anahtar deliği bize gökyüzünü uzatmadı,
çam yorgunluğundan sarkan bir fısıltı tükürdü kendini,
bir merdivenin diz kapağında unuttuğumuz rüya gibi.
yastığımın altına bir azı dişi bıraktım,
bu gece,
diş perisi masal okusun diye.
masalın ilk cümlesi sakız gibi yapışıktı karıncalara,
ve her harfi, kulak mememe yorgan diken bir sabaha döküldü.
tırnaklarıma dolan kirler,
hiçbir zaman benim olmadı,
çünkü o kirler,
başkasının düşlerinde unutulan birer isimdi
ve ben, her tırnağımda
bir başkasının suskunluğunu büyüttüm.
panjurları her sabah tekrar açmalıyız,
çünkü duvarlarda küflenmiş cümleler var,
biri hep saat beş buçukta
aynı hayali baştan kusuyor.
gökyüzü?
düşerken unuttuğum bir merdivendi o,
ben tırmanmadım.
sadece bakıp, gözlerimin ucunu kestim.
panjurları her sabah tekrar açmalıyız,
çünkü gecenin unuttuğu ne varsa,
gündüz onları tekrar hatırlamak ister
panjurlar, gökyüzüne bakan bir mezar kapağıdır aslında,
ve
biz her sabah
ölümün üstünü aralayıp
"hâlâ buradayım"
deriz
evin içindeki sessizliğe.
Mahi YeisKayıt Tarihi : 11.3.2026 14:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!