Yüce Divan Şiiri - Kasım Kobakçı

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Kasım Kobakçı
5389

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Yüce Divan

Sinem sızlar, dertlerim derindir.
Zulmet çökmüş, dört yanım yorulur.
Zihnim yorgun, nefesim serindir.
Ruhsuz rüzgâr, bağrıma vurulur.
*
Kötü sesler, şehri sarıyorken.
Boş hevesler, aklı karıyorken.
Sahte yüzler, sırrı arıyorken.
Umutsuzluk, kök salıp durulur.
*
Maskeliler, geziyor yan yana.
Acımadan, kıyarlar sol cana.
Zehir kattı zalimler, al kana.
Sessiz feryat, göğsüme kurulur.
*
Sokaklardan, pis kokular taşar.
Çürümüşlük, hudutları aşar.
Ahlaksızlık, köylerde mi koşar?
Tüm yalanlar, dillerden savrulur.
*
Doğruluktan, eser görünmüyor.
Kibir bitip, tevazu inmiyor.
Yaram kanar, acısı dinmiyor.
Ateş düştü, bedenim kavrulur.
*
Cüzdan şişmiş, sömürü utanmaz.
Zenginleşen, fakiri tanımaz.
Merhametsiz zalimler, uslanmaz.
Mahsun beden, durmadan yorulur.
*
Adaletin terazisi kırık.
Boğazımda, kilitli hıçkırık.
Dostluk bitmiş, bağlar artık ayrık.
Sahte gülüş, yüzlere tutunur.
*
Utanç kayıp, yüzsüzlük şahlanmış.
Çıkar çarkı, rüşvetle yağlanmış.
Saf muhabbet, zindana bağlanmış.
Günahkarlar korkudan korunur.
*
Zengin oldun, hakkındır saltanat.
Fakirlere vurulur, pis tokat.
Boyun büker mazlumlar, pür dikkat.
Tüm garipler, köşede boğulur.
*
Eşitlikten bahseder mürşitler.
Zulme ortak olmuştur, yiğitler.
Cüzdan dolmuş, tükenmiş ümitler.
Masum canların, hakkı soyulur.
*
Kutsal satar, ahlaksız zorbalar.
Şahsi cebe, doldurur çorbalar.
Zehir kusar, kürsüden torbalar.
Yetim malı, insafsız yutulur.
*
Nasihatler verilir fakire.
Zevk ü sefa, layıktır emire.
Gözyaşları dönerken nehire.
Zalim emir, tahtında kurulur.
*
Şatafatlı saraylar yükseldi.
Mazlumların sırtından, kan geldi.
Kılıç kesti, sineleri deldi.
Merhametsiz zincirler dokunur.
*
Benliğimi kaybettim yollarda.
Acı çektim, kırılmış kollarda.
Vefa bitti, sarılmış dallarda.
Boynum bükük, hüznüme solunur.
*
Kirli düzen, eziyor mazlumu.
Zehirlemiş soluyan yudumu.
Karanlıklar yutuyor masumu.
Masum canlar, azapla yoğrulur.
*
Yalan sözler, dilleri sarmakta.
Hain eller, kanları karmakta.
Sahtekârlar, hedefe varmakta.
Gerçek sözler, derinden duyulur.
*
Karanlıkta kaybolmuş adımlar.
Sessizlikle büyüyor yudumlar.
Nefes almaz, tükenmiş hanımlar.
Gözyaşları, ırmakta durulur.
*
Sömürülen kitleler susmakta.
Hain beyler, zehrini kusmakta.
Karanlıklar üstüme basmakta.
Tüm umutlar, kafeste tutulur.
*
Gurur kibir, kaplamış dört yanı.
Unuttular ezilen sübyanı.
Kan gölüne, çevirdiler hanı.
Kötülükler zirveye koyulur.
*
Kardeşlikten bahseden diller lal.
Menfaatin peşinde koşmak hal.
Haramzade yutuyor, onca mal.
Saf niyetler, ateşte kavrulur.
