Zemheri bir geceden alacaklıyım.
Güneşin aydınlattığı ellerimde
sönmeye yüz tutmuş umutlar taşıyorum.
Ayaklarımın altında soğuk bir zemin,
donuk taşlar gibi hayatın üzerine basıyorum.
Alevle kavrulmuş bir geçmiş
hâlâ ısıtıyor bedenimi;
ışığını çoktan yitirmiş anılar
yakıyor gözlerimi.
Bir yanım cehennem—
susmak bilmeyen bir öfke.
Diğer yanımda pamuk gibi beyaz bulutlar,
huzura hasret bir gökyüzü.
Bir yanda zebani,
sorgusuz sualsiz cezalar dağıtıyor.
Öte yanda ulu orta duran bir melek,
utanmayı bilmeyen bir merhametle
yaralarımı okşuyor.
Kafamın üzerinde yükselen düz bir duvar var;
ne tırmanılabilir,
ne aşılabilir.
Kalabalığın ortasında
kendi sesime aldanıyorum.
Oysa yankılanan,
bir çocuğun karanlığa bıraktığı
korkulu bir çığlık.
İçimde kıpırtısız, derin bir yalnızlık…
Ne bir ses,
ne bir adım.
Yalnızca düşüncelerimin
karanlıkta birbirine çarpan yankısı.
Yanı başımdan hızla geçen zaman
ne duruyor
ne de gözlerime bakıyor.
Sanki her şey
aceleyle yanımdan geçip gidiyor da
ben, olduğum yerde,
sabit bir suskunluk gibi
kalıyorum.
Bir mum gibi eriyen saatlerin içinde
ne geçmiş beni bırakıyor,
ne gelecek beni çağırıyor.
Yarı uyanık bir düşteyim sanki;
kendime bile yabancı
bir gölgenin içinde.
Ve ben,
zemheri bir geceden hâlâ alacaklıyım.
Belki de ömrüm boyunca
ödenmeyecek bir borcun
sessizliğini taşıyorum.
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 10:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!