Hayat ırmağında,bir sal misali
Zaman kemiriyor,ruh kafesimi
Bu seyrü seferin,bir gün visali
Yitirdiğim an dır! son nefesimi
O an ki! gerçekle, yüz göz anıdır
Efsunlu rüyadan, uyanmak gibi
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Yaşayanlar için tek gerçek var o da ölüm. eyvallah
Hamit Körken, Allah rahmet eylesin.
Kabriniz nur, mekânınız cennet olsun.
Bu, birbirinden güzel, anlamlı, değerli şiirlerinizle unutulmayacak, hatırlanacak, hep var olacaksınız.
Tüm sevenlerinize başsağlığı diliyorum.
Ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca Bu şiir benim olmasada gerçekten güzel.Güzel şiir olduğu hem sağdan hem soldan azımsanmayacak sayıda genellikle beğeni yorumları yapılmasından belli vesselam.
Hangi gün secilmiş ne fark eder, sizin şiiriniz tüm zamanlarin en özel şiiri.Bundan daha gercek ve hayata uygun daha ne olabilir ki.
''Meğerse ölümmüş,yaşam gerçeği. ''
Yürekten kutluyorum.
10 puan** selamlar.
hecenin tam tadında...tebrikler +10+ant
'Sorun gereksiz virgüllerde'; tebrikler Hamit Bey.
Günün şiiri seçilen şiirime ,nezaket gösterip gerek menfi gerek müspet yorumlarıyla katkıda bulunan tüm arkadaşlara ve seçici kurula teşekkür ediyorum.Ayrıca bu günün kadınlar günü olması hasebiyle de,tüm kadınlarımızın ve analarımızın bu özel gününü kutluyorum.Buraya asılan şiirim böylesi bir güne muvafık düşmediğinin de bilincinde olarak.
Belki bu şiirim ,bazı arkadaşlara yavan ve kuru gelebilir,görüşlerine saygı duymakla birlikte,şunu söylememde yarar olacağını sanıyorum.Bu şiiri ben kendi nefsime yazdım.Sinyali beyinde dediği gibi ,Bir nevi Rabıta-i mevt de diyebiliriz,nefsi yerme de diyebiliriz.Kimseye nasihat veya yüksek perdeden ahkam kesme gibi bir derdim de yoktur.Dostlarım sakın yanlış anlamasın.Etik düşmeyeceğini bildiğim için yorumlara da cevap vermemeye çalıştım.Lakin
şiirimin içeriği hakkında bazı yorumcu arkadaşların görüşlerine açıklık kazandırmak için ,tartışılan dizelere cevabi bir not düşmek istedim.
Öncelikle Hüseyin Demircan ve Osman Nurani arkadaşların yapmış olduğu tespitlerin çok doğru ve isabetli tespitler olduğunu belitmek isterim.
Hayat ırmağında bir sal misali
Zaman kemiriyor ruh kafesimi.
Bu dizelerde ;İnsanın hem hayatla,hem de zamanla olan alış verişini'Haşır neşir'' oluşunu vurgulamaya çalıştım.
Burada anlaşılmıyacak bir durumun yada iki dize arasında kopukluk olduğunu sanmıyorum.Hayat nehrinde bir salız, zaman mefhumunda ise,siyah ve beyaz ''Yani gece ve gündüz''denilen iki farenin , ruh kafesi dediğimiz beden elbisesini kemirmesiyle belli bir sona doğru gidişimizi anlatmaya çalışıyor.Netice itibarıyla insan ömrü ve hayatı yaşam nehrinde bir sal,zamanın elinde ise bir kafes hükmüne geçiyor.
Teşekkür ederim, Naci bey...
arkadaşlar şiirde olması gereken teknik ve sistematik mantıkla değil,kulaklarının alışık olduğu Türkçe mantıkla düşündükleri için teşbihdeki kaymayı görmüyorlar sorun burada Halide Hanım..
misal kelimesi nedeniyle sal ile zaman,hayat ile ruh pekiştirmesi yapılmış olarak görünüyor gerçekten de
ilk mısra devrik bir mısra (cümle)
fakat ikinci mısra(cümle) devrik değil
sırf uyak uydurmaktan ortaya çıkan bir tehlike..
tebrikler Halide Hanım
Bu şiir ile ilgili 98 tane yorum bulunmakta