Zehra Okur Şiirleri - Şair Zehra Okur

Zehra Okur

CANIM ANNEM
Bizi dünyaya getiren ve tanıştıran, bebeklik dönemimiz de bitmeden usanmadan annelik duygularını yaşatan bizlere hep anne dedirten’ Anne diyerek’. Bize anne demeyi öğreten, insanı hayata bağlayan annelerimiz; daima çocukluğumuzda yanımızda olan açlık da susuzlukta bizleri doyuran, sorunlarımız olduğunda her zaman yanı başımızda bulunan her sorunumuza çare arayan analarımız. Her sorunumuz da, çocuklukta sorduğumuz sorularda neden? Niçin? Ve niye, nasıl? Aciz kalmadan her sorumuza cevap veren annelerimiz.
Bizim için her zaman iyiyi kötüyü ayırt eden, arkadaşlığı nasıl kurmamızı öğreten annelerimiz. Şüphesiz ki, bizi biz yapan hayatımızda ki, en önemli faktörlerden biri, bizim için bu denli önemli olan sevgimizi bağlılığımızı ve şükranlarımızı iletmek için tek bir gün yeterli olmasa da anneler gününü tüm gün onlara duygularını yaşatmak ve yansıda bilebilmemiz için en güzel duyguyu yaşatalım ve yaşayalım.
Anne diyince her şey bitmiyor. Annenin görevi çok büyük, dokuz ay taşıyıp da sonra annelik duygusunu tadan acı ve mutluluğu bir arada yaşayan anneler çocukları için daima fedakârlıklar yaparlar.
Analar olmasaydı insanlık olmazdı. Ana o kadar değerlidir ki, cennetin anaların ayaklarının altında olduğunu unutmayalım; analarımız ailenin temel direği ve toplumun da geleceğidir. Sağlam bir toplum ancak temelleri sağlam atılmış aile yapısı ile mümkündür. Analarımız dilin ve dini öğretenidir. Hayatı bize tanıtandır. Mutluluğu bize tattırandır. Canım annem sensin benim mutluluğum. Sensin benim tek umudum. Senin tek bir nefesin benim varlığım. Anne canın yarısı her umudun bir aynası, hastalıkta sağlıkta sen varsın canım annem. Benim anneciğim, dokuz ay beni sen taşındın. Gece gündüz uykusuz kaldın. Benim için ağladın Saygıda hiç kusur yapmadın benim annem. Allahın bana verdiği, bir lütüfdür senin varlığın. Bu anlamda annelerimiz ilk ve ebedi öğretmenlerimizdir. Bizim onlardan öğreneceklerimiz bir hayat boyu devam eder. Hayatımıza ait güzelliklerin hep anamızın bize öğrettikleri ve bizim için yaptıkları yemekler, hizmetler gelir. Anaların çocuklarına sevgileri karşılıksıdır. Gerçek sevgi ve merhameti görmek isteyenler çocuklar; annelerimize bakmalıdırlar. Onların her bakışında sevginin ayrı bir yanı keşfedilir. Çünkü sevgili annelerimiz için ne yapılsa azdır. Onlar her şeyin en iyisine layıktırlar ve en güzeline hak edenlerdir.
Bir annenin kızıyla yaşadığı bir anıyı anlatayım: Selma adın da genç bir kız amansız hastalığa yakalanarak bir bucuk yıl yatakta annesinin sevgisiyle hayata tutunmaya çalışmaya gayret gösterir fakat Selma’nın hastalığı üzüntü ve stresten kemik erimesine yakalanır, yatakta bir bucuk yıl annesi onun hizmetini yapar. Hiç yorulmamış of bile dediğini duymazmış, annesi kızına öyle bir hizmet edermiş ki, sanki dünyada ondan başkası yok gibi onu çocuk gibi hizmetini eder. Annelik duygusu öyle büyük öğle kuvvetli ki, kızının hastalığını unutturmaya çalışır. Fakat kızı öleceğini bilerek annesinden tek bir istek ister kızını görmek, son bir kez kızına annelik yapmak onu koklamak ona sarılmak ona bir kez yavrum demek ister. Çünkü oda bir anne, kızını koklamak ona ’ benim canım kızım ‘ demeği çok istemiş. Fakat bir türlü nasip olmamış kızını görmek, yolun uzaklığından olması gerek ki, kızını annesine gösterememişler. Selma kızına o kadar hasretmiş ki, varsa yoksa kızını hep düşünürmüş,’ annelik yapamadım kızıma’ diyerek üzüntüsünden kendini kahrediyor. Ve bir gün annesi kızına şöyle der:” Ben yanarım yavruma yavrum yanar yavrusuna “ diyerek ağlamaya başlar annesi. İşte o zaman Selma annesine:”Anne ben evlat sevgisi bilmiyorum. Bunu bana çok görme kızımı getirsinler de göreyim” der. Fakat imkânsızlıklar üst üste gelir. Selma yoğum bakıma alınır. Ve ondan sonrada kızını daha da göremez. Annelerin emeğinin büyük olduğunu o zaman anlıyor Annesi. Şu bir gerçek ki, Annelerin duyguları da sevgileri de geniştir.

