Bahçenin kapısı
yarı aralıktı.
İçeride
kimsenin dokunmadığı
yazdan kalma bir sessizlik,
duvarın dibinde
kurumuş birkaç dal vardı.
Kapının önünde durdum.
İçeri girmekle
geri dönmek arasında
uzun bir ömür vardı sanki.
Rüzgâr geçti sonra.
Ağaçların arasında
eski bir sesi taşıdı bana doğru.
Tanıdım.
Ama dönüp bakmadım.
Bazı sesler
duyulduğu anda
insanı geçmişe çağırır;
bazılarına dönersen
bir daha çıkamazsın oradan.
Eşiğin yanında
küçük bir taş duruyordu.
Üzerinde silinmiş
iki harf,
yarım kalmış bir tarih...
Elimi uzatmadım.
Bazı şeylere
dokunmamak gerekir;
çünkü insan
dokunduğu anda
unutmaya çalıştığı şeyi
yeniden kendine bulaştırırmış.
Bahçenin içinde
bir gül açmıştı.
Mevsimi değildi.
Belki de bu yüzden
bu kadar sessizdi.
Bir dalın ucunda
tek başına duruyor,
kimseye görünmeden
kendi güzelliğini taşıyordu.
Baktım.
Sonra anladım ki
Bazı şeyler
gitmezmiş aslında.
Yalnızca
hayatımızdaki yerini değiştirimiş.
Kapıyı kapatmadım.
Arkamı dönüp
yola çıktım.
Bazen insan
bir yeri terk etmezmiş,
oraya bir daha
aynı kişi olarak
dönemeyeceğini anlarmış.
Yürüdüm.
Arkamda
yarı açık bir kapı,
içeride
solmuş bir yaz,
cebimdeyse
söylemediğim bir cümle kaldı.
Ve ilk kez
onu tamamlamaya çalışmadım.
Çünkü bazı cümleler
söylenmek için değil,
insanın içinde
yavaşça susmak için
yarım bırakılırmış.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 14.08.2026 09:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!