nereden geldim nereye gidiyorum bilmiyorum
elimde koca bir hiçliği tutuyorum
sanırım bu gece yok olmak istiyorum
on yaşında bir kız çocuğu gibi
kabus görünce anneme sarılmak istiyorum
kanın akış hızı değişiyor,
şehir daralıyor,
duvarlar üstüme
k u s u y o r
senin
hiç söylemediğin
Karşı binanın çatısında kargalar yine bir mevzu peşinde. Onlara bakıp gülümsüyorum, sonra neden gülümsediğimi unutuyorum. Aşağıdan bir otobüs geçiyor. tıka basa dolu, içerisindeki ter kokusunu hisseder gibi oluyorum. Camları buğulu, içindekilerin gidecek bir yeri, bekleyenleri var. Bense elimdeki sigaranın dumanının peşindeyim. Başıboşluk tam olarak ne olurdu bilmiyorum ama bundan uzak olmadığı kesin: bir yere ait olamamak değil de, her yere biraz fazla ait olup, hiçbirinde dikiş tutturamamak. Külün bir kısmı halıya düşüyor. Bakıyorum: halı zaten eski, dünya zaten toz içinde. Ne düşündüğümü unutuyorum, bunu da burada pas geçiyorum. Her şey çok hızlı, çok gürültülü. Bazen tüm dünyayı tek dikişte içebilirmişim gibi geliyor. Yüzüme rüzgar çarpıyor, burnum sızlıyor, üşümek, en azından hâlâ bir yerlerde olduğumu hatırlatıyor bana. Mutfaktaki o kırık kase neden orada o kadar uzun kaldı, halıdaki leke, masadaki kurumuş çay lekesi, daha önce gittiğim yolları, yediğim yemekleri hatırlatıyor.
Dünya dönmeye devam ediyor, kargalar çatılarda yine aynı kavgayı veriyor. Aşağı sokaktaki kedi olsam, belki de garip bir martı ya da ne önemi var ki hangisi olmak istersem tanrı tabii ki elimden bütün mavi lolipopları alacak. Ben de ona çok kızacağım. Yine de ikimiz için de önemsizse susup önümüze bakacağız. O öyle sansın.
Ben bu akşam evini yakacağım.
Paslı salıncaklar.
Gıcırdayan birer darağacı.
gece.
on yaşındayım.
dünya diz kapaklarım kadar yaralı.
anahtar deliği bize gökyüzünü uzatmadı,
çam yorgunluğundan sarkan bir fısıltı tükürdü kendini,
bir merdivenin diz kapağında unuttuğumuz rüya gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!