Ülke Şiiri - Cemal Süreya

Cemal Süreya
151

ŞİİR


583

TAKİPÇİ

Ülke

Saat Çini vurdu birden: pirinççç
Ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
Kasketimi eğip üstüne acılarımın
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
Bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. Mavi.
Bir takım genç anneleri uzatırdı bir keman
Sen tutar kendini incecik sevdirirdin
Bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa

Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Kardeşim olan gözlerini unutamadım
Çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
Dostum olan ellerini unutamadım
Karım olan karnını ve önlerini
Orospum olan yanlarını ve arkalarını
İşte bütün bunlarını bunlarını bunlar
..........
..........

Cemal Süreya
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Doğa Fendi
    Doğa Fendi

    muhteşem bir şiir! Hele ki bu günlerde tekrar okumak lazım!

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Yeni şafaktan Dücane Cündioğlu nun bugünkü yazısından bir bölümü paylaşmak istiyorum,

    Evlerimizde kullandığımız eşya adlarını biraz hatırlamaya çalışalım mı?

    Tek tek meubles adları... ama önce entré, sonra salon... Karşımızda portemanteau... biraz ilerlesek belki bir canapé... belki bir bergère... muhtemelen bir console... bir comodine... bir étagère... belki de bir chiffonière... ama muhakkak bir garderobe... bir toilette... masası da yanında... hatta ışıktan koruması gerekirken ışık vermeye başlamış bir abat-jour... anlamı değişmiş bir aspirateur... arabayı garage'a çekmeli, ampoule'leri yakmalı, vase'ya çiçek koymalı, belki de balcon'a çıkıp antenne'i düzeltmeli, salon'da radio'yu açmalı, bu sırada da bagno'ya gidip bir douche almalı.

    Bu sözcüklerin birkaçı İtalyanca, ama çoğunluğu Fransızca...

    İşte biz, işte ev eşyalarımız!


    * * *
    Bilincimizin mekânı ve eşyayı biçimlendirme sorununun kökleri çok derinlerde.

    Adlandırma sorunu da buradan kaynaklanıyor.

    Lâtife kabilinden iki örnek daha vereyim:

    1) 'Yüz Numara'

    Eskiden Arapça'dan alınma kenef veya helâ sözcükleri kullanılırdı, terkedildi. Bu sözcüklerin yerini 'tuvalet' aldı, şimdi o da ayıp, artık 'lavabo'ya gidiliyor.

    Peki niçin 'yüz numara' denmiş, üstelik '00' ile gösterilirken?

    00'ın Fransızcası: 'sans numéro' (numarasız).

    Bizim bilmişlerimiz, telâffuzundan hareketle terkibi 'cent numéro' (yüz numara) okumuşlar. Hepsi bu!

    2) 'Su basmanı'

    Türkçe bir terkib zannedilir. Su malum, basman da basmak'tan geldiğine göre sorun yok. Hâl böyleyken, bu inşaat teriminin eski binaların suyun erişemeyeceği yükselti kısmına atfen kullanılmasında ne mahzur olabilir?

    Hiçbir mahzur yok, ama ne yapalım ki ibarenin aslı Fransızca: 'sous bassement' (alt zemin).


    * * *
    Ne gülüyorsun dostum, anlattığım senin hikâyen!

  • Salim Genç
    Salim Genç

    ortalık kızışmışdı; ben labiretin dördüncü katından inip şövalyeleri seyrettim. yanımda ne şarabım vardı, nede rakım deşecek biraz aklım, birde tuşlara dokunabileceğim on parmağımdan biri.. diğer parmaklarım alınganlık gösterirmi bilmiyorum.. ama gözünüze batırabileceğim en konsantre parmağım bu.. şimdi bir müşteri geldi. bir şeyler istedi verdim gitti.. anlıyacağınız kaktüslerin üstünden sunuyorum lakırtılarımı
    uzatmayalım kurnaz tilki laflar savurup bulandırmakta usta.. şair ölmüş susta.. uyansa kabrinden kalkıp verecek ağzının payınıda; ne yapalım'ki ölüler tokat atmaz. bizde vekaleti alıp üzerimize çişeliyoruz. öyle denmezmiş. bir kadının anlı çocuğu olmaz,bir kadının elleri dost arkadaş sanılmaz ,cinselliğin tüm şeytansı fantazileri dolanırda yiğitlerin boynunda; erkekliğe sığmaz bunu söylemek. öyleyise içinizin yalan rüzgarlarını dinleyinde adam desinler size. uzatmayalım neticede şiir yazılanlar ağzına gelenide söyler ,bilmem neyine gelenide..siz çözemediğiniz ilmikleri atıyorsunuz kuyuya sonrada konuşuyorsunuz meydanı boş bulup.zatı ahalileri karıştırsınlar antolojileri atmasyon şiir tarzı varmı yokmu şiir akımlarının binlercesi baş tacımızdır öyle olmassa sizin şiir dağarcığınız olurmuydu? olmazdı.. olmazdı vallahi olmazdı. siz bu insanların gölgesinde cirit atan şairciklersiniz. bunu bilin ve ona göre yazın yorumlarınızı..uslubum içinde özür diliyorum herkesten.. saygılar..

