Göklerden süzülen üç damla yaştı,
Yoksul hanelerde dağları aştı,
Zalimin zindanı kan olup taştı.
Garip yolcular, sustu hep dillerde,
Kelepçe pas tuttu garip ellerde,
Savruldu bedenim esen yellerde.
Üç kapı kapandı, kırıldı kilit,
Zindanda can verdi üç taze yiğit,
Gökyüzü karardı, tükendi ümit.
Üçleme yazıldı kara duvara,
Hasretin türküsü uçtu rüzgara,
Üç can feda oldu yalan diyara.
Bedenler toprağa düştüğü zaman,
Dağları kapladı ince bir duman,
Kimseden gelmedi bir medet, aman.
*
Üç fidan kırıldı bahar çağında,
Bülbüller ötmedi viran bağında,
Güneşler tutuldu duman dağında.
Hainler kelepçe vurdu koluna,
Gittiler dönülmez ölüm yoluna,
Rüzgarlar ağladı esip soluna.
Geride bükülen üç çınar kaldı,
Zalim kapısını kara yas çaldı,
Gözyaşı sel olup maziye daldı.
Üç mektup yazıldı kanlı kalemle,
Satırlar buluştu sonsuz elemle,
Vedalar edildi yalan alemle.
Üç gece ağladı gökte yıldızlar,
Üşüdü beden de incecik sızlar,
Göçtü bu dünyadan nice yalnızlar.
*
Üç kelam ettiler sehpa başında,
Gözyaşı yok idi mezar taşında,
Durdular diklice yirmi yaşında.
Üç yalan şahitle kalem kırıldı,
Sözde bir hesapla ipe sarıldı,
Hakikat sustu ve hakka darıldı.
Üç yürek çarparak yürüdü öne,
Bakmadılar asla yalan bir yöne,
Tükürdü yiğitler karanlık düne.
Üç güvercin uçtu sonsuz göklere,
Acılar sığmadı dar yüreklere,
Kanımız can verdi susuz köklere.
Üç kilit vuruldu demir kapıya,
Kimler zarar verdi böyle yapıya,
Sığmadı adalet mülke, tapıya.
*
Üç mevsim kurudu, döküldü yaprak,
Kanla sulanmıştı bu kara toprak,
Bedenler göç etti, son buldu durak.
Üç asır geçse de bitmez bu çile,
Gelse de acılar vurulur dile,
Yapılan kahpece, hain bir hile.
Üç garip türküdür dillerde kalan,
Geçmişten bugüne her şeydi yalan,
Bağları bahçeyi ettiler talan.
Üç derin nefesti canı kavuran,
Fırtına misali tozu savuran,
Yok mudur zalime bir tokat vuran.
Üç yara sızladı bağrın derinde,
Hiçbir şey kalmadı eski yerinde,
Rüzgarlar esiyor akşam serinde.
*
Üç nehir çağladı vadi boyunca,
Ürperdi yürekler sesi duyunca,
Mezarın içine sessiz koyunca.
Üç ateş yakıldı girdiler cenge,
Kanları karıştı karanlık renge,
Bozuldu dünyada kurulan denge.
Üç köyün halkı da yollara düştü,
Üstüne zalimler hemen üşüştü,
İnsanlar bir lokma ekmek bölüştü.
Üç garip kuş öter dar kafesinde,
Hüzünler saklıdır son nefesinde,
Bir ağıt yankılar köyün sesinde.
Üç mazlum çekildi ölüm darına,
Yürekler dayandı ecel narına,
Zalimin ettiği kalmaz kârına.
*
Üç tohum ekildi kanlı toprağa,
Döndüler baharda yeşil yaprağa,
Gülümsedi yüzler aydın şafağa.
Üç türkü söylendi ıssız bayırda,
Koyunlar meledi yeşil çayırda,
Canlar kurban oldu yüce hayırda.
Sarardı yapraklar vaktidir güzün,
Gülmedi dünyada ağlayan yüzün,
Sonuna gelindi bitmeyen sözün.
Üç sayfa kapandı yürek yasıyla,
Zalimler su içti kanlı tasıyla,
Karardı vicdanlar demir pasıyla.
Üç çocuk ağladı sessiz köşede,
Yanan ateş söndü ulu meşede,
Umudu aradık yitik neşede.
*
Üç yıldız kayarak düştü semadan,
Eller boş dönmedi yüce duadan,
Kaçış yok yazılan kara beladan.
Üç rüzgar savurdu zalim külleri,
Lal oldu bülbülün tatlı dilleri,
Bağlandı garibin nasır elleri.
Üç karga konmuştu idam dalına,
Bakan yok garipler bozuk falına,
Göz diken çok oldu yetim malına.
Üç sultan devrildi zalim tahtından,
Haberi yok idi kara bahtından,
Mazlumun aldığı derin ahtından.
Üç pınar kurudu çölün tozunda,
Bedenler üşüdü kışın buzunda,
Zalimler saklandı kendi kozunda.
*
Üç damla yaş düştü toprak yüzüne,
Kimse inanmadı zalim sözüne,
Ateşler fırladı yanan özüne.
Üç ömür geçse de bitmez bu destan,
Kurudu bahçeler, bozuldu bostan,
Kanlı bir kefendir giydiği fistan.
Üç öğüt bıraktı giden erenler,
Gülleri kırmadan bağda derenler,
Sırrına vakıftır gizi görenler.
Üç mızrap vuruldu sazın teline,
Türküler karıştı seher yeline,
Kelepçe vuruldu mazlum eline.
Üç fidan can verdi ağır sancıyla,
Ağladı geride dertli bacıyla,
Tarihe kazındı büyük acıyla.
Kayıt Tarihi : 30.09.2026 10:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bilindik hikaye.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!