Tam 318 gün geçti üstünden
Gömüldüm toprağa, terk etmedim nefesi
Uzattım ellerimi, kadehimde cehennemin rengi
Akrebi kırbaçlayan saat acıtıyor her saniyeyi
Nedir bu umutlarımın kısır hali ?
Gözlerim ağırlaşıyor bu güneşin karanlığında
Oyunlarda domur domur alında biriken terleri olsun tüm çocukların
Gözyaşları nöbet tutmasın devriyeler bitirsin bu karanlıkları
Peki bu çelimsiz bakışlar nasıl görebilir çığlıkları
Her kirpiğimde bir ok, gözlerimin kapandığında saplanır içime
Kabuklarım acının kurşunuyla soyunur ruhum
Kabuklarım dökülür bigane rengimden aslına
Bir ben olurum, dirilirim benliğime
Kandiller erir nefesinin buğusuyla çöl olur denizler
Ah-u zarda intihar eder kelebekler
Açamaz güller hüzzamın makamıyla
Yeşertemedik biz bigane gönülleri acılarla
Zaman akarken o yuvarlak masa saatinden,
Bir kuruşluk anı varken ceplerimde,
Aç kapıyı!
O kıvırcık saçlı, elma sekeriyle kız çocuğu kapında...
Abdest alır tüm dünya bulutların kucaklaşmasından
Koşar dört nala hayat tebessümün alnından
Ezanlar eriyor insanın dumanından
Sehpalardan sallandırdık kendimizi günahların yasından
Kelimelerin başı kesildi kan süzülüyor zamandan
Ağla ki duvarlar yeşeriyor hicranımızdan
Üç kuruşluk hayat için
Çocukların çiçek satması reva mıydı?
Soğuktan titreyen parmakların arasına
Can kırıkları oymaz mıydı?
Alt tarafı sobanın üzerindeki ekmekle mutlu olacaktık
Alt tarafı papatyalardan taçlar yapıp prenses olacaktık
Alt tarafı masumiyetin çizgisindeki çehremizle bakacaktık
Alt tarafı beş taşla avucumuzda hayatı yakalayacaktık….
Yıldızlara and olsun
Her hücremde kilitledim varlığını
Yıldızlar kaysın unutursam adını




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!