Elif... Lâm... Mim...
Ben seni ruhlar âleminden tanıyorum,
Henüz gökler kurulmamışken,
Henüz güneş doğmamışken,
Henüz insan topraktan yoğrulmamışken...
Sen, kalbime ezelden işlenmiş bir sırdın.
Ben “belâ” dedim, sen de “evet” dedin.
Ruhlarımız aynı nefesin gölgesinde,
Aynı ışığın nurunda birbirini tanıdı.
Ve bil ki sevgili,
Ben seni sadece bu dünyaya değil,
Mahşere, sonsuzluğa,
Arşın gölgesine sakladım.
Bir seyyah gibi yollara düştüm,
Her adımda seni aradım.
Çöllerde susuz kaldım,
Dağlarda üşüdüm,
Denizlerde kayboldum...
Ama ne zaman umudumu yitirseydim,
Kalbimin derinliklerinden fısıldayan sesin
Bana yeniden yol gösterdi.
Çünkü biz,
Ne zaman ayrılıkla sınansak,
O ezeli söz tuttu elimizden.
Ve ben bildim ki,
Ayrılık sandığımız şey,
Aslında vuslata hazırlık.
Sen benim hem yolum, hem menzilsin.
Ben ise ömür boyu yolunu arayan bir seyyah.
Ne şehirler, ne zaman, ne bedenler...
Hiçbiri ruhlarımızın bağını çözemez.
Ve eğer gün gelir de,
Bu dünya bizi ayırırsa...
Bil ki sevgili,
Bizim kavuşmamız
Ezelden ebede yazılmış bir kaderdir;
Mahşer sabahında,
Rabbin huzurunda,
Aynı nurun içinde
Sonsuz bir vuslatla mühürleneceğiz.
Kayıt Tarihi : 22.8.2025 19:13:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!