Vicdanın Mahşeri
Vicdanın Mahşeri
Kimin Hikâyesinde Kötü Birisin?
Bir gün herkes
iyi biri olduğuna inanarak ölecek.
Garip olan bu.
Kalp kıran da,
yarı yolda bırakan da,
bir başkasının ömründen
birkaç güzel yılı sessizce alan da
kendine anlatacak bir hikâye bulacak.
İnsan
kendi kötülüğünün şahidi olamıyor çoğu zaman.
Adını değiştiriyor.
Korkusuna mecburiyet,
bencilliğine kendimi seçtim,
ihanetine bir boşluğuma geldi,
suskunluğuna uzatmak istemedim diyor.
Sonra aynaya bakabiliyor.
Aynalar da tuhaf zaten;
yüzü gösteriyor,
yüzleşmeyi değil.
Mahşere kalmasın.
Kim birinin kalbini kırdıysa
hatırlasın önce:
O kalp
kırılmadan önce nasıldı?
Kolay inanıyor muydu mesela?
Telefon çalınca seviniyor muydu?
Birinin buradayım demesini
gerçekten
burada olmak sanıyor muydu?
Sonra ne oldu?
Bir insanın ardından
başka insanlara da güvenememek
ihanetin en uzun hâli değil midir?
Herkes aldatmayı
bir yatakta arıyor.
Oysa insan
birini hiç öpmeden de
ihanet edebilir.
Verdiği sözü unutarak.
Bildiği yaraya basarak.
Sevmediği hâlde sever gibi kalarak.
Gitmeye karar verdiği hâlde
karşısındakine gelecek kurdurarak.
Bir kalbi
yedekte tutarak.
Ve bazen
bir başkasına değil,
bir zamanlar söylediği
aslalara gider insan.
Sadakat de yanlış bilindi.
Sadakat
yanında durmak değildir yalnızca.
Bir insanın yokluğunda
ona dönüşmemektir.
Onun bilmeyeceği yerde de
aynı insan kalabilmektir.
Çünkü karakter
kapı kapandıktan sonra başlar.
Kimsenin görmediği yerde
insan neyse,
biraz da odur.
Mahşere kalmasın.
Birileri birilerini
hâlâ geceleri uyutmuyor.
Belki bunu bilmiyorlar.
Belki çoktan unuttular.
Zaten hayatın en büyük adaletsizliklerinden biri şu:
Yarayı açan
tarihini unutuyor,
taşıyan
saatini bile.
Bir insanın hayatında
beş dakikalık bir öfke olup
onun içinde beş yıl kalmak mümkün.
Bir cümle söylersin.
Sen unutursun.
O, kendine her baktığında
senin sesinle hatırlar.
İşte insan
bir başkasının içinde
ne kadar yaşadığını bilmiyor.
Belki cehennem de biraz budur:
Yaptığın her şeyin
karşındakinde neye dönüştüğünü
bir gün eksiksiz görmek.
Kaç kişi
iyiyim dedi
sırf açıklayacak gücü kalmadığı için?
Kaç kişi affetti
çünkü özür dilendiğinden değil,
yükü taşımaktan yorulduğundan?
Kaç kişi
gitmesi gereken yerde kaldı
ve buna sevgi dedi?
Kaç kişi
sevmesi gereken yerde sustu
ve buna gurur?
İnsan bazen
en büyük günahını
hiçbir şey yapmayarak işler.
Aramaz.
Sormaz.
Dönmez.
Bir kapının arkasında
birinin kendisini beklediğini bilir
ama yine de gelmez.
Sonra yıllar geçer.
Ne yapabilirdim ki? der.
Çok şey.
Bazen sadece
insan olabilirdi.
Mahşere kalmasın.
Özür dilenecekse
insan hayattayken dilensin.
Çünkü mezarların
en acı tarafı ölüm değildir.
Cevap vermemeleridir.
Bir gün
aranacak numara telefonda durur
ama artık hiçbir yere bağlanmaz.
Bir sandalye boşalır.
Bir oda sessizleşir.
Ve insan
hayatı boyunca söyleyemediği iki kelimeyi
bir taşın başında söyler:
affet beni.
Oysa bazı sözlerin
ölülere söylenmesi
yaşayanın vicdanını hafifletir sadece.
Ölüye ne?
Bu yüzden
kim kime borçluysa
paradan önce kalbine baksın.
Kim birinin çocukluğunu küçümsediyse,
kim bir annenin telefonunu
sonra ararım diye kapattıysa,
kim bir babanın susmasını
sevgisizlik sandıysa,
kim bir dostun en kötü gününde
kendi rahatını seçtiyse,
kim sevildiğini bildiği hâlde
o sevgiyi hoyratça harcadıysa,
kim bir yabancıya
nasıl olsa bir daha görmeyeceğim diye
acımasız davrandıysa-
hatırlasın.
Çünkü insanın hesabı
yalnız sevdikleriyle değildir.
Bazen bir kasiyerin yüzünde,
bir çocuğun hafızasında,
bir garsonun eve dönerken taşıdığı sessizlikte,
bir dostun anlatmaktan vazgeçtiği cümlenin içinde
kalır insan.
Ve belki
iyi insan olmak
büyük iyilikler yapmak değildir.
Kimsenin gecesine
kötü bir hatıra olarak girmemektir.
Mümkün olduğunca.
Bir gün herkes gidecek.
Haklı olan da.
Haksız olan da.
Çok seven de.
Sevilmeyen de.
Sadık kalan da.
İhanet eden de.
Ve o gün
insanın cebinde
savunmalarının hiçbir değeri kalmayacak.
Ben öyle demek istemedim.
Benim de zor zamanımdı.
Başka çarem yoktu.
Zaten o da...
Belki hiçbirinin.
Çünkü bir kalbi kırarken
haklı olmak,
onu kırmadığın anlamına gelmez.
İşte bu yüzden
mahşere kalmasın.
Kim kırdıysa arasın.
Kim sustuysa konuşsun.
Kim seviyorsa belli etsin.
Kim sevmiyorsa özgür bıraksın.
Kim gittiyse
ardında açık kapı bırakmasın.
Kim kaldıysa
bunu başa kakmasın.
Kim aldattıysa
önce kendine doğruyu söylesin.
Kim affedildiyse
bunu unutuldu sanmasın.
Ve herkes
bu gece uyumadan önce
bir kez düşünsün:
Kimin hikâyesinde
kötü insan olduğunu
hiç bilmiyor?
Belki insanın asıl hesabı
öldükten sonra başlamıyordur.
Belki mahşer,
bir gün yaptığımız her şeyin
bize de hissettirilmesidir.
Belki cehennem ateş değildir.
Belki
bir zamanlar kırdığımız kalbin
nasıl kırıldığını
nihayet anlayacak kadar
geç kalmaktır.
O yüzden-
sevgi varken söylensin.
Sadakat varken korunsun.
Gerçek, vakti varken konuşulsun.
Özür, sahibi duyabiliyorken dilensin.
Ve bir insan
başka bir insanın hayatından geçerken
ayakkabılarını değil,
vicdanını silsin kapıda.
Çünkü dünya
nasıl olsa bitecek.
Bari insan
bir başkasında
kıyamet olarak kalmasın.
Mahşere kalmasın işte...
Hepsi Bu ....
Arzu UschiKayıt Tarihi : 30.09.2026 21:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!