Yirmi birinci yılı yaşımın,
Saçlarımda ani hızı beyazların
Kızılını atsam üzerine güneşin
Gençleşebilir mi ruhumda anne?
Ellerim manikürlü,
Tırnaklarımda cila,
Gözyaşlarımı kuruttular anne,
Sevgilerimi çekiştiriyorlar her bir yanından
Karşılığında verilen bir yığın acı,
Ağlayamıyorum anne
Bir çağlayan gibi çağlarken içim! ...
Ellerim küçük olduğu için güzel,
Sen yoktun o vakitler
Dolunay gibi inmemiştin geceme,
Zift karanlıktı senden öncesi...
Bir sürüngendim henüz
Kovuğunda zehrini akıtırken taşlanmış;
Çocuktum, sen yoktun
Bir çıkmaz sokak sensizlik,
Dönüşlerine duvar örülmüş!
- - - - - - -- - - - - - - - - -
Meğer
seni sevmekmiş bütün işim,
İşsizim şimdi...
Gör bak
Karanlıkta kalıyor günışığı,
Güneş eridi karlarla birlikte,
Bütün sokak lambaları
İntihar ediyor bir bir
Elektrik direklerinde!
İstesem
Gökkuşağıdır diye
Gözlerini çizerdim gözlerime,
İstesem
Yeniden inşa ederdim evreni
Düşlerindeki dünyana,
Seni sevmek bölünmek parçalara
Dağılıp tüm kaldırım taşlarına sokağımın,
Savaşa girmek cephanesiz ve erzaksız;
Hem ölmek ezayla
Yaşamak hem şevkle, coşkuyla.
Yine de seni sevmek
Bir pınardan su içmek gibi seni sevmek
Kana kana içerken doyulamayan,
Seni sevmek
Anahtar kelimesi bir bulmacanın
Aradıkça bulunamayan hafızanın dehlizlerinde...
İndikçe derinleşen kuyular gibi gözlerin,
Takılıyor kanadı güvercinin
Tutsaklığın dikenli teline,
Boyvvermiş sarmaşıkların
Çözülüveriyor sereserpe dalları,
Susuyor bülbüller ağıtları
Parçalanan al güllerine,
Bir kuş havalandı yüreğimden
Uçtu yüreğine...
Göçü yok artık başka mevsime,
Senin yüreğinde her mevsim bahar
Her bahar
Aşk! ...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!