Aklımda bir resim var, unutmadığım asla
İzlerdim hayranlıkla, tablo yaparken seni
Benim için o anda, Van gogh’tun sen mesela
Sendin aşkın kendisi ve aşkın yönetmeni
Maviydi aşkın rengi, kan kırmızıydı busen
Tuvale aktarırken, ne kadar mutluydun sen
Para pul önemli mi, böylesine seversen
İsterdim ömür boyu, bana eşlik etmeni
Kavuşmuştuk sonunda, unuttuk kederleri
Beni sevdiğin kadar, sevmiştin bu yerleri
Güvenmiştim sana ben, bozmuştum ezberleri
Gönül isterdi yine, bu aşkı resmetmeni
Senin kadınındım ben, pazarda köle değil
Artık emrediyordun, boynunu kır ve eğil
Bilseydim sonumuzu,olmazdım sana mayil
Gönül gözü olanın, olmaz ki eğitmeni
Van gogh gibi çıldırdın, değiştin sen aniden
Sevdiğini acıtan,sen miydin bu sahiden
Nasıl severdim seni, aşkla, şevkle yeniden
Sahneye fırlamıştı, bizim aşkın şovmeni
Yürümemi istedin, senin ayak izinden
Kirlenmek istemedim, yollarının tozundan
Kaç yürek yetim kaldı, bu aşkın enkazından
Yarım kalan tablonun,yoktu bir düzeltmeni
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Her zaman olduğu gibi,mükemmel bir şiir okudum. Duyarlı yüreğinizi ve değerli kaleminizi kutluyorum. 10+ANT. Saygı ve sevgi ile kalın.
Hikmet YURDAER
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta