Gaudi ve Barcelona Şiiri - Velat Açar

Şiir Yarışması
Velat Açar
8

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Gaudi ve Barcelona

Gaudi’nin Ayak İzleri ve Barselona

19. yüzyıla yolculuk gibi bir denenmemişlik hissi ve yeni bir anı yaşamanın soluksuz heyecanı ile zamanı çok yaşayalım diye az uyuyup rotamız Barselona kentine doğru yol alıyorduk. Şimdi gelin bu hislerle Barselona’yı ve onun gölgesi, yaratıcısı olan mimar Gaudi’yi analım.
19. yüzyılın sonlarına doğru Eyfel Kulesi’ni inşa ettiren firma, Gustave Eiffel, bugün Paris’te bulunan Eyfel Kulesi’ni ilk olarak Barselona’da yapmak ister. Gelen tepkiler üzerine yapılamaz ve Paris’te yapılmasına karar verilir. Tıpkı Barselona’da olduğu gibi burada da yapılmaması gerektiğini düşünen Paris halkı Eyfel’i bir utanç lekesi olarak görür. Bir sokak lambasına veya fabrika bacasına benzetip şehrin görsel itibarını zedeleyeceğini ileri sürmüşlerdir. Gel gör ki bugün tüm ihtişamı ile sadece Paris’te değil, tüm dünyada özel bir yer almıştır.

Kanımca Barselona halkı da günümüzde sosyal ve ekonomik bir pişmanlık hissediyorlardır.
Ta ki bir dâhi doğana kadar!
Mimar Antoni Gaudi.

Günümüzde UNESCO’nun(Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü) listesinde Barselona’ya ait dokuz tane eser bulunuyor. Bunlardan yedi tanesinin Gaudi tarafından inşa edilmiş olması Barselona’nın günümüzde Gaudi ile özdeşleştiğini anlamak için yeterli olsa gerek.

Peki kimdir Antoni Gaudi?

Antoni Gaudi, İspanya’da Art Nouveau (Yeni Sanat) akımının öncüsüdür ve aslen Katalandır.

Birtakım sağlık sorunları(romatizma) nedeniyle çocuklarla oynamak yerine doğayı gözlemleyerek çocukluğunu geçirmiştir. Bu gözlemci ruhunun ileriki yaşamında mimarlığı üzerinde etkili olacağından habersizdir. Genç yaşlarda mimarlığa ilgi duyarak 1860’ların sonunda o günlerde hem İspanya’nın en modern kenti hem de Katalonya’nın siyasal ve kültürel merkezi olan Barselona’ya gelen Gaudi, buradaki Escola Provinciya dArquitecture’da mimarlık eğitimine başlamıştır. Gaudi eğitimini 1878 de tamamlayarak mimar olur.

Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin yaratıcısı olan Gaudi’nin üslubunda özgür biçimler, çarpıcı renk ve dokular ayrıca doğa ile barışık, organik bütünlükler görmeniz mümkün. Kendine has, özgün ve sanata yeni bir bakış getirmesiyle de oldukça yeni ve tekrarsızdır. Ağustos sıcağında sokak sokak gezerken Gaudi’nin hâlâ yaşadığını görmenin heyecanını deli dolu bir proje ve ekiple yaşadığımı anmakta fayda var. Gaudi’nin uzun sürecek dostluklara da vesile olduğunu şuan anlıyorum. Daim olsun diyelim ve devam edelim. En yaşanılır kent seçilen Barselona’nın, Gaudi’yi daha çok yaşatacağı da anlaşılır bir durum.
Kim bilebilirdi ki Reus kentinde doğacak olan bir bakırcının oğlunun dünyaya mimarlık alanında bir miras bırakıp sanata yeni bir bakış getireceğini?

Söz konusu Gaudi ise yapar ve yaptı da… Çünkü mezuniyetinde onun için sarf edilen sözler aynen şöyledir:
“Bir dehayı mı yoksa budalayı mı mezun ediyoruz, bilmiyorum.”
Rektör Prf. Elias Rogentın

Mezuniyet sonrası başarısı şöyle başlar:
Mimarlık kariyerinin henüz başındayken bir tesadüf sonucu tanıştığı, sanayi devrimi ile çok büyük maddi kazanımlar elde etmiş bir kişi olan Kont Eusebi Güell’in mimarı olur. Gaudi’nin sadakati, çalışkanlığı ve yaratıcı zekâsının sonucu olmuştur şüphesiz ama kaynaklar ardı ardına sunulmuştur.
Gaudi önceleri çok süslü Victoria dönemi üslubundan, süslü tuğla ya da taş düzenlemeleriyle, canlı renklerdeki fayans parçalarıyla, çiçek ya da sürüngenlere benzeyen desenli metal işleriyle donattığı geometrik kütleleri daha önce benzeri görülmemiş bir biçimde bir araya getiren tek mimar olabilir.

Başarısı Gaudi’ye sorulduğunda ise doğadan ve yaşamdan ilham aldığı belirtir. Hatta bir keresinde “Atölyemin hemen dışındaki ağaç benim akıl hocam” diyecek kadar doğa âşığı olduğunu ortaya koymuştur. Zaten okyanus üstündeki yunus tasvirleri, kemikli ev veya çiçek desenleri direkt gözünüze çarpar. Bitki ve hayvanların doğal biçimleri onun hep en önemli esin kaynağı olmuştur. Örneğin ağaçların dalları, bitkilerin yaprakları, hayvanların iskelet yapıları vb. Kısaca o, doğada gördüklerini yüzlerce yıllık eserlere çevirmiş bir mimardır.

Gaudi’nin eserlerinden Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, La Sagrada Familia’nın “İsanın Doğuşu” cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicens, Casa Battlo ve Colonia Güell Türbesi 2005’de UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiştir.

Gaudi’nin “bitmemiş senfoni” olarak da adlandırılan en büyük eseri ise hayatını adadığı, yapımı hâlen süren La Sagrada Familia bazilikasıdır. Gaudí, 1882’de Francesc de Paula Villary Lozano tarafından yapımına başlanan bu kiliseyi tamamlama işini 1883’te üzerine aldı. Gittikçe daha fazla zamanını bu esere ayıran Gaudí, 1908’de başka proje almayı bıraktı ve 1926’daki ölümüne kadar sadece La Sagrada Familia ile uğraştı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yüzyıl katedrali yaratmayı arzuluyordu. İsa’nın öğretilerini, ölümünü, dirilişini anlatan yapıda Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’yı temsil eden 4 kule, 12 havariyi temsilen birer kule bulunmaktadır. En uzun kulenin tasvirinde Hz. İsa’yı, kısa olanında Meryem’i anar.
İsa’nın çektiği acının, azabın ve tanrısallığının görsel bir hâlini Barselona’da bulabilirsiniz.

Sadece tüm enerjisini ayırmakla kalmayıp stüdyosunu da inşaata taşıyacak kadar kendini adadığı bu inşaatın yapımı 137 yıldır devam etmektedir. Bu özelliği ile dünyada hem restorasyonu hem yapımı aynı anda devam eden tek eser budur. Gaudi bu proje üzerinde çalışırken gittikçe daha çok dine bağlanmıştır.

Sıra dışı mimarın hayatı da kendi gibi sıra dışı bir biçimde son bulmuştur. Gaudi’nin ölümünden sonra Salvador Dali yapıyı “çürüyen dişe” benzeterek öylece bırakılmasını ister. Fakat günümüzde hâlâ göğe yükselmeye devam ediyor.

Rivayete göre Gaudi 74 yaşında kiliseye akşam duasına giderken bir tramvayın çarpmasıyla yaralanmış ancak tedaviye geç kalındığı için durumu kötüleşmiştir. Gaudi 10 Haziran 1926’da 74 yaşındayken öldü ve iki gün sonra defnedildi.

Mezar taşında şu yazıyı taşımaktadır: “Antoni Gaudí Cornet, 74 yaşında örnek bir hayat adamı ve olağanüstü bir ustaydı. Haziran 1926’nın onuncu gününde Barselona’da dindar bir şekilde öldü; bundan böyle o kadar büyük bir insanın külleri ölülerin dirilişini bekler. Huzur içinde yatsın.”

Büyük bir çalışma ile ölümünün 100. yılına (2026’ya) inşaatı yetiştirmek için büyük bir şirket sorumluluğu devraldı.

İngiliz The Alan Parsons Project grubu, 1987 yılında Gaudi’ye ithaf etikleri progresif rock türünde bir albüm çıkarmışlardır. Hatta albümün çıkış parçasının adı da La Sagrada Familia’dır.

Gaudí, 1908’de iki Amerikalı girişimciden New York’ta otel yapma önerisi almış ve 300 metre yüksekliğinde bir bina tasarlamıştı. Ancak bu proje Gaudi’nin 1901-1910 arasında sanatçıyı hâlsiz düşüren uzun süreli hastalığı nedeniyle gerçekleşememiştir. Gaudi’nin projesinin 11 Eylül 2001’de yıkılan Dünya Ticaret Merkezi yerine yapılacak bina için uygulanması önerilmiştir.