Devamını Oku
Zehra Okur

HAYAT Hayat buya Zorluklara göğüs gerdim
Bir acı duygu yaşadım ben sessizce
Mademki yaşayamayacaktım
Neden göz Yaşlarımı sildin be arkadaş
Umut ışığı belirdi uzaktan
İnandım kendime sessizce usul usul

Devamını Oku
Zehra Okur

Emanet
insana verilen her şey bir emanettir. Diyelim ki, birine bir emanet verdin. Ve yahut da ameliyat masasına yatacaksın yâda para vereceksin, misal Ameliyat olacak hasta kendini doktora emanet eder.

Evladını askere ocağına gönderen baba -ana onu komutana emanet eder.

Dikkat ediniz hepsi ve her şey geçici bir süre içindir. Her şeyin fani olduğu, baki olanınsa yalnızca Allah olduğu bu dünyada canında, malında, evladında, gençliğinde, güzelliğinde, makam ve mevkiinde bizlere geçici olarak verilen birer emanet olduğunu unutmamalıyız. Maalesef birçok kez insanoğlunun bunu unuttuğunu görüyoruz.

Devamını Oku
Zehra Okur

HAYATA BERABER PAYLAŞALIM PROJESİ
ÖDES ÖZÜRLÜLER DESTEK PROĞRAMI
Polis Meslek Yüksek Okulunda düzenlenen seminere, konuşmacı olarak Yrd. Doç. Dr. Mithat ESER katıldı.
Polis Meslek Yüksek Okulu tarafından yürütülen bu projenin hedefi; Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türkiye Beyazay derneği Bayburt Şubesi ortaklığı ile ilimizde yaşayan engelliler için ulaşılabilirlik sorunlarının giderilmesine farkındalık yaratarak, eğitimler verecek, bilinçlendirme faaliyetleri ve etkinlikleri düzenleyerek katkıda bulunacaklar.
Ayrıca bu projenin ortakları:
Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü,

Devamını Oku
Zehra Okur

HAYATIN İÇİNDEN

Bin dokuz yüz yetmiş yılının yaz aylarında doğmuşum. Doğum tarihim tam olarak belli değil. Annem ‘ot aylarında doğdun’ der.
Yedi yaşında ilkokula başladım. Babamın işi nedeniyle sürekli ev değiştirirdik. Bunun içinde devamlı bir okulda kalmadım, ikinci sınıfa geldiğim de benim de okulum değişmişti.
Beş kız kardeştik. Birini hayatın yarı yolunda kaybettik. Ondan geri ye bir kızı kalmıştı. Onu da yanımıza aldık, yine beş kardeş olmuştuk.
Babam ilk önce Belediye de işçiydi, daha sonra Süt Fabrikasında memur oldu. Uzun bir sürede orda çalıştı. Bu arada benim de okuma serüvenim bin doku yüz seksen üç de bitmişti. Babamın yine işi değişmiş bizleri de küçük kardeşimle beraber kuran kursuna vermişti. Babam da İlçe Müftülüğüne geçmişti.

