GURBET MEKTUBU
Her seher, bir güvercin uçar yüreğimden,
Denizleri, dağları aşar,
Gelir, aralık pencerenin kenarına konar.
Kızıl saçların dağılmıştır yastığa,
Ne renkler var gözlerde, yeşil ve kahverengi,
Mavi,siyah, menekşe, elâ ve yosun rengi...
Her renk göz, farklı güzel, fakat, bir gerçek var ki,
Her gözde aynı olur gözyaşlarının rengi...
İŞRET SOFRAM
Göz görmüyor cânandan başkasını, can neymiş,
Hiç bilmezdim, öğrendim, sevmek böyle bir şeymiş...
Köşeye sıkışmışım bir umarsız sevdâda,
Dünya yuvarlak değil, meğer tek bir köşeymiş...
Varsın buz tutsun âlem
Üşümek mümkün mü senin yanında
Sokulurum sinene,
Sığınırım yüreğine, sevdana
Zemheri vız gelir bana...
Anadolu bir tarih, Anadolu bir destan,
Bin yıl boyunca kaç kez yazılmış yeni baştan.
Gerçi çok yokluk çekmiş, belli, gözünde yaştan,
Hiç urbası olmamış belki atlas kumaştan.
Gerçi evleri kerpiç, yollar topraktan, taştan,
Onun insanı çekmiş, mihneti her savaştan...
Düştü gönle bir kızıl kor gibi nûru, şeblerin,
O hâreli gözlerinin âteşin bir nigâhı,
Bir gülistan ki gül sinen, gül cemâlin, leblerin,
Gül feminden tattım ilk kez gül kokan bir günâhı...
Her bûsen bir başka şarkı, mâkamları desteyle,
TÜLLER İÇİNDE
Papatyalar topladım, beyaz ellerin gibi,
Bülbülleri dinledim, tatlı dillerin gibi.
Gezdim bir gülistanda, kızıl güller kokladım.
Dudağında kor olmuş gonca güllerin gibi...
O, genç ve iyi yürekli bir akrepti.
Daha küçük bir çocukken, dinlediği bir masalda, akrabalarından bazılarının geçmişte yaptığı kötülükleri duymuş ve çok üzülmüştü.
O gün karar vermişti, büyüyüp güçlü bir akrep olduğu zaman da, o hiç kimseye zarar vermiyecekti.
Bir gün, bahçede dolaşırken, evin güzel kızının bacağındaki bir gül dövmesini gördü. Birden gencecik yüreğini bir sıcaklığın kapladığını hissetti. O ne güzel bir şeydi. İçinde, ona dokunmak için tarifsiz bir istek duydu. Sevgi dedikleri, aşk dedikleri şey, bu olsa gerek diye düşündü.
O gece, gizlendiği taşın altında hep o gül dövmesini düşündü. Ertesi sabah ve ondan sonraki günler, hep o güzel kızın bahçede dolaşmasını bekledi ve her gördüğünde o gül dövmesini, kıpır kıpır bir şeyler oynadı yüreğinde.
Sonunda kararını verdi. Ne yapıp yapıp denemeliydi ona dokunmayı...
Umut rengi gözlere, mahzûn bakışlar takma,
Canımdın, cânânımdın, şimdi el gibi bakma.
Bir sevdâ gibi kal gözümde, yaş olup akma;
...............'Gel, gitme kadın, rûhumu hicranına yakma,
............... İnlet beni, öldür beni, ağyâre bırakma'




-
Filiz Kalkışım Çolak
-
Günay Öztürk Özdemir
-
Fatma Avcı
Tüm YorumlarHoşgörüsü ,pınarlar gibi akar şiirin duvağından ;uçar bir kızın sinesine konar ,bir oğlan gülümser göğsünde, göğün kuşağından rengarenk sevgiler diziliverir boynuna insanın, Ünal babacığımın dokunuşlarından.Sabah eğilir, suyun çehresinden öper, inci tanesi gibi yaşlar sıralanır gözlerinden güle mera ...
'Öyle bir sen ol ki içimde, içinde hep ben olayım.'.. (*)
Tek bir mısra, satırlara bedeldi. güçlü kaleminizi ve yüreğinizi kutluyorum Sayın Ünal bey
herkese göre bir şiir olmuş... :) :) :) :) :