Kum denize bağlıdır, tuzunu saklasa bile.
Denizin sahile attığı her şey, özlem gibi birikir kıyıda.
Tane tane avuçlardan kayar—su gibi ürker, sessizce düşer.
Hiçbir kum tanesi diğerine benzemez; tıpkı içimizin kırıkları gibi.
Defterler yazılır tanelere, hiçbir satır su içmez,
Kabukların içinde bir sessizlik, içinde saklı bir hüzün büyür.
Beklemek ağırdır; sahilde ezilen kumlar gibi yorucu.
Dağ gibi dalgalar yükselir sensiz, deryalar daralır içimde.
Derinliklerin çağrısı Süryani bir ağıt gibi çeker beni,
“Çek yanına” derim, “ser dizine, iç beni.”
Seher vakti güneş kızarır kumlara,
Sen neden böylesine sertsin?
Hüznünün yüzünde bile umudunu saklayan bir sahibin mi var?
Sorgular çizerim çapraz kareler gibi düşlerimin üzerine;
Sahiller limanlara küskün, pişmanlık ağırdır omuzlarda.
Savcılar gibi yorgun düşünceler iskelede sorgu çeker.
Gençlik yılları gemiler misali sahile doğru yüzer,
Nostalji bir film gibi karavanların dar ışığında oynar.
Önemsiz ifadeler sarar mısraları—salkım saçak, saklı.
Her çekilen halat, nasırlı bir elin unutulmaz aşkıdır.
Ufuklara kızarır güneş, bulutlara yüklenir günün sonu.
Her akşam yakamoz kokar sahil; tuz, hatıra gibi siner havaya.
Ay ışığı düşer gönüllere, gemilerin kamaralarına.
Hafif bir rüzgar eser saçlarına—biraz hışırtılı, biraz sert.
Konuşmalar güvensiz dillere sıkışır,
Ve gecenin sonunda yine kalır:
Bir ben… bir de tuzlu sahiller.
Barış Taşdemir Bt
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 00:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!