Sizlere kendimi dışardan bana bakış... başlığıyla anlatmak istiyorum...Bir yanım böyle diğer yanım benimle kalsın...
Güzel bir şehirde bir kız çocuğu dünyaya gelmiş ailenin bir tanecik kızı olmuş ve doğduğu tarihten itibaren herkes gibi hayatı yaşamaya çalışıyormuş.Zaman gelmiş evlenmiş, Yakışıklı, dünyalar tatlısı iki oğlu olmuş mutlu aile yaşantısına iki bulunmaz yürek daha eklenmiş. O şimdilerde üç sevgi dolu kalple birlikte yaşayan bir kadın.
Herzaman dürüst, doğrularından asla taviz vermeyen sevgi dolu romantik, hoşgörülü, pozitif bir insan olmakla beraber insanların farklı karakter yapılarından ve burç özelliklerinden olsa gerek,sık sık hüsrana uğrayan, hep güçlü olmak için uğraşan bir insan. Onu seviyorum çünkü... çünküsü çok bir insan...
Şiir onun hayatının olmazsa olmazlarından. Kitap okumaktan büyük huzur duyan müzikle ruhunu besleyen son zamanlarda ahşap boyama sanatını hobi edinen bu arkadaş. Kesinlikle kendine ve etrafına çok şey katan birisi ve tanımayanların büyük kayıbı olarak gördüğüm bir insan....diyebilirim.
Şimdi okuyucu arkadaşlarım belki de beni, kendini beğenmiş bir kişi diye yorumlayacaklarsa bile doğru düşünmüşler tabiki kendimi beğeniyorum aksi halde kendini sevmeyen insandan topluma ne hayır gelir.
Evet işte BEN...Sizce yeterli mi?
Eserleri
Şiir kitabı -Tutkunun Sesi
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!