Anlatacak çok şey varken
Sustuklarımız var
Ve en çok da onlar kanatıyor
Derin bir sızı gibi saklı kaldıkları yerden.
Dilimizin ucuna gelip de dönen o cümle,
Göğüs kafesinde sıkışan, büyüyen bir düğüm gibi kanayıp duruyor.
Anlatacak ne çok şey birikti ömrümüzün seyrinde,
Biz kelimeleri yuttuk, sessizliğe büründük, yönümüz hep meçhule oldu.
Bir gün yolumuz düştü kâğıdın tenine,
Biraz hüzün, biraz eksik hece ile yazdık;
Dilimizden dökülmeyen o kelimeleri beyaz kâğıtlara, herkes şiir sandı.
Akarken yaşanmışlıklar yanaklarımızdan,
Yağmura inat aktı gözyaşlarımız.
Gittiğin o günden sonra yağmurlar hiç dinmedi;
Ne sen sordun halimi derinden,
Ne ben açabildim kapıyı sana bir daha güvenip,
Geceye hapsettik duygularımızı.
İçimizde binlerce nehir akarken
Dışarıya bir damla düşürmedik, sustuk, suskunluğun sessizliğinde boğduk en saf düşlerimizi.
Gidenler uzakta kaldı,
Kalanlar hep yaralı.
Söylenmeyen sözcükleri gömdük
Dilimizin mahzenlerine,
Ve zincire vurduk yüreğimizde hâlâ atan sevgimizi.
Yağmurdan deyip sustuk,
Sustuklarımız hep celladımız oldu.
Haykıramadık yeter durun diye,
Çığlıklarımız içimize kaçtı,
Her nefeste biraz daha öldük.
Yanağımızdan süzülen o yaşı,
Rüzgârın serinliği yerine
Yarin yanaklarında kurutmak varken,
Güneşi arkamıza alıp sadece ağladık.
Herkes yağmura sevindi,
Biz ise her yağmur damlasında iliklerimize kadar öldük.
Şairinde dediği gibi yağmur herkese aynı yağar,
Kiminin saçını ıslatır,
Kiminin yüreğini benim yüreğim ıslandı
Ama kimse duymadı.
29.09.2026 16:07
Kayıt Tarihi : 29.09.2026 16:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!