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Nsi/Nadir Sayin: Artık bu köşenin tekrar otmatik düğmeye basılı şekilde, aynı şiirleri tekrar tekrar aynı güzergah üzerinde seyretmesi yoluna sokulmasını baz alarak, terk etttiğiniz bu köşe hakikaten terk edilmeyi hak ediyor.
    Solcu sağcı yağcı her ne olursa olsun şairlerin gerçekten güzel şiirlerini seçip buraya asmak çok mu zor.?Şairler hayatta olsa hayatta olanlarada sorulsa seçilen şiirlerini değil
    en beğendikleri şiirleri tavsiye ederlerdi sanıyorum.
    Doğruya doğru bu konuda çok haklısınız.Saygılarımla.

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin

    Ama tabii siz diyelim ki Bursalısınız..Bursalı kalıp..Tropzonluya saygı duyuyorsanız..Lazsanız..Romanları da aynen sizin gibi insan görüyorsanız..Kürtseniz..Gürcünün gürcü olmasını değil.. onun olurya vatan anlayışını kabul etmiyorsanız ..Olurya sanat sanat için diyorda..sanat insan içindir diyenlerin de şiirini içinize sindiriyor ve nihayetinde onun da bir sanat eseri olduğunu kabul ediyorsanız ya da öbür türlü..Ve tabii siz de sevişiyor ve diger şevişenin..sevişme aşkını şiirleştirmesini de bir insan varının doğasal gereği ve gereksinimi görüyorsanız..ama onun şeklini şemalini edipli bir şekilde eleştiriyor olsanız dâhi demek ki siz bir meleksiniz…tabii mecazi anlamda...

    Peki bir önce ki yorumla aynanıza baktıysanız…, söyleyin hadi şimdi kendinize nerede siniz ve nesiniz?..insan mı..Böcek mi? ..yoksa ikisi arasında gel-gitte mi?..Buna tek doğru ve gerçek yanıtı yapabilen yine sadece siz kendiniz ve aynanız olmalı!

  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    şiirin özü ülke ülke ülke olmalıydı. Toplumsal yargıların içinde ülkke kavramı eritilmiş.Şiirin konuları farklı farklı. Her bölüm için ayrı bir eleştiri yapılabilir. İyiki varsınız şaiirler Saygılarımla. Nazır Çiftçi Ankara 09.01.2011

  • Nevin Subaşı
    Nevin Subaşı

    ak asyalı bir kadın...

    fizyolojik ülkeyi parseller, ruhsal hücreleri böler ve bozguna uğratır
    kemikleşmiş bütün düşünceleri...

    hep yeniden başlar ‘şiir’. şiir, şiir yaşamaya. evet.

    ülke kavramı ile vatan duygusu arasındaki farkı çözümlememek, ‘laiklik’ ilkesinin
    gerçek anlamda kavranmamış olmasıyla çok ilintili bulmaktayım nedense

    şair çok ciddi bir hata yaparak vatan duygusuyla ülke anlayışını benzer bir
    nedenden karıştırmıştır diyebilir miyiz

    evet
    -karıştırmış olmasaydı ne olurdu
    yanlışı daha baştan yapardı ve böyle okumazdık

    vatan, sizin banknotlarınız ise ben vatan hainiyim… der nazım usta
    ülke sınırları dışında olmaya zorlanırken. varna’dan yahut bir uçağın sağındaki
    en sol koltukta oturup içlendiğinde.

    o halde şiirde işlenen ana temanın pazar ve pazartesi günleri dışında bütün kutsalların
    dahil olduğu pazarlanma tekniklerinin ve hesaplarının imha edildiği bir zaman
    diliminden bahisle ‘bu’ şiiri ve aşkı okuyabiliriz.

    bireyin hürriyetlerini, sınır ihlallerini, dil ve zaten özgür olan düşüncenin dışa vurum
    putlarını yıkabilme arzusundan da söz edilebilir.

