Ünal Beşkese Şiirleri - Şair Ünal Beşkese

Ünal Beşkese

'Sevdalanmak'; eflâtun akşam üzerlerinde,
'Hüzün'; sararıp düşmüş bir çınar yaprağında,
'Mutluluk'; gelincikler, papatyalar ve cânan
Ve 'Gençlik'; mimozalı Ada Vapurlarında...

Coştuk alaturkalı şiir kadehlerinde,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Deniz, gizemli fısıltılarla sokulur kumsala,
Yavaşca uzanır;
Yumuşak okşayışlarla öper kumları
Ve sonra çekilir, gider;
Bir ıslaklık kalır kumsalda; parlak...

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Hasretinle öksüz kaldı, gönül bîkarâr oldu,
Sabreyledi bunca zaman, şimdi sitemkâr oldu.
Kader, yine alnımıza hicran yazmış, neyleyim,
Vuslat, hayâl âlemimde uzak bir diyâr oldu.

..........'Ayrı düştüm sevdiğimden, dünya bana dâr oldu,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Es nesîm-i nevbahârım, sînemde es, durma hiç,
Tâze sürgündür şu sevdâm, rengini soldurma hiç.
Sevdân ile hemdem gönlüm, hicranla doldurma hiç,
Aşkın ile çarpan kalbi üzme artık, yorma hiç...

'Hançer-i aşkınla ey yâr, gönlüm üzre vurma hiç

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Bir Cumhuriyet Bayramına daha ulaşmanın hazzını yaşarken, az önce çocukluğumun Cumhuriyet Bayramlarını hatırladım; ellerimizde kâğıt bayraklar, süslediğimiz sınıflarda nasıl coşkulu, nasıl gururlu olurduk 29 Ekimlerde... Bir siyah-beyaz dökümanter film vardı; bir lokomotif gösterir, bir fabrikada dönen dişlileri, şanlı ordumuzun bir geçit törenini filan gösterirdi ilerlememizin kanıtları olarak...Her yıl bu filmi seyrederdik ve sıkılmadan sonunu beklerdik hep, çünki sonunda Atatürk'ün onuncu yıl nutkundan alıntılar olurdu. Ve onun inanç dolu, titreyen sesinden 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünü duyunca, nasıl titrerdi minik yüreklerimiz, nasıl coşkulu bir duygu seli içine girer, nasıl gururlanır, mutlu olurduk geçekten, 'Türküm' diyebildiğimiz için...

O zamanlar, evlerimizde televizyon, çamaşır ve bulaşık makinelerimiz, cep telefonlarımız yoktu, hattâ buz dolabı ve radyo bile lüks sınıfında sayılan eşyalardı. Fakat, bir marşta ifade edildiği gibi, gözlerimiz hep ileride,
başlarımız hep yukarıdaydı, yani hep gururluyduk. Çünki o zamanlar,
örneğin Rusya bizden Kars, Ardahan ve Sarıkamışı istediğinde, cevap vermek için Amerika'dan izin istemiyorduk.

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Melâl ile hemhâl olmuş nesillerden geliriz,
Biz, aşkı da, vuslatı da, hicrânı da biliriz.
İlkbaharın, yazın, kışın şiirini yaşarız;
Mısralarda hep hazânı yaşatan bir şairiz...

(20/01/2009)

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Çıkış; beşik, mezar; varış;
Ömür boyu, karış karış
Hiç bitmedi bu zor yarış.
Ne demişti koca Barış:
'Nasıl unuturum sizi
Can bedenden çıkmadıkca'

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Bunca hasretten sonra değebilsem eline,
Avcunda kına gibi yanacak dudaklarım.
Öperken dudağından, sarılarak beline,
Hayata bir kez daha kanacak dudaklarım.

Gözlerinin önüne çekip pembe tülleri,

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Yüzü güllerden güzel, el oyasından ince,
Güzelliği ruhundan, yüreğinden, derince.
Saçından topuğuna, baştan başa zerâfet,
Damarında dolaşan, kan değil, sırf asalet.
O, bir manolya kadar nârin, naif ve kibar,
Onda tüm çevresine yetecek bir sevgi var.

Devamını Oku
Ünal Beşkese

Yanağındaki gamze, dudağında kıvrılış,
Gözünde ışıldayan sevgi benim olsaydı.
Gülüşünü mey diye içseydim sabah akşam,
O hiç tükenmeseydi, hep yeniden dolsaydı.

O narin güzelliği, o zarif hallerince,

Devamını Oku