Velat Açar Şiirleri

6

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

22 Nisan 1994 yazar kimlikte . Fakat kendisi de yöre halkı gibi yaşanmış kötü bir hadise ile doğumunun o yılda olmadığını bilir ama bir türlü doğduğu günü bilmez. Yüksekova’nın Yürekli köyünden liseyi bitirir ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesini bitirir. Üniversite de aktif bir yaşam sürer. Derneklerde yönetici olur. Projelere katılır , kendi projelerini kurar. Fikirleri yüzünden ceza evi yolu görünürken birden sıyrılır bundan. Avrupa’ya Türkiye’yi temsilen bir proje ile gidip döndükten sonra Amerika ya gider. 10 ay kalır. Çok di ...

Velat Açar

Uzun Sırt” dağlarına karşı büyütülmüş çocukluğum,
Toprak damlı evlerin karanlık odalarında
Gaz lambasına sıkıştırılmış anılarımla dolu.
Hatırlarım hâlâ çobanı olduğum kuzunun meeleyişini
Hatırlarım, annemin tandırda pişirdiği ekmeğin kokusunu.
Çabuk evirildi çocukluğum, gençliğime yüksek bir ovanın köyünde.

Devamını Oku
Velat Açar




Bir şiir yazacağım sana,
Tüm kara parçalarından, denizlerden ve bulutlardan geçen…
Göğe varacağım seninle,

Devamını Oku
Velat Açar

Uyandık bir geceye, şair yok.
Acı çeken kalemi gülüyor kendi kendine,
Kağıtlar mutluluktan dans edip uçuşuyor etrafa.
Ah’lar ne zamandır kilitli dört duvarda.
“Çok konuşanlar” sokakta güneşi ısıtıyor teninde. Ağacın dalları yetmiyor artık kuşlara.
Kafesler küçük, boş ve kilitli.

Devamını Oku
Velat Açar

Ağustos ayının sıcak günlerinde tın tın giden bir otobüste, Paris’in kapısına dayanmış son sesle “Nilüfer” şarkısını dinliyoruz, Müslüm Baba’dan. Gariptir zamanın mekanla , şarkının Paris’le uyuşmaması. Zaten düşündükçe de kendi kendime gülüyorum. Neyseki gülümseten bir anı. Gençlik Otobüsü Projesi(*) vasıtasıyla 11 kişilik ekip olarak, bir sonraki rotamız olan Paris’i heyecanlı gözlerle keşfetme heyecanını görmeniz gerekirdi. Ve Paris.. Ama anlatacaklarım, ne balkonlarına özendiğimiz çiçekli cennetler, ne sanatına hayran kaldığımız sokaklar, ne kaç asırdır ayakta kalan mimarı yapılar(gerçi Notre-Dame Katedrali yandı ama restorasyonda uzunca bir süredir ), ne de çatılarda arıcılık yaparak bal tadan Paris halkı.Asıl anlatacağım şey;
Père Lachaise mezarlığı diye bilinen (okunuşu Per Laşez) ve dünyanın her yerinden tanınan ama “ebediyete gitti” dedikleri, yaşayan uyuyanları.



Père Lachaise, 44 hektarlık alanda herkesi eşitçe kucaklayan, tüm inanç sistemlerinin ve tüm dinlerin ortak alanı olmuş anlaşılan. Çünkü bir Yahudi ile Müslümanı, bir Hıristiyan ile Budisti veya bir Şaman ile Taoisti aynı sırada yatarken görebilirsiniz. Aynı zamanda sanat bahçesi gibi.. Müzisyen ile ressamın, filozof ile rahibin, yazar ile tiyatrocuların , oyuncular ile solistlerin ve daha nicelerinin yan yana sonsuzluk uykusuna yattığı bir yer. Gel gör ki insan ne olursa olsun toprağa karıştığında özünde hep eşit oluyor hemde bir karış toprakta yan yana. Yılda 2 milyon ziyaretçi alan Père Lachaise mezarlığına bir değinme vaktidir. Günah çıkaran Rahip XIV Louis’in huzurevi diye bilinir. Fakat bir rivayete göre ise manastır bahçesi olarak tarihe geçer ve rahip orada ilk yaşayanlardan ve gömülenlerden olduğu için rahibin anısına onun adı verildiği söylenir.

Devamını Oku