Yasemin Yılmaz Şiirleri

31

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Yasemin Yılmaz

Kararır toprak kararlı ölüm karşısında.
Ağlar gözlerimden yere düşen korkuyla parçalanmış düşlerim...
Toz toprak bulanır, yerde dağınık saçlarıma.
Açar mı baharlar barut kokan avuçlarımda?
Ölümün her hali karadır, her hali acı dolu.
Olmaz ki eğlencesi…

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Yüreğimin sesiyle yürüdüm çoğu zaman, yanıldım… O’da yanıltabiliyormuş öğrendim. Daha derinlerde, yürek sesinden de öteler de, hiç duymadığım kendi sesimi dinlemeyi öğreniyorum şimdi. Harmanlanmış bir benlik bu. Akıl, ruh, yürek üçgeninde öğütülmüş… yıkıla yıkıla var olmayı öğrenmiş bir benlik. Şimdi yalnızca yüreğimle yürümenin büyük bir yanılgı olduğunu daha iyi fark ettim. Yürek böylesi kurtlar sofrasında çok çıplak, yenilmek için hazır lokma… Bazen sağır olmayı, bazen kör… Yalnızca çağın gerektirdiği gibi. Bazen tunç olmayı bazen kor Gerektiği gibi. Düşüncenin derin okyanusunda boğularak yeniden doğmayı… Yeni bir varlığı tanıtmayı kendi akıl havuzuma… Gerektiği gibi. Yüreğimle yürümemek, duygusuzca kendi akıl benliğimle. Duygusuzluğun tadını alarak ve burnumda acısını hissederek… Çarklara ve savaşlara karşı. Bazen insan bazen hayvan gibi. Bazen orman kanunlarıyla… Çok sustum… Hep sustum… Büyümesini bekledim zamanın, kendi iç yolculuğuna açılan penceresinde. Çok yol kat ettim. Çok mücadele… Muacceldi ellerime dokunan zamanın gözyaşları. Kirliydi, kokusu kan kokusuydu. Bileklerinden yağmur boşalıyordu bulutların saçlarımı kızıla boyayarak. Yağmur öncesi sessizlikte boğuldum çoğu zaman ama gök gürültüsü ruhumu uyandırıyordu kıştan bahara yol alıyordu morarmış ayaklarım. Kardelenler açıyordu ayaklarımda. Sarı beyaz bir sıcak… Şimdi tanıdıkça var olmayı. Şimdi düştükçe kolay kalkmayı öğreniyorum. Şimdi insanların ne kadar yapay olduğunu, acımasız ve gözlerine dahi yalanı öğrettiğini. Şimdi inanmamayı ve yalnızlığı… Tekil yalnızlık çoğul kalabalıktan daha dostane ve dürüstmüş

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Sende o sisli gidişin gibi en aydınlık çehrenle döneceksin.
Bense yıldızlarımı kaybetmiş bir gökyüzü gibi bakacağım yüzüne.
Parçalanmış bir kalp bulacaksın aşksızlığınla.
Sende o zaman kahrolacaksın benim yok oluşuma.
Yosun kokacak gözlerin, gözlerime dokundukça…
Utanacaksın, o en biçare bana sokuldukça.

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Doğa devamlı değişen resim gibi.
Ne kokusu var ne de tadı.
Seni yalnızca izliyorum İstanbul.
Tadabildiğim yalnızca hüzün.
Güneş yakıyor, rüzgâr ise yolların ziftini yalayarak esiyor saçlarımda.
Duyabildiğim korna ve fren seslerinden ibaret.

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Tanıdıkça uysallaşıyor içimdeki canavar
Tanıdıkça Ehlileşiyor gözlerindeki ateş…
Yaklaştıkça çekingen ve de karanlık…
Uzaklaştıkça, dişlerini biliyor sırtımda türeyen yalnızlık.

Mazlumlaşıyor… Geceye iz bırakarak ayrılan aydınlık.

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Üşüyorum…
Gözlerimden ayrılan sıcak damlalar, kalbimde acı bir karanlık bırakarak ayrılıyor bedenimden.
Korkuyorum…
Umutlarımın parçalanarak kopan kaya parçaları gibi üzerime düşmesinden.
Düşünüyorum…
Gecelerden süzerek hasretimin acısını, sızlıyor kalbim sızlıyor, kaybettikçe… Elleri uzaklaştıkça ellerimden.

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Hayata baktığım ayna bugün duru bir o kadar da silik bir aydınlık yansıyor çakıl taşlarına.
Sessizliğin o insanı üşüten gizemiyle bakıyorum etrafıma.
Üşüyen ve sarındığı kollarıyla kendine yeten bir kadınım.
İçim üşümüyor artık yalnızlık dahi devleşemiyor yüreğimde.
Sarındığım lacivert kaşkolüm ve beremle yetiniyorum, soğukla savaşabiliyorum.
Yalnızlığımla tanışalı da epey bir zaman oldu, alıştım korkmuyorum.

Devamını Oku
Yasemin Yılmaz

Yas tutmaya dahi zamanız yok.
Ayakta atıştırdığımız gıdalar gibi duyguları da kısacık dar zamanlara sığdırmaya başladık.
Ritüelleşen tek şey kazanmak ama adaletsizce!
Etrafında pervaneleştiğimiz tek şeyse para…
Kafese tıktıklarımız ve kafesten çıkardıklarımızla, böyle dehşetimsi bir yalnızlıkla ve korkuyla yüzleşmek zorundayız artık.
Allahsızlaştıkça balçıklaştığımız gün gibi aydın ama karanlıklaşıyoruz…

Devamını Oku