Tayfun Karakaş Şiirleri - Şair Tayfun Ka ...

Tayfun Karakaş

BOŞU BOŞUNA

Sen beni dört duvar arasında sevdin
Sen benim yanında olmamı sevdin
Candan bir söz söylemedin hiç
Gelipte sarılmadın

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

…ve şimdi bana, beraber yürüdüğümüz şehrin sokaklarını tek başına gezdiğini söylüyorsun. İlk oturduğumuz kafeyi, ilk yemeği, otobüs beklediğimiz durağı ve diğerlerini yanında ben olmadan gezdiğini söylüyorsun. Boş geliyor değil mi şehir… Daha soğuk geliyor ve hatırladığın her yerde bir ben beliriyor değil mi? Her yerde bir ben… Yine de yanında yok oluşum üzüyor belki; üzer tabii…
O şehirde günler, haftalar, aylar ve ne acı ki yıllarca yaşadım sensizliği, boş sokakları, renksiz ağaçları… Hep geçmediğimiz, yürümediğimiz yolları kullanmak zorunda kaldım ama her kesişen sokak başında yine sen vardın. Anlayamayabilirsin; ben, benim şehrime senden sonra yabancı kaldım.
Şimdi gittiğimi sanıyor herkes, bilmiyorlar yıkılmış, yakılmış virane edilmiş bir şehri son terk edenin ben olduğumu… Onlar şehri yaşıyor sanıyorlar, ben yıkıldığının şahidiyim aslında. Şehri terk etmekle bitmiyor her şey fotoğraflar ve anılar da ardından geliyor ve bir hüzün akşamında nasılsa elinde beliriyor anılar, çay ve sigarada kâr etmiyor yangınına… Her şey canlanıyor sanki dünmüş gibi… Uzatsan elini tutacakmış, arasan konuşacakmış gibi geliyor. Elin uzanıyor telefona ve bir sigara daha yakıyorsun karanlığa… Unuttuğunu sandığın anda anlıyorsun hapsedilmiş bir mahkûmun azli gibi büyün detaylarıyla sarıyor sarmalıyor her yeri hatıralar; gülüyorsun, susuyorsun, özlüyorsun, ağlıyor hatta küfrediyorsun ama… Her şey aradan zaman geçmemiş gibi canlanıyor ellerinin arasında… Tutulmuyor, atılmıyor ve acıtıyor nasılsa…
En iyisi hepsini yırtmak fotoğrafların… Önce benli kısımları yırtıp atıyorsun sonra senli kısımlar yalnız kalıyor fotoğrafta… Yırtık olsa da kalanı zihnin tamamlıyor, olmuyor; kalanları da yırtıyorsun… İşte o zaman her şey çok daha zorlaşıyor, bütün hatıralar zemini kaplıyor o daha da bir koyuyor. Yırtık resimlere kıyamazsan eğer muhafazası daha zor oluyor.
Hâsılı kelam bazı şeyler yaşanmış hatıraları okumakla ya da edinilmiş tecrübeleri uygulamakla olmuyor.
Herkes kendi sevdasını yaşadığı gibi kendi acısıyla da baş etmeyi öğreniyor…

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

şehrimizdeydim sensiz bir manası kalmamıştı şehrin
bende terk ettim
zaman sonra tekrar geldim
gördüm değişmemiş hiçbirşey manasızlaşmamış
şehir bizi değil biz birbirimizi kaybetmişiz
şehir umursamamış

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

ben öğretmen olmalıyım
mademki ışık vermez dibine mum
ben öğretmen olup ışımalıyım

birileri ihtiyaç duyuyorsa karanlıktan kurtulmak için
yanmak gerekiyorsa ışık için

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

ve seni gördüm düşümde
oturup uzun uzun sustuk
edilebilecek üç beş kelime vardı
susuştuk

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

Katilsin sen...
Esmer bir delikanlı,
Karayağız bir babayiğit katilisin;
Sen, bir güvey, güzel bir gelin katilisin.

Katilsin sen...

