Denizden çaldın kumu,
İnşa ettin koca binayı.
Bir gece yarısı yedi şiddetinde deprem vurdu,
Yıktı koca binayı.
Öldürdün uykuda canları.
Can yanıklarım, canlarım,
Can kırıklarım, canlarım.
Benim babanız sığmadı mı
Kalbinize, evinize?
Ben size yük olmadım,
Yoruldum, boğuyor beni yalnız aşk.
Acısı, sevgisi, belirsizlik...
Taşıyamıyorum, kalbimde ağrısı,
Yüreğimde yarası.
Düşünürüm günlerdir,
Sen hiç çocuk gözlerimin bakışında aşkı gördün mü?
Sen hiç kirpiklerimin üstünde aşkı,
gizli dudaklarımda sakladığımı gördün mü?
Senin hiç çocuk yaşta elinden,
çocuk sevdân alındığını gördün mü?
Sen hiç itilip dövüldün mü?
Yaraların iyileşti mi, evlat?
Ben yaralarım iyileşti zannederken,
Başka yaraları görünce
Kendi yaralarımı da unuttum, evlat.
İnsana bir insan lazımken, evlat,
Gariptir ama sofrası zengindir.
Çalışır, hakkını verir amma
Alnının terini çalar zengin.
İster eksik olan maaşının kalanını,
Üstüne bir de azar işitir.
Gitmeden önce gelme konusunda
Güvenim kalmadı artık yeter dediğim
Yerde kal
sakın dönme geriye,
kapadım yollarımı,
Ölüm var hâkim bey,
Musalla’da yatan “hakimdi” demiyor hoca.
Er kişi niyetine konuşur hoca.
Unutma hâkim bey,
Teraziyi iyi taşı hâkim bey.
Öyle bir yerdeyimki yeşilden
Huzurlu vadiler selâm eder gözlerime
Gözlerimin nurunda bir kuş konmuş
Dalında yuvası ağzında maması
Yapraklar fısıldar eski bir sırrı
İz bıraktım benden geçen yıllara,
Ne soruyorsun sağa sola?
Beni kapının ışığında izlerim,
Yapışmış çamurlu ayaklarıma,
Görmedin mi?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!