Veznin o dar ipinde titremeden durursan,
Her heceyi taş gibi satırlara vurursan,
Kalem kırılır diye korkmadan karanlıkta,
Zihninin dehlizinden şiiri savurursan;
*
Ölümün soğuk sesi satırlardan sızarsa,
Yazdığın her kelime mezarını kazarsa,
Kağıdın bembeyazken kana bulanıp bir gün,
Karanlık hecelerin kaderini yazarsa.
*
Aruzun zincirini boynuna dolayarak,
Son nefesini dahi mısralara katarak,
Acının ateşinde yanarken alev alev,
Yüreğini masada kelimeye satarak;
*
Ritmin o acımasız kuralına uyarsan,
Sessizliğin içinde fırtınayı duyarsan,
Dünyanın tüm yükünü omuzlarına alıp,
Kendini bir satırda paramparça kıyarsan.
*
Hece hece eriyip kül olursan rüzgarda,
Yalnızca bir gölgeysen yürüdüğün yollarda,
Sonu gelmez şiirin girdabına düşüp de,
Kaybolup da gidersen en karanlık anlarda;
*
Bir celladın elinden çıkar gibi o izler,
Karşına dikilirse içindeki kem gizler,
Ruhunu yutmak için bekliyorken karanlık,
Seni bir kefen gibi sararsa soğuk yüzler;
*
Ölümün vadisinden korkusuzca geçersen,
Kefenini şiirden bizzat kendin biçersen,
Dudaklarından düşen her kelime kanarken,
Ebedi karanlığı ecel diye seçersen;
*
Son nefesi vererek toprağa uzanırsan,
Sessizliğin sesine usulca inanırsan,
Bütün kelimelerin bittiği o durakta,
Ölümün kollarında yeniden uyanırsan;
*
Ölümün deryasında ebediyet bulursun,
Yıkılmaz bir taş gibi hep ayakta durursun,
Bütün bu azapların bittiği o son günde,
Sen o zaman hakiki, tam bir vezin olursun.
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 08:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!