(Söz bitti, hat çekildi, kül oldu sahte saray;
Şimdi kendi karanlığında, kendi fırtınanı say!)
Kurt uludu, koptu kayış; kuruntu beynin suyudur,
Kuyu derin, karanlık nemli; bu nefsin eski huyudur.
Kusursuz sür, pusatsız vur; uçmak için buyur, dur!
Durduramaz bu öfkeyi hiçbir baraj, hiçbir bent;
Baksana çatırdıyor baştan aşağı koca bir kent!
Kısma, aç gözünü pürdikkat; zihnindeki sahte seti yık,
Kov beyinden kuruntu sözleri, süzülüp karanlıktan çık!
Sustu vicdan, kustu yalan; Allah’ım bu nasıl sur?
Koptu dilden paslı kelepçe, sokaklar şahit bu gece;
Yansın artık o sahte saray, çözülsün dudaktaki bilmece!
Kilitlendi kapı, sarsıldı zemin; kırıldı o sahte tılsım,
Kussun zehrini zulüm, sökülsün bağrımdan sızlayan kısmım!
Sussun korkak, pussun hain; parlasın zihnimde kaskım,
Zaman dönüyor, hesap görüyor; gerildi yay, fırladı oklar,
Yıkıldı saray, silindi yalan; bu uyanışa şahit sokaklar!
Yazdığım şiir sığmıyor artık ne ak kâğıda ne kınından çıkan kılıca,
Zihinde kıvılcım çaktı bir kere; sönmez öyle, sönmez kolayca.
Geçmişi yak, köprüleri yık; son kurşunu sık, çek çizgiyi,
Kendi gevherinde boğulsun hain; çoktan hak etti bu yergiyi!
ENGİN TOPKAN (11.08.2026)
Engin Topkan
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 14:47:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



