Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovalardan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Erselik saatlerde yağar yere
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




İnsanın üstüne 'yağan' bir yalnızlık!
'Seçilmiş' yalnızlıktan ne kadar farklı ve bunaltıcı...
Tam bir Behçet Necatigil çevirisi...
'Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü.... Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü....' diyebilen büyük şaire yakışan bir çeviri....
Rilke ise elbette başımız üzre:))
Yalnızlık...
yaradılan en büyük kalabalığın en zengin duygusu....
Kutladım ...
Çeviri şiirleri ruhsuz bulurum.
Ancak bu şiir gerçekten güzel
göründü.Çevireni kutlarım.
erselik saatler, yalnızlıkla demlenince insanı daima yemler..eski ve yeni..eski var olan, yeni ise var olması umulandır..
yeniye uzanan sol elimize rağmen, sağ elin eskisinden kopamaması..işte yem..
zaten sağ kol daima dişi-kişi, sol kolda er-kişi değil midir?....ve sonuç tek bedende er-dişilik...
Şair'in bu şiirinde can alıcı tek nokta; erselikliği ve yalnızlığı buluşturan cümleler..
YeTeRLi mi?..kesinlikle yeterli...
rilke sen bu sayfalarda ne arıyorsun..öpüyorum
seni şiirinden..
@..
Bu şiir ile ilgili 15 tane yorum bulunmakta