Yok Yok Yok Şiiri - Bıro Hovo

Bıro Hovo
16

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Yok Yok Yok

En çok bir kadının
gerdanından dökülürüm,
eğer bir sır, bir tılsım varsa,
bu dökülme'dedir;
gerisini kör de olsam,
topal da olsam, layıkıyla icra ederim;
ama gözümün gördüğü alanda,
bir kadın zerresi varsa,
en yakın bir zamanda,
bir aksaklık çıkacağına işarettir.

Bir zamanlar,
anlamlarla herhangi bir ilişkim yokken,
haz peşindeydim;
herşey önemsizken, kendimi
saygılıyor, önemsiyor ve seviyordum,
kurnaz bir'şey' gibi, önemsiz
şeylerden zevk alıyordum
- biryerden zevki aldın mı geriye
sadece acı kalır-
ve geriye kalan acıyı da,
doğal olarak, ben duymuyordum;
sonra,
zaman aktı ve
ben birden
hayatın anlamına sıkıştım;
anlamlarla ilişki geliştirdim.samimi olduk,
birbirimize gelip gitmeye başladık;
bazen yatıya kalıyorduk,
ve sonunda olan oldu;
ocağıma yerleştiler,
beraber yaşamaya başladık;

Anlamlar benim gibi değillerdi; her birinin
bir karşılığı vardı ve
karşılıklarından sorumluydular;
bense tektim,
gölgem bile yoktu...
Çözmeye koyuldum;
Bunlar neydiler ve
niye vardılar, niye bir sürüydüler,
dayanağı kimdi bunların?
Ya benim anlamım var mıydı?
Filozoflar bir sürüydü,
anlamlar bir sürüydü,
anlamsızlık bir sürüydü;
ben tektim!
Birbirimize girdik!
Zihnim damalıydı.
Bir kenara attılar beni, pek çabuk
öldüm;
sonra cesedimi alıp bu şehirde dolaştım,
bir otomobil tamircisi aradım;
ama kadın olması gerkiyordu;
çünkü, cesedimi ancak
bir kadının tamir edebileceğini
seziyordum; sonunda,
gölün kıyısındsa buldum kendimi;
bu şehirde hiç kadın tamirci yokmuş!

Göle baktım,
atlayıp ölürsem, lanet olası anlamlar
peşimi bırakırlardı;
peki ama,bir cesedim vardı,
cesedimi ne yapacaktım?
ayağıma bağ olmuştu cesedim,
yanımda götüremezdim onu,
zaten çok ağırdı!
Cesedim elimde, ne yapacağımı düşünürken;
nasıl oldu, anlamadım;
birden düşürdüm cesedimi!
Taşlara çarpıp suya düştü,
sırılsıklamdı bana benzeken;
yüzme bilmiyorum, acaba o biliyor mu?
Çıııııııııık!
Diye bağırdım cesedime,
Çık seni suya atıp boğacağım!
Çıktı sudan;
o tırmanırken, onu nereden atacağımı düşündüm...

Ama sonra,
alıp cesedimi, geri döndüm,
sanırım üşüyordu da;
onun eve kadar dayanamıyacağını anladım,
koştum, olanca hızımla,
koştum;
o titriyordu, bense ağlıyordum, sanırım...
Bir karmaşa oldu; insanların arasından geçiyordum,
cesedimle düşmemeye çalışıyordum,
biran gözüm ilişti, tıpkı bana benziyordu...
Onu eve götürdüm, ağlamamasını söyledim,
başını çarptığını söyledi, onun için...
Hala ağladığımı sanıyordum
unutmuşum gibi...

Bir kadın zerresi uçuşsa,
görebildiğim boşlukta,
tüm elektronik cihazlara zarar verir,
adanan ilk adaktan,
Tanrı öldü, dedikleri zamana kadar,
hiçbir şey, yazıldığı gibi okunmaz, olur;
cesedimi tokatlamaya başladım,
beni çileden çıkarıyordu,
ağlama. dedim AĞLAMAAAAAAAAAA!
Ben ağlamıyorum, dedi,
sadece,
sen ağladığımı sanıyorsun,
evet,
ben ağlıyordum, ama bunun cesedimle ne ilgisi vardı?
Sen niye bu kadar zayıfladın, diye
kızdım ona,
bir tokat attım ona,
buz gibiydi, elimi uzattım, yanağına dokundum,
hiç tepki vermedi,
omuzlarından tutup, sarstım,
Olamaz!
Hayır!
Olamaaz!

! ! ! !

Bir musalla taşı kiraladım; cesedimi yatırp oraya,
yıkadım,
çocukluğumdaki eski caminin avlusuna götürdüm,
namazını kıldım,
sonra,
babamın da yattığı mezarlığa doğru yola koyuldum;
ama oraya vardığımda,
altı yaşıma gelmiştim;
Cesedim benden on dokuz yaş büyüktü,
onu gömemezdim bile;
babamın mezarının başına diktim onu;
saatte altı yaş hızla büyüyerek üç küsur saat sonra
Van'a vardım.

baktım göğe...

13 şubat 2002
Van

Bıro Hovo
Kayıt Tarihi : 4.2.2006 14:55:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Gülay Bulut
    Gülay Bulut

    ya, Bıro Hovo, evrensel anlam sorgulaması, acı, anlamsızlık, hiç bu kadar acıtmamıştı içimi, sen satte altı yaş hızla büyümek zorunda kalırken....
    kadınlarla bir hesaplaşma bu bi yandan,
    o da ne acı...
    çok incinmişsin çok..
    ya da her kimi yazmışsan, incinmiş...
    içim sızladı, içim...
    anlam mı?
    yok, yok, yok

    Cevap Yaz
  • Turgut Sari
    Turgut Sari

    bırrrrrrroooooooooooo hıvo

    Cevap Yaz
  • Sargon Yéhunda
    Sargon Yéhunda

    Bıro Hovo, reskalnikov'un baltasıyla parçalanmış gibi. Çağımızda yaşanan bunalım, yabancılaşma ve yalnızlık duygularının bunun gibi içsel bir savaşın başlamasına sebep oluşu, Ahura Mazda'nın her bir gatha'sının bile bir telkinde bulunamayışı, tenin artık bir başkasına ait oluşu ama hep bizimle yaşaması, ruhun, çığlıkları alıp acının ayinine vuruşu, arayışları ve anlam ve hiçlik ve doğrunun bilinemezliği ve en çok da bir kadının yokluğu, bir gerdanı tapınak da yapar anne rahmi de!.. yüreğine sağlık.

    Cevap Yaz
  • İrfan Sarı
    İrfan Sarı

    bıravo...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (4)

Bıro Hovo