2013’ten beri Antonio’nun öldüğü gün olan 10 Haziran onun anısına Dünya Art Nouveau Günü olarak kutlanmaktadır.

Barselona bugün Avrupa’da en çok ziyaret edilen 4. şehir ise nedeni Gaudi mi sadece diye düşünülebilir. Barselona’da sanat ve yaşamın, inançla tanrısallığın, acı ile aşkın ayak izlerini görebilirsiniz. İlk defa denediğim tapas gibi yemeklerinin ve sangria denilen içeceklerinin özlemini çekiyorum. Kültürel bir gelenek olan ve sizleri sanatsal bir yolculuğa çıkaracak olan “Flamenco” danslarını sokak ortasında görmeniz mümkün. Doğaya saygı ve geri dönüşüme katkı amaçlı festivalleri ya da “Kitap Okuma ve Aşk Günü” adı altında düzenlenen 23 Nisan festivali de başka bir yolculuk sebebi olabilir.
İnsanları sıcakkanlı, Katalan geleneklerine bağlı ve dünyaya açık insanlar. Onlarla arkadaşlık kurmak oldukça kolay, keza hâlâ devam eden ve sürekli büyüttüğümüz arkadaşlıklarımız Gaudi’nin gölgesinde yetişiyor(Tanıştığımız bir arkadaşımız mimardı).

Sokakları…
Dünyanın en çok kullanılan aracı, bisiklet! Şehir yapılanması bisiklet için de ayrıca düşünülmüş ve 180 km’lik uzun bisiklet yolları sizi şehirde Gaudi ile buluşturuyor.

Girişi 28 Euro olan bir yerin ülkesine, maddi boyutunun yanında sanatsal ve sosyal alanda kattıklarının haddi hesabı yok. Ülkemizde de barajlara ve betonlara gömülen taze eserleri anmadan içim rahat etmiyor, edemiyor ne yazık ki…

Kas Ramblas caddesi veya Katalonya Meydanı diye bilinen yerde su içmek için çeşmeler bulunur. Rivayete göre o çeşmelerden su içen her kimse mutlaka bir gün geri dönermiş Barselona’ya. Biz de fazlasıyla kesemizi suyla doldurduk desek yeridir. Bakalım yolumuz bir daha ne zaman düşer oraya.

Cadde sonunda Christoph Colump heykeli…

Amerika’ya ayak basan ilk Avrupalı kişi diye bilinir. Bahamalar’a gitmek için gemiye ihtiyaç duyar. Yol uzun ve meşakkatli olduğu için büyük bir gemi gereklidir. Önce Portekiz kralından yardım ister, neticesi olumsuz olunca Barselona kralına gider ve Barselona kralı yardım etmeyi kabul eder. Osmanlı’dan dolayı Akdeniz’i kullanamazlar, karayolu ise çok zorlu olacaktır. Hesaplamalar yapan ve yola çıkan Colump Hindistan’a gideceğim diye Amerika’ya ayak basıyor. Biraz mizah biraz tarihsel geçmişi olan Colump bizi Barselona’da kendi büstüyle karşılar. Uzun süre Barselona’da yaşayınca orada defnediliyor. Hâliyle büyük bir heykel ile Kas Ramblas caddesinde yâd etmişler kendisin. En çok ziyaret edilen yerlerden biri olduğunu söylemek mümkün.

Picasso’nun Park Guel’i ziyaret ettiği söylenir. Kim bilebilir Picasso’nun da Kübizm akımından etkilenirken Gaudi’nin gölgesinden beslenmediğini?

Sanat, tarih, macera, mizah, geçmiş, gelecek ve dahası… Kısaca yaşam her şekliyle her coğrafyada yerini buluyor. Önemli olan birey merkezli ve “evrensel iyilik” hâli içinde doğa ve insanı bir araya getirmek değil midir? Hayatlara dokunup nesnelere can vermek aslolan değil midir? Gelecek nesiller için nice Gaudi’lerin ayak izlerinde sanatla, yaşamla ve tarihî sorumlulukla bir kese “iyilik” bırakmak hepimizin sorumluluğunda değil midir?

Sorumluyuz olanlardan ve olacaklardan.

Yaşatalım, can verelim.

Yıkmayalım, dökmeyelim.

Dokunmadan, incitmeden hissedene…

Velat Açar
Kayıt Tarihi : 29.3.2021 04:05:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!