Kastı acep firkat sarar mı gönlü mihrabım
Şol bilinmez cennet, sorar mı nerede şehbanım,
Kaç dereden muhabbet sana akar sultanım,
Elde değil, hasret, bilmez doğru kelamım.
Belki kar yağar durduk yerde
Belki olmaz olası göktaşı kimliği belirsiz
Belki yeni değildir gelen yıl
Polaroid fotoğraf gibi kimliksiz
Seni aramakta Noel baba, kapı zilleri karışık
Adını göklere yazan bir Tanrı var besbelli
Tutsam seni ekseninden
Yeter artık dönmesen
Küreselsen küreselsin
Ben ilk durakta insem.
Yapışsam yakana aval zampara
güneşi ilk tavafında,
Ben her bahar korkarım.
Ve her sonbahar.
Sırada kim var?
Ateş çemberinden geçince bir kere,
sızlayan kemiklere nispet
ağaran saçlar,
Palandöken'de kaldı sesin
Yardan aşağısı sancı
Kestiremedi yolları kar sabanı
Rakı kadehinin üstündeki portakal
Kar yuttu sevdaları
Bir kahkahaydı bahar
Bir cam filmi kadar olamadım.
Hep kırptım güneşi siperlerden.
Saklanmadı gölgem
korku kabilinden.
Hep aydınlıktı kırık camlarım.
Sokak infirakında kanardı kalbim.
İnsansız köprüler yapın
Boş kocaman evler
Balıksız denizler yapın
Susuz dereler
Altına gömün varlığı
Geçmişiniz olmasın.
Kapalı bir kutu, metal kap kaçak
Meçhule giden gemidir bazen
sevdamdan geçmeyen uçak.
Fütürist bir aşk gibi kah kahkahalı
Kah kadeh dostu, kah manalı
Yeşilçam kokar semalar ve yasemin
Yolcu treni gibisin sevgilim.
Hemzemin geçitlerin kilitli
Yasak tuvaletlerinde pişti oynamak
Elini tutmak yasak.
Ne durduğun yer belli,
ne ağladığın türbe
Kan işerken güneş
Sondası dolar yavaştan
Kızıl sofalara
Kaçak izmaritlerin gizli
Hasta umutları




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!