*
Gönüllerde kalmamış merhamet.
Gökyüzünden yağıyor husumet.
Kara bulut, getirir felaket.
Gariplerin boynu, tez vurulur.
*
Sabır taşı, çatladı nihayet.
Güçlü olan, ediyor cinayet.
Kötülükten doğmakta şikayet.
Suçsuz beyler, iplerden kurtulur.
*
İftiralar atılır masuma.
Hain hançer, saplanır bağrıma.
Kulak asmaz, hainler çağrıma.
Doğru sesler, rüzgarda boğulur.
*
Satılık ruh, geziyor meydanda.
Şeref bitmiş, tükenmiş cüzdanda.
Kötü huylar, toplanmış vicdanda.
Tertemiz kan, toprağa sunulur.
*
Zalimlerin yüzleri asıktır.
Yoksulların kapısı kısıktır.
Karanlığın aynası kırıktır.
Acı sözler, dillere dokunur.
*
Hırsızların sarayı, parlarken.
Namuslular yoksulluk darlarken.
Arsızların kibri, köz harlarken.
Sessiz çığlık, boşluğa savrulur.
*
Şöhret pulu, mahvetmiş yüzleri.
Tutulmuyor dillerin sözleri.
Kapatılmış, aydınlık izleri.
Gerçek sırlar, toprakta korunur.
*
Bencil nefis, doymuyor mallara.
Leke sürer, bembeyaz şallara.
Zehir katar, çiçekli dallara.
İyi niyet, ateşte yoğrulur.
*
Karanlık sır, örtüyor gerçeği.
Eziyorlar, uçuşan böceği.
Soldurdular bahçede çiçeği.
Boynu bükük ağaçlar, yontulur.
*
Kof gururlar, taşıyor göklere.
Değer verme, çürümüş köklere.
Meydan kalmaz, saygısız yüklere.
Aydınlıklar zindana koyulur.
*
Menfaatin rüzgârı esmekte.
Hain kılıç, boyunlar kesmekte.
Masum nida, umuda esmekte.
Yetim hakkı, zalimce soyulur.
*
İkiyüzlü sahteler topluyor.
Zayıfları ezerken katlıyor.
Şişkin cüzdan, masumu haklıyor.
Tüm günahlar, gecede korunur.
*
Zindanlarda çürüyen bedenler.
Sebebini sormadan gidenler.
Yurtlarını virane çizenler.
Hesap günü, divanda sorulur.
*
Sönen ışık, dönmüyor geriye.
Gözyaşları dönüştü dereye.
Bıraktılar mazlumu geriye.
Paramparça umutlar burkulur.
*
Çölleşmiş can, sevgiye yabancı.
Bitmez asla, göğsümdeki sancı.
Gönüldeki, dinmeyen son hancı.
Susuz çölde, kervanlar yorulur.
*
Soğuk rüzgar, dondurur damarı.
Yüzüme sert vuruldu şamarı.
Talihimin, silinmiş kumarı.
Geleceğim, küllerden doğrulur.
*
Gök gürleyip, şimşekler çakarken.
Hain beyler, alevde batarken.
Gözyaşları, sel olup akarken.
İhanetler sineye dokunur.
*
Tarih boyu, akan ulu kanlar.
Merhameti gömdü, tüccar hanlar.
Boşluğa terk edildi, saf canlar.
Zincirlere tutsaklar vurulur.
*
Yaprak düşer, mevsimler değişir.
İyilikler fenayla kesişir.
Sahte yüzler, menfaat bekleşir.
Saf niyetler, toprakta yorulur.
*
Karanlığa mahkumdur caddeler.
Dertle dolup, taşıyor sineler.
Parçalandı koskoca kubbeler.
Eski dostlar, mazide boğulur.
*
Son nefeste, feryadım yükselse.
Kötülükler de, kapıdan dönse.
Yüce divan önünde durulur.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 17:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!