Herkez birşeyler konuşur.
Motivasyon önemlidir.
Şöyledir, böyledir.
İş icraate gelince,
Motivasyon kurutulur.
Onyedi yıllık mesleki hayatımda,
Neredesin ey semavim,
Neredesin ey semazenim,
Neredesin ey akli selim,
Neredesin ey ahir servetim,
Neredesin ey bilgi harmanım,
Neredesin ey başı eğik
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN ASANSÖR
“Yardım edin.” Ses yok. İçerisi çok karanlık. “Düşüyorum imdat! Kurtarın beni” Kimse yok. Ölmek için çok erken. Muhakkak bir yol olmalı. Evet evet bir yol olmalı.
Serçe parmağım ile düğmeye bastım. İçimden bir ses birinci kat dedi, bastım bir nolu numaraya, derinliği dinledim, gıcırtı yok, yukarıya tek tek çıkmak … demek ki böylesi iyi hal. Kapılar açıldı, bembeyaz bir oda, bir soğutucu var, açıyorum, yiyecek-içecek dolu içi.
Asansördeyim ikinci kata çıkmak için yüzük parmağım dokundu. Asansör sessiz. Sessizliği dinlemek keyif verici sakinliği anlatıyor. Açıl susam açıl! Açıldı kapılar, gözlerim şaşkın çimen yeşili bir oda, duvarlar sevgiyi anlatıyor. Birden annem ve babam gözümün önünde, çocuk oldum sanki yeniden, korkma diyen bir ses, sevgimiz seni doyurur, kollarımdasın güvendesin çocuğum.
Üçüncü kata çıkıyorum kalbimde sevginin ve güvenin sıcaklığı var. Öylesine sevgi dolu ki bu sefer kapı sevgimle kendiliğinden açılıyor. Orta parmak sevgi ile sırasını geçti. Haykırmadım öncesi gibi. Kanarya sarısı gözümü aldı, odanın rengi sapsarı. İnsan sesleri geliyor kulağıma, tıpkı kanarya sesleri gibi, yanlarına gidiyorum, şarkı sesli insanların arasından bir ses yükseliyor “yardım edin! ” yanına gidiyorum sevgiyle bakıyorum, yüzü gerilmiş, sinirlenmiş yalnız kalmış kadına elimi uzatıyorum, Merhaba diyorum. Şaşırıyor ve merhaba diyor. Yüzündeki sert duruşun yerini merak alıyor, beni merakla süzüyor.
Şimdi dördüncü kata çıkma zamanı bu sefer işaret parmağım ile basıyorum. Kalbime çok şeyleri aldım. Ne diye sorsanız sayıyorum tek tek. Yukarı çıkıyorum, asansör durdu ve açıldı kapı. Rengârenk kıyafetli insanlar var, sesler bazen yükseliyor, bazen alçalıyor, bir çoğunu tanımıyorum. Onlar sanki beni tanımış gibi bakıyorlar, hatta yanıma geliyor ve benimle tanışmak istediklerini söylüyorlar, içimdeki tüm benleri anlatıyorum onlara, ben kimim… Mutluluk bu ise eğer mutluyum.
Zaman zamana gebedir,
Sen kime gebesin?
Ey insan!
Doğduğunda bende idin.
Şimdi sen kimdesin?
Ey İnsan.
Senin aklın bir değil midir.
Senin kalbin selim değil midir.
Senin yolun Allah değil midir.
Senin kitabın ehli değil midir.
Öyleyse söyle,
Sen kimsin ey insan.
Dünyada tek canlı insan olsaydı,
Yaşam bu kadar renkli olmazdı.
Para dünyada tek birim olsaydı,
Bu kadar değer aynı olmazdı.
Öyleyse ne düşünüyorsun ey insan.
Küresel Krizi yenebilmek için.
Sendeki nene,
Bendeki anne,
Sen nenen'den feyz,
Ben annem'den feyz,
Nene'ye bak nene'ye
Tarihten bir eser
Sana aşkımı itiraf etmek isterdim.
Kollarımı boynuna dolayıp,
Defalarca kez
Seni seviyorum
Demek isterdim.
Ne sen beni bilebilirsin.
Hangi sahnenin yıldızı bu filmi oynamak ister. Ya eğer sen olsaydın aynı ben mi olurdun. Nereden bileceksin sen kendi hayat hikayeni, bilseydin belki; o sen olur muydun…
Yalnızlığın faydasını ölçüyorsam, her halde sayısız hiçliği anlatırım. Ne kahır, ne keramet hiçbir kelime yerini doldurmaz, kendi içimde var olmayan anlamları. Bugün yaşıyorsam, başarının acı haritasıdır avuçlarımdaki çizgiler.
En çok ta 32 Yaş beni dönüştüren, tam da hayallerimin en güzel masallarını yaşarken. Kim derdi 32 yaşında anlatacak bir kanser hikayen olacak. Ya sonrası; o ince çizgidir ölüm ile yaşam arası. Hangi Med-Cezir alır götürür de geri getirir seni. Ne dalgaların, ne fırtınaların içinde, ne de durgunluğunun kabulü… O avuçlarındaki derin çizgilere aç ve bak. Gördüğün ve görebileceğin tek şey ömrünün duası olacak.
Sevgili yiğenim Türkan Yakın
Duygularını dile getir.
Yazan kalemin asla kırılmasın,
Bir kitap yazacaksın, uzak değil yakın.
Yaz Türkan yaz, eserin kalsın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!