Yanmayan bilemez alevi narı
Ateşin harını küle sordun mu
Buluta yol verip esen rüzgarı
Bad-ı saba ile yele sordun mu
Gülistana çökmüş her yandan hüzün
Vefanın tarifi yapılsın diye
Bülbülü göstermiş güle sormuşlar
Gönüle girmenin malûm sırrını
Kelamı göstermiş dile sormuşlar
Leylası var her aşığın şüphesiz
Anlatamam acizliğim bu benim
Dil yerine hesap sorsun mısralar
Bülbülün figanı dikenden yana
Gül yerine hesap sorsun mısralar
Gurbetten sılaya mesafe uzun
Bitmeyen yorgunluk varlıkta hiçlik
Ardından yolculuk habire telaş
Kervanlar belki de son seferinde
Varıp helallik al..sonra vedalaş
Sanma sakın hayat sonsuz ölümsüz
Çiçeklerde neşe baharda huzur
Bülbül halden hoşnut güller sueda
Gurbetten sılaya haber salınmış
Menzilin nabzında yollar sueda
Huzurlu mekâna amade dergâh
yelkenlere fora
albatroslara kanat
dalgalara nağme oldular
sulara yazdığım yazılar
hasret şiir olup düşünce
Mazimi aradım zaman içinde
Yıllar hepten kayıp takvimler suskun
Vakitlerin durgun sessizliğinde
Hazanlar aldırmaz mevsimler suskun
Akan ömre fasıl makam eylülden
Suskunluğum mekan tutmuş gülşeni
Goncalar rüyada güller uykuda
Gülistan erkenden giymiş kefeni
Kelam sükût etmiş diller uykuda
Varıp yâre sorsam ahvali nice
Açılınca denizlere gemiler
Ardı sıra kanat çırptı martılar
Dönüşü belirsiz ayrılışlarda
Tayfalar meçhule demir attılar
Sahilde suskunluk firgat sonrası
Bir keman faslından suzidilara
Ruhuma sıcaklık saldı bu gece
Gönül sevdasına sunup aşkını
O malûm maziye daldı bu gece
Vesile kılınca arzı halimi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!