Bir ayna kırıldı, iki yüz kaldı ortada,
Ne şikâyet bilirdi cam, ne kırılan sebep sorardı.
Öyle sessizce çekildi aramızdan mevsim,
Kimse "dur" demedi, kimse "gel" demedi.
Senin adın bende bir gurbet şehri gibiydi,
Gidilmemiş ama ezberlenmiş sokakları.
Şimdi o şehrin haritasını yakıyorum yavaşça,
Küle dönüşen her cadde bir vakit alıyor.
Elin bir mühürdü avucumda, çözülmeyen,
Şimdi mühürsüz kaldı defterin son sayfası.
Ne bir imza var altında, ne bir tarih,
Sadece yarım kalmış bir cümlenin sessizliği.
Rüzgâr eski bir şarkıyı taşıdı bu akşam,
Ne senin sesindi, ne unuttuğum bir nakarat.
Ama durdurdu adımlarımı bir an,
Ayrılık böyle gelir, çalıp geçen bir ezgide.
Deniz fenerleri hâlâ yanıyor limanda,
Gemiler artık başka kıyılara gidiyor bilirim.
Ben yine de bakıyorum ışığın döndüğü yöne,
Alışkanlık, pusulanın unutamadığı kuzey gibi.
Ne bir mektup yaktık, ne bir yemin bozduk,
Yıkılan bir şehir değildi bu, sessizce çöken bir kum saatiydi.
Taneler bir bir düştü, kimse tutmadı elini,
Zaman zaten kimseye sormadan işler kendi hükmünü.
Bir şiir yazdım sana, adını koymadan,
Yunus'un dediği gibi, "gitti güzeller" belki de.
Ama giden güzel değildi yalnız, giden vakitti,
İkimiz de aynı türkünün yarım kalan mısraıydık.
Sabah ezanı vakti uyanıyorum hâlâ o alışkanlıkla,
Elim yanımda bir sıcaklık arıyor, boşluğu buluyor.
Bilirim ki bu da geçer, her gurbet gibi,
Ama geçmeden önce, her sabah yeniden ölüyor biraz.
Belki bir gün bir yabancı sorar hikâyemizi,
"Ne oldu?" diye. Diyeceğim: "Zaman oldu, başka bir şey değil."
En doğrusu bu, en ağır olanı da,
Bazı ayrılıkların suçlusu yok, sadece takvimi var.
Şimdi ben bir kıyıdayım, sen başka bir kıyıda,
Aynı denizin iki yakası gibi, aynı suya bakan.
Yarım kalan aşkların sesi olacaksak eğer,
İşte bu, ismini koymadan biten bir türkü.
Kayıt Tarihi : 16.08.2026 04:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
“Vuslatsız”, büyük bir kavga ya da ihanetle değil, zamanın içinde sessizce birbirinden uzaklaşan iki insanın hikâyesidir. İlişki sona ererken ortada suçlanacak kimse yoktur; yalnızca alışkanlıklar, hatıralar ve yarım kalmış bir hayat vardır. Geçmiş; bir gurbet şehrine, kırılmış aynaya, boş kalmış bir yatağa ve artık başka kıyılara giden gemilere dönüşür. İnsan sevdiğinin gidişinden çok, onunla birlikte geçen zamanın geri gelmeyeceğini fark ettiğinde asıl ayrılıkla yüzleşir. Şiirin sonunda iki insan hâlâ aynı denize bakan fakat birbirine ulaşamayan iki kıyı gibidir. Onların aşkı kötü bir sonla değil, adı bile konulamadan tükenen zamanla bitmiştir. Geriye ise yarım bırakılmış bir türkünün son mısrası kalmıştır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!