YERÇEKİMLİ KARANFİL / Edip CANSEVER

Sedat Demirkaya
202

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

YERÇEKİMLİ KARANFİL / Edip CANSEVER

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Şair, sevgiliyle paylaştığı anları az buluyor. Sevgiliyle daha çok zamanı paylaşmak ve ona ait daha çok anı biriktirmek istiyor. O, sevgiliden biriktirdiği şeyleri –bir gülüş, bir sohbet, bir gezinti- her neyse az bulmaktadır. Şair, gün boyu bunlarla yaşamaktadır. Oysa daha sık birlikte olabilirler. Böyle daha “ güzel” olur.

“Karanfil” aşk olmalıdır. Sevgiliyle rakı içerken sarhoşluk damarlardan hücrelere doğru yayılırken, bir ağaç gözümüzün önünde ama biz hiç fark etmeden nasıl büyür, her bahar çiçek açarsa içimizde, irademiz dışında damarlarımıza yayılan aşktır. Aşkın eline düşünce şairde ne geçim derdi “mide”, ne dünyaya ilişkin düşünceler… her şey küçülüyor. Aşk kafaya girince akıl seyahate çıkar derler. Şair kilometreyi sıfırlıyor.

Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Sevgili, karanfili seviyor. Şair de karanfili sevgiliye veriyor. Sevgili de bir başkasına… Burada karanfilin aşkı değil, sevgiyi-dostluğu; dostluk ve yoldaşlıktan doğan coşkuyu simgelediğini söyleyebiliriz. Çünkü aşk, paylaşılmaz... Sevgiler dostluklardır paylaşılan. O zaman şiir yeni bir anlam kazanıyor: Şair aşkı çiçeklerden gülle özdeşleştiriyor; sevgiyi, dostluğu ise karanfille… Şair, ilanı aşk ediyor ama o güzeller güzeli “dost kalalım” diyor. Oysa güzel olmak vardı senle, bir aşkı paylaşmak vardı. Fakat o güzelle dostluğu paylaşmak da güzeldir, hem bu sayede onun dostlarıyla, çevresiyle de elden ele geçen karanfiller paylaşacaktır. Az şey mi?

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.

Aslında bu da bir sevdadır birlikte büyütülen. Ama şair yine de bununla yetinemez,”bu o değil”dir çünkü. O, başka bir sevdayı yaşamakta, başka bir aşktan bahsetmektedir. Bu sevda öylesine baş döndürücüdür ki sevgilinin renkleriyle şairin renkleri, zevkleri duygu-ları, değerleri bir araya gelince ışık tayfı gibi her yer beyaza kesmektedir. Hayat yine baş döndürücü, dertler yine sıfırlanmaktadır.

Aşk, insanı uçurur, ayağını yerden keser; oysa diğer sevgiler yerçekimlidir.

'Şairin ele aldığı konular kendi durumunu değil, çevresini kaplayan yığınların iç dünyasını ısıtacak, onların yaşayışlarını yenileştirecek, başka başka görüşler katabilecek özellikler taşımalıdır. Kuvvetin, dayanıklılığın, hayata bağlılığın, günden güne uygarlığa gitmenin kökleri şiire de bağlıdır. Demek oluyor ki şiir yalnız lüks olmaktan çıkmış, gerçeği gösteren, insanı inceleyen bir güzellik olmanın yolunu tutmuştur.' (1954) Diyor Edip Cansever.

Edip Cansever,
1940 Toplumcu Gerçekçi Kuşağı ve Garipçilere tepki olarak doğan İkinci Yeni şiir akımındandır. Cemal Süreya, Turgut Uyar, Sezai Karakoç ve Ece Ayhan’la birlikte bu grubun başını çekmiştir.

Dirlik Düzenlik (1954) : Yerçekimli Karanfil (1957) : Umutsuzlar Parkı (1958) : Nerde Antigone (1961) : Tragedyalar (1964) : Çağrılmayan Yakup (1966) : Kirli Ağustos (1970) : Sonrası Kalır (1974) .

İKİNCİ YENİ

İkinci Yeni, Türk şiirinde değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla yeni bir söyleyiş bulma amacında olan bir akımdı. Ortak özellikleri; dilin alışılmış kalıplarını yıkmak, sözdizimini zorlamak, değiştirmek ya da bozmak oldu. Şiirde hayal gücüne ve duyguya ağırlık verdiler. Bireyin yalnızlığı, sıkıntıları, çevreye uyumsuzlukları gibi temaları sıklıkla işlediler. Söylemek istediklerini soyut bir dille anlatmaya çabaladılar, yer yer anlamın yok olduğu da olur şiirlerinde. Amaçları, şiirlerinde verilmek istenen duyguyu anlatmaktan daha çok hissettirmektir.

II. Yeni şiirimizde çok uzun soluklu olmasa, geniş bir okuyucu kitlesi bulamasa da Türk şiirine yeni boyutlar getirmiştir. • “Şiir için şiir” anlayışıyla hareket etmişler; erdem, ahlak, toplum ve gerçek gibi konuların şiirin dışında tutulması gerektiğini savunmuşlardır. • Onlara göre anlamlı olmak şiir için önemli değildir. • II. Yeni’ye göre şiir bir öykü anlatma aracı değildir. Öteki edebi türlerden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Bu yüzden konuyu ve olayı şiirden atmışlardır. • Eşya, görünüm ve insanı gerçeküstücülükten daha aşırı bir soyutlama ile anlatmayı amaç edinmişlerdir. • Onlara göre şiirde ahenk, ölçü ve uyakla değil; musiki ve anlatım zenginliği ile sağlanmalıdır.

SEDAT DEMİRKAYA

Sedat Demirkaya
Kayıt Tarihi : 19.4.2008 01:40:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nevit Başar
    Nevit Başar

    sahip olmanın sahiplenmenin belkide en korkunç hali olan aşk dair eleştirel bir yaklaşım biçimide taşır...sevme yanlışlarına ince bir atıftır

    Cevap Yaz
  • Meltem Ege
    Meltem Ege

    yorumunuz da şiir gibi akıcı ve güzel...beğeniyle okudum sevgili dost...

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Sedat Demirkaya