Başhekim taburcu olan hastalara göz gezdiriyordu ,yanında bir doktorla
Eşyalarını hasta bakıcılar ile birlikte toplayan kadını göstererek.
Bu kadının hikayesi ne diye sordu?
Doktor onu buraya getirdiklerinde kafasında kurumuş dallardan yapılmış bir taç vardı.
Otlar çoktan sararmış,solmuştu ama taç hâlâ kafasında duruyordu.
Hasta bakıcılar tacı çıkartmaya çalıştı.
Kadın birinin kolunu ısırdı, diğerine tekme attı.
O günden sonra kimse bir daha ona dokunmadı.
Hiç konuşmadı.
Sadece başını eğdi, tacını düzeltti
Hep cam kenarında bekledi.
Neyi beklediğini kimse bilmiyordu.
Günlerden bir gün, yemekhanede başka bir hasta yanlışlıkla çarptı.
Taç yere düştü.
Kurumuş dallar kırıldı dağıldı.
Kadın ilk kez ses çıkardı.
— “Kırdın… kırdın…”
Sesi bir çığlık gibi yıllardır tutulmuş bir kalbin sesiydi.
Hasta bakıcılar gözyaşlarına engel olamadı.
Dalları tek tek topladılar, yapıştırdılar, tacı yeniden başına taktılar.
Ertesi gün ilk kez bir kâğıt ve kalem istedi.
Hasta bakıcılar kontrolünde verdik.
Uzun uzun yazdı.
Uyuyunca kâğıdı aldım.
Ne adres vardı ne de bir isim.
Sadece bir mektup.
“Merhaba yürek yangınım, hasretim.
Bugün beni çok tuhaf bir yere getirdiler.
Daha içeri girer girmez iki adam üzerime abanıp saçımdaki senin taktığın tacı çıkartmaya çalıştı.
Merak etme, dokundurmadım.
Hatırana dokundurmadım.
Senden bana kalan tek hatıra o.
Yemekhanede biri çarptı bana yine.
Tacım düştü, kırıldı.
Çok ağladım.
Burada biri yapıştırdı.
Elime biraz kurumuş papatyalar verdi mutlu oluyum diye.
Dalları hâlâ sağlam.
Onlar açmak için ilkbaharı bekliyor.
Tıpkı benim seni beklediğim gibi.
‘Geleceğim’ deyip gitmiştin.
Sakın bıraktığın yerde bulamazsan beklemiyorum sanma hala bekliyorum.
Buradaki insanlar çok tuhaf ama iyi kalpliler.
Bir Ayşe teyze var. Torunu getirmiş buraya.
Herkesi torununa benzetip torunu sanıyor, her seferinde valizini alıp vedalaşıyor bizimle.
Biz de her seferinde yolcu edip el sallıyoruz.
Bir gün bana dedi ki:
‘Ben deli değilim, bu da benim torunum değil.’
Şaşırdım.
İnsan deli olmadığı hâlde neden deli taklidi yapar ki?
Bir de Murat var.
Asker arkadaşı kollarında ölmüş.
Herkesi kazalardan koruyor, ölmesinler diye.
Geçen yerler ıslaktı, düşmeyeyim diye beni bir itti.
Tacım yine düştü yere.
Başımdan silip geri taktı.
Merak ediyorum…
O da mı deli değil, yoksa deli taklidi mi yapıyor?
Sana daha çok yazarım sevgilim.
Uykum geldi.
Yarın başka bir mektupta devam ederim.”**
Mektubun altına bir söz iliştirmişti:
“Deliler yaşar hayatı.
Deliler yaşar aşkı.
Ben delicesine yaşıyorum seni.”
Uzun süre düşündüm.
Bu kadın deli mi?
Sonra karar verdim.
Hayır…
Bu kadın deli değil.
Bu kadın, Yarım kalan bir sevgiyi tamamlamak için beklemekten vazgeçmeyen bir âşık.
Taburcu edilmesine karar verdim.
Hastanın eşyalarını toplarken sakın…
tacına dokunmayın.
Epikriz Notu: Şifayen taburcu.
04.01.2026 16:02
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 16:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!