    ç harfine çeşitli anlamlar katarak hurufilik gibi bir kavramı ele alır haddini aşan seslerin
    haddi bilmez yok ediliş biçimlerini yargılar; değişime uğrayan karangu kelimesiyle de
    ateş kuyularını anar oradan da (mavi ) sudan mülhem esaslı bir şiiriyle fuzuli’yi anımsar efendimiz sallallahualeyhivesellem hazreti muhammed mustafa’yı da putlaştırmadan
    yad eder ve şiire şapka çıkarırız

    sol yanım ey
    madem ki çalkantılı bir denizdir insan, bütün hücreleriyle
    bırak, bırak ta boğulayım kendi demimde

    demek geldi içimden:

    -evet bu iyi bir serbest şiir örneğidir ve her okuru farklı boyutlarda gezdirir


    sevgilerimle


    not:yeniden okumalar, bu sayfanın gerçek işlevini daraltır fikrindeyim
    teşekkürler

  • Nadir Sayin
    Nadir Sayin

    Artık bu köşenin tekrar otmatik düğmeye basılı şekilde, aynı şiirleri tekrar tekrar aynı güzergah üzerinde seyretmesi yoluna sokulmasını baz alarak, terk etttiğim bu köşeye arasıra göz atmak bana vesile oldu..

    Nitekim antolojinin kendi dünya ve sanat görüşü doğrultusundan öteye geçemeyen ve böylelikle biatcı güdümüne girip burada adam gibi özgür ve evren genişliğinde seçici kurul oluşturulamayacağı kendi kafalarına da zonkladı sanıyorum. Seçici kurul zaten gönüllü olarak ifa etmiş oldukları burda ki fonksiyoinlarının altına ezildiklerinden olsa gerek, uzun müddet ücretsiz tatile gönderildiler herhalde ya da kendileri yansamalı giydileri ipek dondan sıyrılıp tekrar kendi has donlarını da giymiş olabilirler bilemiyeceğim…Neyse…

    Bu şiire geçtiğimiz sene kısa yorumumu yapmıştım..O halde bu sene de şunu ekleyeyim…
    'Küçük insan kişilerle, orta insan olaylarla, büyük insanlar fikirlerle ilgilenir'.. sözü bir.

    İkincisi:

    `Tevrat'ı yazabilirim
    İncil'i dizebilirim
    Kuran'ı sezebilirim
    Madem ki ben bir insanım`

    Dikkat çeken şu..Acaba burda şairin.. şiirinde ki işlevi ne.. Ve onun şiirini yorumluyanların şu yukarda ki sözlerde işlevi ne... Daimi boş yere dememiş.. Kâinatın Aynasıyım..

    Şimdi siz insansanız..sağcısınız, ya da siyaset güdümünde olmadan da milliyetcisiniz..tabii neden olmasın ki..Diyelim ki siz müslümansınız...Temiz ve inancında ..tabii büyük saygı uyandırırsınız..Ama siz Diyorsanız ki ben milliyetciyim, Türküm, Kürdüm..Müslümanım—Hıristıyanım...Solcuyum..ateistim..aydınım..Atatürkçüyüm..Demokratım, Osmanlıyım,..insanım...Ve o sıfatlara, görüşlere, ülkedaşlığa, inanca, kavaramlara sadece sizin varlığınız varlık olup..digerlerini ötekileştirip kendinizi görüşünüzü ve diyelim ki solculuğu öcüleştiriyorsanız.. dinci olupta komünistliği, komünist olupta dindarı vampirleştiriyorsanız bilin ki kendi beyninizde kişileri, olayları ve fikirleri yiyen bir hamam böceğisiniz...
    Bunu ben demiyorum..insanın insan oluşundan bu yana düşünen ve kavramları ve diyelim ki yukarda ki Bir söz ile şiiri üretenler diyor..
    İyi de sizin aynanız size ne diyor?..onu da siz bulun !

  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    ona ne şüphe Onur Hanım solcu olsaydınız hey sene değil her ay en berbat şiiriniz güne asılırdı :))

  • Nadir Şener Hatunoğlu
    Nadir Şener Hatunoğlu

    Saygı ile..
    ' Seçme Şiirler ' panosunda, Cemal SÜREYA'NIN ' Ülke ' başlıklı şiirini ilgiyle okudum. İmge, simge atraksiyonunu sergileyen bir şiir. Kimi vurgular postmoderne kaymış olsa bile, ilginç bulduğumu söylemeliyim:

    1) Kasketimi eğip üstüne acılarımın.
    2) Bir misillemeydin yalnızlığa.
    3) Kaybetmek daha güç bulamamaktan.
    4) Kibrit çak; masmavi yanardı sesin.
    5) En gizli kelimeleri aktarırdı ağzıma.
    6) Ölüm, bir çerşit sevgiyle uçar.
    7) Canımla besliyorum, şu hüzün kuşlarını.
    ............................................
    *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

TÜM YORUMLAR (94)