Gelmiş geçmiş bütün tüm uygarlıklar,
En büyük, en küçük tüm var olan krallıklar,
En fakir, en zengin gelmiş geçmiş tüm insanlar;
Kainattaki bu toz zerresinde yaşayıp yok oldular.
Bir vakum alanı olsa, içe çökse tüm evren bir anda,
Bir saniyede gören de olmayacak bunu, duyan da.
İşte insanlık bu kadar aciz ve yaşadığı yer ufak bir alanda,
Herkes bu zerrenin içinde birbirini öldürüp kırmakta...
Nice nesilleri Allah toz duman etti, hiç onlardan ses var mı?
Ebedi, sonsuz olan o ihtişamlı devletler yoksa tanrı mı?
Hepsi kendini yok olmaz, çok güçlü sanıp aldanmadı mı?
Her devletin insan gibi bir ömrü var, bu yalan mı?
Analar, babalar, evlatlar ve milyarlarca yaşamış nesiller,
Hani nerede en ihtişamlı prensler, krallar, kraliçeler...
Hepsi topraktan gelip yine aynı yere gittiler,
Kralın da çiftçinin de sonu aynı, hani neredeler?
İnsanın bu nefsi büyür, olur aynı sanki dağlar gibi,
Ruhu kapkara olur da beğenmez siyah insan tenini.
İçini hiç düşünmez; cennet mi acaba, cehennem mi?
Sonra yaşadığı her yeri aynı yapar, bu en büyük eseri.
İnsan içini inşa etmeden dışını altın yapsa ne olur?
O toz zerresi içinde yaşayıp her gün vahşeti bulur.
Nefsini ilah edenlerin huzuru bulduğu asla yoktur,
Bir sonsuzluğun içinde tozdur, ilahlığa yine hep soyunur...
İnsanoğlu bir okyanusta bir damlaya medeniyet kurdu,
O küçük balonun içinde her gün kibirlenip durdu.
Aslında bildiği, bilmediğinden her zaman çoktu;
Onlar Allah’ı unutunca, Allah da onları unuttu.
Kayıt Tarihi : 5.11.2026 18:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
ŞİİRİN HİKAYESİ Bu eser; milyarlarca yıllık insanlık tarihini, en ihtişamlı imparatorlukları, kralları ve çiftçileri devasa bir evrenin bağrında sadece bir "toz zerresi" kadar gören bilge bir şair yüreğinin kozmik haykırışıdır. İnsanoğlunun parasıyla, makamıyla, gücüyle ve hatta teninin rengiyle şişirdiği o kibir balonunu, ilahi iradenin ve kozmik acziyetin süzgecinden geçirerek saniyeler içinde söndürmek amacıyla kaleme alınmıştır. "İnsan içini inşa etmeden dışını altın yapsa ne olur?" sorusunun etrafında şekillenen bu manifesto, dış dünyasını saraylarla süslerken iç dünyasını vahşetle, nefretle ve kinle bir enkaz yerine çeviren modern çağ insanına tutulmuş sert bir hakikat aynasıdır. "Toz Zerresi", sonsuz bir okyanusun içindeki bir damlaya medeniyet kurup kendini ilah sananların, her an bir vakum gibi içe çökebilecek bir evrende ne kadar çaresiz ve geçici olduğunu hatırlatır. İnsanı köhne ruhundan sıyırıp topraktan geldiği o mutlak eşitliğe ve Haşr Suresi'nin "Allah'ı unutanlar" ikazına geri çağırmak, kibrin yerine sevgiyi ve manevi inşayı koymak gayesiyle, sarsılmaz bir teslimiyetle mısralara dökülmüştür




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!