Kuşların çoktan terk ettiği gökyüzü durağından,
kendime geç kalmış bir kalabalığım
Sabahın kör, sağır ve dilsiz pencerelerinde
Balkonlar sarkıyor içimin tarifsiz boşluğuna
Şapkası uçmuş rüzgar telaşıyla,
Dolanıyor hafızam eski aşkların yitik şakaklarında
Yarım yamalak, eğreti bir gülüş,
Sıkışıp kalmış can havliyle
Kimse sormuyor sahillere
kağıttan gemiler, kimin göğsüne batıyor böyle?
Ateşten denizlerde, küllerimi yüzdürmek için
Geleceğe sakladığımız yamalı umutlar
Birbirimize hiç çarpmadan, boşluğa düşen;
İçinde saklamaya çalıştığın yaralı çocuk
Dizleri yara bere içinde, saçları dağınık
Avuçlarında erimiş sabah güneşi,
Ağlıyor, kanayan alt dudağını ısırarak
Ve çocuk, avuçlarında eriyen sabahı yutkunuyor,
İçimdeki devasa boşluğa asılırken üşümüş elleriyle
Kanayan alt dudağını öpüyorum usulca
"Geçecek" diyorum, ellerinden öpüp, su/suyorum hayata...
Kayıt Tarihi : 31.10.2026 14:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!