Devamını Oku
Zehra Okur

KUTLU DOĞUM HAFTASI
ALLAH’u Tealanın Habibi, sevgilisi yaratılmış bütün insanların, mahlûkatın her bakımdan en üstünü, en güzeli, en şereflisi, ALLAH’u Tealanın methettiği ve bütün insanlara ve cine, peygamber olarak seçip gönderdği, son ve en üstün peygamberi âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Her şey onun hürmetine yaratılmıştır.
”Seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
Peygamber efendimizin doğduğu gece, Resulü Ekrem Sallallahüaleyhi Vesellem Efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; Onun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak birçok hadiseler meydana gelmiştir. O zamanın menşur kimseleri, daha Peygamber Efendimiz doğmadan önce rüyalar görmüşlerdir. Rüyalarını kâhinlere ve zamanın menşur âlimlerine tabir ettirdiklerinde bunların Muhammet Aleyhisselamın geleceğini gösterdiğini söylemişlerdir. Sevgili peygamberimizi dünyaya gelişini müjdelemişlerdir. Doğum yılı 571. Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur.
İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v) miladi olarak doğum günü olan 20 Nisan’ın içinde geçen haftaya denir.1989 yılından beri 20-27 Nisan tarihleri arası ‘Kutlu Doğum Haftası’ olarak kutlanır. Mevlid gecesi ise 13.yy'dan beri kutlanmaktadır. Kutlu doğum haftasında Hz. Muhammed (s.a.v) yâd edilir ve kendisine salâvat okunur. Bu haftada anma etkinlikleri yapılır.
Dünyanın her tarafında Peygamber efendimizin kutlu doğum haftası kutlanıyor. Güller dağıtıyorlar, mevlitler okunuyor. Camiler dolup taşıyor. Tüm Müslüman âlemi bir hafta boyunca kutlamalar yapıyor.

Devamını Oku
Zehra Okur

YALOVA ÇINARCIK
[email protected]
Yalova derken aklımıza hemen yaşadıklarımız gelir. Ama bu doğru değil çünkü Yalova da ve çınarcık ta çok güzel anılarımız var. Bu yıl İstanbul seyahati yaptık oradan da Yalova ya gittik. 1,2 gün kaldık tabi biraz ayam soğuktu yağmurluydu. Pekte bir şey anlamadık ama olsun deydi gittiğimize eski Yalova değil ama yine güzelliğini korumuş, o eski halini hatırladıkça insanın ürpertisi geliyor.
O zamanlar biraz daha iyiydi evler apartmanlar binalar baya çoktu. Ne yazık ki deprem oraları yerle bir etmişti. O eski hayatı yoktu. İnsan der demez üzülüyor, hani o eski günleri tekrar geri getire bilsek çok zor artık şimdi ki hayata bakmak lazımdı.
Çınarcık diye bir yer var ama çok güzel sanki ALLAH oraya bütün güzelliğini yağdırmış, insanın içine bir güzellik veriyor ki orda kalası geliyor. Çok yüksek bir dağ oraya çıkanın başı dönüyor resmen çok tik arabayla çıktık ama ne çıkış insanoğlu korkuyor dere tepe dinlemiyor bir de içilen suları var bu kadar mı dedirtecek kadar güzel bir yer.
Ah diyorum keşke sıcak olsaydı da yaya çıksaydım o tepeye ne güzel olurdu. Bizim Trabzon Zigana dağı o yolun yanında hiç kalır. türislik yer çınarcık anlatmak olmuyor ne desek yalan olur.

Devamını Oku