Uyanış Şiiri - Engin Akbaba

Engin Akbaba
38

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Uyanış

bayazıt çayı
-sadık suyu-
bulamur’un çerkez çamından alır ilk öpüşünü
dağ tavşanının karda bıraktığı iz kadar var yok elleri
sürgün şafilerin çenesinden süzülür
kızılbaş sıraçların türküleriyle allanır yanakları,
gerdanından öpüp buğu tepesi’ni
derinleşir, ıssızlaşır önceleyin
ağtepe’yle, gültepe arasına sürtünür
kıvrım kıvrım dolanır o yamaçtan bu yamaca
niyetlenir sol yana tırmanıp da düze bakmaya
belki çıkıp ateş yakmaya
belki diş izi bırakmaya…
gücü yetmez
ince bir dil izi bırakır arasına

düze inmiş dağlı gibi
yayılır, dağılır, esner, gerinir, toplaşır
usulca okşayarak geçerken sadıközü’nü
yarpuzların kökünde kaynak sularını
çalı diplerinde keklik ötüşlerini
yeryaran mantar çiylerini
kekik kokusunu
öperek uyandırır
ham toprak okşadıkça çoğalır

önce çayır çimen arasından
sonra gül ağaçları…
derin bir kuyuya dalar gibi
düşer akyarı’ndan
kaybolur yarı gecede…
titrek bir “ah” olur sadece


karşı yamaç

-kirli karsuyu-
sadık suyu'nun inlemeleri
ürkünç bir çığlık olur
gezdikçe yamaçları
gelir dayanır yankı
geceyi vurur bu tarafta
ÜÇ KURŞUN patlar peş peşe
çet'oğlu, çatalyılan, sarpdere...

kar değil ki buz olmuş yürekleri
(çığ düşmez)
çay değil ki içilsin de ayıltsın
(dem çıkmaz)
olsa olsa uykuları bölünür
(kış sarı yılan kadar uzun ve uysal, yine uyunur)

kıpırdanır nazlı kar suyu
anne kucağı koyak
baba öğüdü sis... bırakmaz

bırakmaz, alsın yürüsün
bırakmaz, yolda büyüsün
engel aşsın, yamaçlarda dövüşsün, sarpdere'ye karışsın
düşe kalka, bata çıka...
bırakmaz ıslık çalsın, saçlarını dağıtsın
düzlüklerde eğleşsin,
dumanlarla sevişsin...
bırakmaz gecelerde demlensin,
çet'oğlu'yla buluşsun
sevsin, sevilsin

-suçiçeği-
saçını toplamadan,
anne yanağından öper gibi koyağı
uyandırmadan sisi
aralık bırakıp kapıyı
giymeden pabuçlarını
gün ağarırken-
çıktı…

korkarak sisin içindeki kurttan
korkarak vatan hainliğinden
kovulmaktan yurttan
belki de bir daha dönmeyeceğini bilerek
içi sızlayarak
sızdı…

uykulu gözlerini ovarak
korkuları aklından kovarak
aktı…
yumuşacıktı kar
gencecikti yüreği
içi ateş
dışı ateş
zihni ateş
öfkesi çoktu
bi fikri yoktu
çıkıp gitmekten başka
hiç bi buza sığmazdı artık
biliyordu…
ve yüreği köööz…
eritti geçtiği yeri
su etti kendisine kattı
kurban pınarı, suçiçeği, karsuyu…

birdiler üç oldular

kapkara gecenin içinde
kara kayalara çarptılar
toplamadılar saçlarını dağıttılar
kahkahadan çok, çığlık attılar

kızlar deresi denildi adlarına

karşı dağlardan sadıksuyu, yağlıdere
bu yandan kızlar deresi, çet’oğlu, çatalyılan, sarpdere
çarpıp çıktı birer birer kapıları
gençtiler, filizdiler;
dağları tespih gibi ipe dizdiler…

sabah çiyiyle kabartıp bayazıt çay’nı
ayılıp yola düştüler…

Engin Akbaba
Kayıt Tarihi : 15.10.2026 13:13:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Suyun Uyanışı adlı şiir kitabının dördüncü kapısı

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!