ah Zelal
herkese şakıyan dilin
hep bana mı lal
…
susma Zelal
şu pencerende yalvaran rüzgarın hatırına
susma
sen susunca…
mühürleniyor söze dair ne varsa
bir Kerbela divanında Hasan gibi vuruluyor
Hüseyin gibi kanıyorum
hangi çölün merhametine sığınsam
tekmil kum fırtınası şaha kalkıyor
bir talan mevsiminde
cevapsız kalıyor bütün soru işaretleri
hiçbir sorunun cevabını bulamıyorum
konuş Zelal
eşkıyanın Keje’sine inat konuş
baktığım her yüzde yüzünü görüp
dinlediğim her şarkıda sesini duyarken
şarkılar kirlenmeden
şiirler kötü yola düşmeden
konuş…
içimin çölüne yağmur gibi yağsın sesin
sesin can suyum olsun
sesin taşlasın içimdeki şeytanı
sesin sessizliğin azı dişini söksün
susma Zelal
su kattığın rakının hatırına
tuz bastığın yaranın hatırına
ölü toprağı serdiğin sevdamın hatırına
susma
sen susunca…
şakiler kesiyor yolumu
kırk dağdan kırk kavim
yalın kılıç üstüme yürüyor
her biri Allahsız…
her biri kitapsız…
konuş Zelal
kelimeler sırra kadem basmadan
sesinle içime sız…
Ömer Yücekaya 2
Kayıt Tarihi : 9.3.2025 16:18:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!