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

Mektuplar 1
Deftersiz, kitapsız, hesapsız ve hatta sağlaması olmayan bir ilişkiydi bizimki; noktalama işaretleri unutulmuş bir yazı…
Karman-çorman bir romandı. Nerede, nasıl ve neden başladığı anlaşılmayan bir öykü, devrik cümlelerle dolu bir kompozisyonduk. Yüklemi bulabilsek belki özlem ortaya çıkacaktı ama sadece bir özlem belirdi, anlaşılması güç olan. neden, nasıl ve niyeleri kime soracağımızı bulamadık. Eylem ve fiilleri kendimizce yorumladık hep… Sağlamasını yapabileceğimiz bir hesap değildi çünkü. Birlikteyiz sanıyorduk ama denklemin hep diğer tarafında olduğumuzun da farkında değildik. Aslında kolay bir işlem olması gerekiyordu; bir artı bir, eşittir bir olması gerekiyordu ve biz o birden birçok şey olmasını hesaplayamadık ve her hesapta bir artı bir iki çıktı. Biz çıkamadık!

Sağlama yapmaya çalışanların çoğu uygun bir sonuç çıkarmıştı ama ya bardağın yarısı doluydu ya da yarısı boştu. Yarım bardağa bile sığmayan bir şeydi işte. İçinden çıkılamayanda buydu ya. Şey… Şey… Pek çok şey demekti! Biz, nasıl bir şey olduğunu bile kavrayamadık ve nasıl bir şeydi ki içinden çıkamadık?
Denklem, her bakışta doğru gözüküyordu ama denklemi hep sıfıra eşitleniyordu. Okuyucu nerede düşünür, nerede hüzünlenir bilemiyorduk. Klasik bir renkli pancurlu ev ve bahçede birkaç şey beliriyordu ve biz çiçek baktığımızı sanıyorduk ve umarsızca her sevinçte çiçeklerden birini koparıp birbirimize uzatabiliyorduk. Bir ölümün bir sevinci karşılayabileceğini sanıyor ve kurutulmuş çiçeklerle dolduruyorduk, defterlerimizin arasını. Oysa yeni bir sayfa açmış ve diğer sayfaları unutmaya anlaşmıştık ve hiçbir çiçek kırgınlığı onarmaz, biliyorduk.

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

Yıldızlarda buluşuruz güzelim
En yükseğinde en parlağında
Yıldızlarda buluşuruz sevgilim
Dünyada kavuşamasak ta
Üzülme bitanem
Orda aramızda dağlar olmayacak

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

Yıldızlarda buldum seni

Seninleyken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz gözlerinin derinliğinde kaybolurdum. Ağa kızına aşık bir çobanın çaldığı kavalı dinleyen kuzular misali seni dinler
Dizlerine uzanırken fırtınadan kaçan bir geminin kendini sessiz bir limana atışı gibi hayatın tüm zorluklarını ve tüm yorgunluğumu unutur rahatlardım. Sözlerin hep başka bir fısıltı gibi ayrı bir musiki tadında kulağıma gelirdi ellerini avuçlarıma aldığımda ellerim yanar ama bırakamazdım ellerini
Ve sen her seferinde daha bir güzel gelirdin bana seni her gördüğümde biraz daha fazla severdim
Gönül limanıma demirleyebilecek tek geminin sen olduğunu düşünür onun içinde deniz fenerlerinin sadece senin geleceğin yünü gösterdiğini sanırdım

Devamını Oku
Tayfun Karakaş

Çıkmaz yollar arasında kalmış, yolunu ve gideceği yeri bilmeden özgürce tutsaklığa cıkmış bir yolcuyuz.
Hangi han veya hangi hancı yardım edebilir bilinmez.
İşte tam burada başlar zaten, ‘ömür biter yol bitmez’ türküsü…
Yürümeye devam ettikçe, bir öncekinden farklı kavşaklar ve bir ötekine benzemeyen yollar sonu hep aynı yere çıkacaksa bu çeşitliliğin maksadı ne? Yoksa sevgiyle çıkılan yollar, kesişmeyebilir mi? Sevgiliyle gerçekler acıdır derler hep… O zaman söylesene; gördüğümde sevindiğim, dokunduğumda ürperdiğim, sığındığımda kollarına rahatladığım, sen gerçek değil misin?
Uyandıran sen olmadıktan sonra, kâbus dolu uykularımdan uyumanın anlamı ne? Azığımda, ekmeğimde tuzum, sürümde kuzum, toyumda gelinim olmayacak bir gerçeksen, acısın demek ki!
Ama ne acı ki gerçek değilsen ben, uyuya kalmış bir kamyon şoförünün yapacağı kazanın hemen öncesinde gördüğü bir rüyayı görüyorum.

Devamını Oku