Eyy Züleyha
Sarayın taşında susar zamanın sesi
Her gölge bir bekleyiş, içe çöker nefsi
Züleyhâ hükmün tahtında kendi kendine esir
İçinde büyür bir hevâ, ne evveli belli ne ahiri
Geçmiyor
Geçmiyor karanlık geceler
Gözlerin hâlâ rüyalarımı bölüp çörekleniyor tüm benliğime
Teslim alıyor varlığımı
Kendimi yitiriyorum
Seherin vaktinde güller uyusun
Kalbimde usulca aşkın büyüsün
Gözümde en masum efsun büyüsün
Gel diye çağırıp salsan fermanı
Gözlerin değince kuruyan dala
Gel ne olur
Kalbim diz çöker yokluğunun ateşine,
kül olurum adını anarken.
Gel ne olur
Yarınım, ihtimallerimden bir bir çekilir,
Avuçlarıma umut diye bıraktığın
Kurumuş papatyaları bırakıp gidiyorum.
Aklımın yolunu şaşırdığı
Kayıp benliğimi alıpta gidiyorum.
Gidiyorum işte
İstediğin gibi...
Ben zaten hiç sevmemiştim ki seni
Adını içimde yankılanan bir dua gibi taşımamıştım.
Sesin değince içimin en kuytu yerlerine
Git diyorsun bana
Söyle nasıl gideyim
Mecnuna dönmüş gönlümü
Çöllere mi süreyim
Kurak topraklar gibiyim sensiz
Ölüm Allah’ın emriydi de kul eline vermişim
Bir katilin avucuna kalbimi teslim etmişim
Kendi kıyametime yürümüşüm.
Kaç kez öldüm, kaç kez dirildim Yine de çıkamadım mahşerinden.
Nice kahrı derdi boyna asarda
Yokluğunu çekmez, almaz sırtına
Ömrümde kaç rüzgar poyraz eserde
Gönlümde sen gibi kopmaz fırtına
Dağlar diz çöksün de dualar etsin
Bir gün dönüp de bakınca geçmişe
Solgun bir fotoğraf düşerse eline
Bir sızı gibi dokunursa içinden
Ben olayım, fısıldayan kalbine




-
Fatih Bascı
Tüm YorumlarYıkılmış, harabeler
Viran hep sevmeler, sevişmeler
Hüsranın pençesinde geceler
Adını Koyamadığım
Hiçliklerdeyim...
yüreğinize sağlık harika olmuş...