiyaçtan doğuyor bir türlü anlayamıyorum. Bu kadar lüks yaşamaya ne gerek var. İnsan ihtiyaçlarını ne kadar azaltabilirse o kadar insan kalabilir.
Çok düşündüren ve insanın geleceğini sorgulatan şiirinizi çok beğenerek okudum. Kutlarım. Saygılarımla.
Üstat yürek sesini kutlarım. Her satırında ayrı bir gizem barındıran bu güzel eseri yazan usta kaleminiz daim olsun. Sabır eyleyenler için mutlaka güzel yarınlar gelecektir üstat. Can yanmadan mutlulukla parıldayan güneş elbet doğacaktır. Saygılarımla.
Bu şiir ile ilgili 36 tane yorum bulunmakta