bir akşam ezanıyla beraber
kayıyor
otobüsün penceresinden
kömür ve sarılmış tütün kokusu sinmiş
ışıklı, isli caddeler
Ben ayrılıklara alışkınım.
Her yeni gün,
eski günden ayrılırım.
Aynadaki resmimle vedalaşır,
yeni yüzümle tanışırım
otuz yıl önce ayrılmıştık
sonra beş on yılda bir
birimizin evinde
belki bir düğünde karşılaşmıştık
biz küçük çocuklardık
bir kasım sabahındayım
derin bir sessizlikte
eşsiz notaların huşusundayım
gıpta ettim serçe kuşuna
bir güz ağacının
bugün
şeftali çiçek açtı
andızların alt dalları budandı
çam tozları nefesime doluyor
içime çektiğim besmeleye
benim büyüdüğüm yuvada
çocuklar birbirine bacı gardaştır
karanlık dolaplar kilitli
suçlar ortaktır
sessizlik çökünce geceye
bugün on dört ocak
doğum günün.
okumaya gidişin geldi aklıma:
tatlı didişmelerimizin pişmanlığıyla
ağlayarak baktığım boş yatak.
bugün pencereme
kışlık yaşlar döküldü
her biri büyüyüp
telaşla yere süzüldü
sokakta rengârenk şemsiyeler yürüdü
Bir eski arkadaş,
Ansızın uzaklardan çıkıp gelince,
Zaman durdu bende;
Otuz yıl önceki mazi
Yeniden hayat buldu gözlerimde.
dün seni gördüm bizim sokakta
üstünde bir gömlek vardı, sol yanı ince
sanki eskimiş, tel tel olmuş
yüzün asıktı
rengin solmuş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!